BASINA VE KAMUOYUNA;

BASINA VE KAMUOYUNA;

Takvimler bugün 6 Şubatı, bir yıl önce hepimizi yasa boğan bir acıyı gösteriyor.

Yaşadığımız bu coğrafyanın tarihi her zaman acıların, yıkımların, felaketlerin tarihi oldu. Çok acı gördük. Çokça çile çektik.

Bundan bir yıl önce, 6 Şubat 2023’te hepimizin yüreğine kordan bir ateş düştü.

Sadece Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Elâzığ ve Diyarbakır değil, hepimiz derin bir acıyla sarsıldık, yıkıldık.

Şaibeli resmi rakamlara göre 53 binin, dönemin Çevre Şehircilik Bakanı Murat KURUM’un itirafına göre ise 130 binin üzerinde canımız, 6 Şubat Depremlerinde aramızdan koparıldı. En yakınlarımızı ve dostlarımızı kaybettik.

Aradan bir yıl geçse de ne yasımız bitti. Ne acımız ne de öfkemiz dindi.

Bilim insanlarının, meslek odalarının, bizzat devletin resmi kurumlarının raporlarında, gerekli önlemler derhal alınsa ölümlerin yaşanmayacağı defalarca vurgulandı.

Buna rağmen; ülkeyi yönetenler her seferinde üç maymunu oynadı.

1999 Marmara depreminden 24 yıl sonra gerçekleşen 6 Şubat Depremleri, üstümüzün yani mevcut devlet organizasyonunun altımızdan çok daha çürük olduğunu gösterdi.

Bir yıl önce yaşadığımız yıkımın sebebi ne tek başına depremdir ne de binalardır.

Bu büyük yıkımın asıl sorumlusu; Devletteki Neo-liberal dönüşüm politikalarının, kamu hizmetlerinin piyasaya açılmasının, özelleştirmelerin, devletin bir Anonim Şirket gibi yönetilmesinin, Devletin inşaat şirketlerine teslim edilmesinin, denetimsizliğin, imar aflarının, kamuya ve yatırımlara yeterince bütçe ayrılmamasının Baş Mimarı 22 yıllık AKP iktidarıdır.

Kar hırsını besleyen, denetim yapmaktan, etkili yaptırımlar uygulamaktan, süreçleri kurallara uygun yürütmekten aciz bir hukuk sistemi inşa eden, hukuksuzluktan beslenen köhne düzenin sahipleridir.

Deprem riskine karşı önlem almayıp, doğal afetin göz göre göre büyük bir felakete dönüşmesine neden olan politika ve uygulamaları hayata geçirenlerdir.

Buradan bir kez daha altını çiziyoruz: Depremin ilk 2 günü ortalıkta görünmeyenleri, can kayıplarını artırmak istercesine iletişim kanallarını tıkayanları, interneti kesenleri unutmadık!

Daha 24 saat geçmeden OHAL ilan edenleri, depremzedeleri “kimse kalkanları kaldırmayacağımızı zannetmesin” tehdidiyle susturmak isteyenleri unutmadık!

Deprem bölgesine gitmeye çalışan gönüllülere, muhalefet partilerinin, STK’ların yardımlarına engel olanları unutmadık!

Yandaş kuruluşlarla yapılan kurtarma ve yardım şovlarını, Kızılay’ın çadır satmasını, yardımları zimmetine geçiren yetkilileri ve daha nice rezaletler zincirini unutmadık.

Aradan bir değil, yüzyıl da geçse yaşadığımız acıları, bu acıları bizlere reva görenleri unutmayacağız.

6 Şubat Depremlerinde ve yaşadığımız diğer depremlerde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı özlemle anıyor, yakınlarını kaybedenlere bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Bizler biliyoruz ki depremin yaralarını;

Yıkılan ve ağır hasar gören 650 bin binanın ancak 40 binini teslim etmeyi planlayanlar saramaz!

Milyonlarca insanı konteyner kent ve çadır kentlerde kaderine terk edenler saramaz!

Deprem bağışlarını çarçur edenler, seçim ekonomisi adı altında kendine harcayanlar saramaz!

Yerel seçim aday tanıtım törenlerinde “oy vermezseniz hizmet gelmez” şantajı yapmaya devam edenler saramaz!

KDV, ÖTV, MTV ve gelir vergisiyle halkı soyup soğana çevirenler, lüksünden şatafatından ödün vermeyenler saramaz!

Halkın halinden anlamayanlar, anlarmış gibi yapıp kandıranlar saramaz!

Fay hatları üstündeki kentimiz Çanakkale de, beklenen İstanbul merkezli depreme hazır değildir. Bunun için;

Çanakkale Belediye Meclisi’nin 21 Şubat 2023 tarihli “Yerleşim Alanlarında Olası Deprem Zararlarının Azaltılması İçin Gerekli Önlemler” kararındaki önlemler bir an önce hayata geçirilmelidir.

Hastaneler, okullar, kreşler, öğrenci yurtları, konukevleri, lojmanlar, huzurevleri, oteller başta olmak üzere tüm yapıların depreme dayanıklı hale gelmesi sağlamalıdır.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, TOKİ evlerini yetiştirmek dışında asli görevlerini yapmaya odaklanmalıdır. Denetimlerde, mutlaka TMMOB Çanakkale bağlı Odalarıyla, ÇOMÜ ilgili Anabilim Dallarıyla, Belediyelerin ilgili Müdürlükleriyle birlikte ve koordinasyon içerisinde hareket edilmelidir.

Depreme dayanıksız raporlarına rağmen kullanılan; Eski Çanakkale Devlet Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binaları başta olmak üzere, Bakanlık İl Müdürlüklerinin, kamu kurumlarının eski binaları acilen yıkılmalıdır.

Çanakkale KIZILAY, AFAD ve GAMER personeli hızla gözden geçirilmelidir. Akraba-eş-dost-sendikal kadro yapılanması, liyakate ve yetkinliğe aykırı atamalar varsa tespit edilmeli, sorumlular cezalandırılmalıdır. Açık-örtülü tüm ödenekleri, yapılan bağışların kaydı kamuoyuna duyurulmalı, bir an önce şehrin depreme hazırlığı için kullanılmalıdır.

Bu ve daha sayamadığımız nice bilimsel ve idari önlem, acilen hayata geçirilmelidir.

Bizler, bugüne kadar atılan ve atılmayan adımları izlemeye devam edeceğiz. Sorumlulardan hesap sorulması, hak ettikleri en ağır cezaları almaları için kamuoyu baskısı oluşturmaya devam edeceğiz.

Deprem mağduru yurttaşlarımız başta olmak üzere tüm halkımıza sesleniyoruz.

Haklarımızın, özgürlüklerimizin ortadan kaldırıldığı bu bozuk düzen bizim düzenimiz değildir.

İnsana, emeğe, doğaya düşman bu bozuk düzene, köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

6 Şubat depreminin ilk gününden itibaren başlattığımız dayanışmamızı büyütmeye, acılarımızı paylaşmaya, yaralarımızı hep birlikte sarmaya devam edeceğiz. 06.02.2024

Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri