Genel

EMEĞİN, ÖZGÜRLÜĞÜN, DEMOKRASİNİN VE YAŞAMIN SESİYİZ!

EMEĞİN, ÖZGÜRLÜĞÜN, DEMOKRASİNİN VE YAŞAMIN SESİYİZ!

Merhaba dostlar,
İşçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, emekliler,
Bu ülkenin alın teriyle değer yaratanları,
Hepinizi sevgiyle, umutla ve dirençle selamlıyoruz!
1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun!

Dünyanın ve yurdun neresinde olursa olsun yüreği aydınlık bir gelecek için çarpanlara, emek, barış ve demokrasi için zindanları dolduranlara ve o zor koşullarda dahi emek, barış ve demokrasi için çaba göstermeye, direnmeye devam edenlere emeğin kürsüsünden selam gönderiyoruz. Selam olsun! Çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için direnenlere!

Bugün dünyanın dört bir yanında emeğin sesi yükseliyor. Bugün, onurlu bir yaşam, eşitlik, özgürlük, barış ve adalet için alanlardayız. Çünkü bu düzen; sefaleti dayatıyor, haklarımızı gasp ediyor, doğayı yok ediyor.

Yoldaşlar, Ülkemizde de Saray rejimi kendi bekası için tüm temel hak ve özgürlükleri hiç olmadığı kadar bir kez daha askıya almış durumda. Başta Taksim yasağı olmak üzere 1 Mayıs yasakları da göstermektedir ki, toplumun en temel hakları bugün ciddi tehdit altında. İktidar bloğunun en son 19 Mart darbesinde de olduğu gibi baskıları ve şiddetin boyutları her geçen gün artmış durumda.

30 milyonu aşkın vatandaşımızın oy kullanarak seçtiği belediye başkanları, eş başkanları, seçilmişler AKP iktidarı tarafından görevden alınarak, yerine kayyum atanarak seçme ve seçilme hakkımız gasp ediliyor. Halk iradesi hiçe sayılarak seçimler anlamsız hale getirilmek, yaşamın tüm alanlarını kontrolleri altına almak istiyorlar.

Dostlar,

Çalışma yaşamında da örgütlenmenin önündeki engeller her geçen gün daha da büyüyor. Türkiye’deki emekçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar ve sendikal hak ihlallerine askeri darbe dönemlerini aşan grev yasakları, gözaltı ve tutuklamalar ekleniyor. Buradan bir kez daha  EĞİTİM SEN yöneticilerine ve BİRTEK SEN Genel Başkanına verilen hukuksuz ve keyfi cezaları şiddetle kınıyoruz

Yolsuzlukları, talan ve rant düzenleri devam etsin istiyorlar. Bunun için siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, sendikacılar, avukatlar, sanatçılar, muhalif tüm kesimler hedef alınıyor. Yargı, iktidarın, Sarayın emir eri haline getiriliyor.

1 Mayıs, 1886’da Chicago’da yakılan kıvılcımın bugüne taşınan kararlılığıdır.
Bu tarihsel çağrı, yoksulluğa, güvencesizliğe, sömürüye ve adaletsizliğe karşı emeğin örgütlü gücüdür!

 

Bugün Türkiye’de milyonlarca emekçi hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesizlikle boğuşuyor.
Sendikal haklar engelleniyor, grevler yasaklanıyor, iş cinayetleri artıyor. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, halkın iradesi yok sayılıyor. Kadınlar, gençler, göçmenler ve emekliler kırılgan koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Seçilmişler görevden alınıyor, muhalif belediyelere kayyum atanıyor.
Bu baskı rejimine karşı susmuyoruz! Kararlıyız, haklıyız, örgütlüyüz!

Belediye işçileri insanca yaşam ve kadro hakkı için direniyor. Belediye şirket işçileri kamu işçisidir! Ayrımcılığa, güvencesizliğe ve düşük ücretlere karşı kadro hakkımızı, eşit işe eşit ücret hakkımızı, ilave tediye hakkımızı istiyoruz!

Sendikal örgütlülüğümüze dönük her baskıya karşı susmadık, susmuyoruz! Kapitalizmin aşırı kar hırsı ekolojik yıkımla sonuçlanıyor, savaş ve talan politikalarıyla doğa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor.

Ve yine bugün Kaz Dağları’ndan yükselen çığlığa da ses veriyoruz. Altın, gümüş ve bakır uğruna dağlarımız, ormanlarımız, içme suyumuz zehirlenmek isteniyor. Sarayın yandaşı şirketler Kaz Dağları’nı, tarım alanlarını, meraları yağmalıyor. Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı tehdit altında. Ama biz biliyoruz: Kaz Dağları’nı savunmak yaşamı savunmaktır!

Doğa bir kaynak değil, canlı bir varlıktır! Ortak yaşam alanımızdır! Sömürüye, talana, eşitsizliğe karşı taleplerimiz var ve susmuyoruz!

Bunun da yolu birlikte ve ortak mücadele etmektir!

Taleplerimiz:
Ø Emeğin sömürülmediği,

Ø Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olduğu,

Ø Sendikal hak ve özgürlüklerin önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı

, Ø Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı,

Ø Tüm emeklilere insanca yaşamaya yetecek bir aylık verildiği,

Ø Haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri döndüğü,

Ø Kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı haksızlığa uğramadığı,

Ø Kadınları aile içinde tanımlayan, bedenine ve emeğine saldıran politikaların son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı,

Ø İstanbul Sözleşmesinin feshinin iptal edildiği, 190 sayılı ILO sözleşmesinin imzalandığı,

Ø Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hâkim olduğu,

Ø Halk iradesinin yok sayılmadığı,

Ø Çocuklarımızın okula aç gitmediği, MESEM projesi adı altında çocuk işçi haline getirilmediği, ÇEDES projesiyle laik ve bilimsel eğitimden mahrum bırakılmadığı, Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu bir dünya ve ülkeyi birlikte ve ortak mücadeleyi büyüterek kuracağız.

Bu düzeni değiştirmek biz işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, gençlerin, kadınların… kısacası Tam Bağımsız, Özgür Demokratik bir Türkiye isteyen tüm halkların ellerindedir. Birlikle, dayanışmayla, mücadeleyle bu karanlığı dağıtabiliriz!
Örgütlenmeye, direnmeye, değiştirmeye devam edeceğiz!

1 Mayıs’ta yalnızca haklarımız için değil,

  • Daha güzel bir gelecek için,
  • Eşit ve özgür bir yaşam için,
  • Barış ve demokrasi için omuz omuza olacağız!

Çanakkale Emek Barış ve Demokrasi Güçleri olarak çağrımızdır:

  • Gelin, korkuyu değil umudu büyütelim.
  • Gelin, yalnızlığı değil dayanışmayı büyütelim.
  • Gelin, karanlığı değil aydınlığı büyütelim!
  • Gelin, emeğin, bilimin, barışın ve özgürlüğün sesi olalım!

Bu 1 Mayıs’ta emeğimize, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için; umutla, kararlılıkla,

Dayanışmayla Türkiye’nin dört bir yanında meydanları dolduranlara sesimizi duyuralım!

 

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın Emek, Demokrasi ve Barış Mücadelemiz!

Yaşasın Emeğin, Barışın ve Demokrasinin Mücadelesi!

Yaşasın Örgütlü ve Birleşik Mücadelemiz!

Bijî Yek Gulan!