10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde Türkiye’nin İnsan Hakları Tablosu Karanlık!

 

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 67. yılı kutlanıyor. İnsan hakları konusunda uluslararası hukukta en önemli belge olarak nitelendirilen “Evrensel Bildirge”nin kabul edilişinin 67. yılında Türkiye, insan hak ve özgürlükleri alanında bugüne kadar ortaya çıkan en karanlık günleri yaşıyor.

Emekten ve İnsanca Yaşamdan Yana Bir Gelecek İçin;İYİ Kİ KESK VAR!..

 

Bugün, Kamu emekçileri mücadele tarihinin yapı taşı, fiili meşru mücadelenin açık adresi konfederasyonumuz KESK’in 20. Kuruluş yıldönümü…  

 20. Kuruluş yıldönümümüzü çok ağır faşizm koşullarında karşılıyoruz. Darbe koşullarının hüküm sürdüğü yıllarda kurulan Konfederasyonumuz bir kez daha faşizmin sistematik saldırısıyla karşı karşıya… Mezhepçi, cinsiyetçi, milliyetçi, neo liberal politikaları tüm yoğunluğu ve yaygınlığıyla hayata geçiren AKP faşizmi her alanda olduğu gibi çalışma yaşamında da tek tipçiliği geliştirmektedir. Yandaş Konfederasyon ve bağlı sendikaları üzerinden bir yandan emekçilerin hak ve çıkarlarını sermayeye peşkeş çekerken bir yandan da çalışma yaşamını zapt u rapt altına almaktadır.

Özgür Basın Susturulamaz!

Muhalif her sesin susturulmak istendiği bir dönemde, her güne yeni skandallarla başlar olduk. Her günümüz hukuk, adalet, yaşam hakkı gibi kavramlara nefes verip; hakkımız olanı ve geleceğe dair umutlarımızı diri tutmakla geçer oldu. Toplumun yalansız, dolansız, sansürsüz bilgiye ulaşma hakkı da dün itibariyle büyük bir yara daha aldı.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü Basın açıklaması

 

 

Değerli Basın Emekçileri

 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nün simgesi Mirabel kız kardeşlerin Dominik Cumhuriyetinde diktatörlüğe karşı yürüttükleri özgürlük mücadelesi nedeniyle katledilmesinin üzerinden yarım yüz yılı aşkın zaman geçti. Ancak dünyanın her yerinde kadınlar hala sömürülüyor, baskı ve şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, katlediliyorlar. Kadınların rengi, dili, yaşadıkları coğrafya değişiyor ama uğradıkları şiddetin kaynağı değişmiyor. Kadınlara yönelik her türlü şiddet, tek tek bireylerin kendi çıkmazlarından, geriliklerinden kaynaklanmıyor. Bilakis, erkek egemen sistemin kendisi bu şiddeti bin yıllardır yeniden üretiyor.