Akademisyenlere Yönelik Her Türlü Yıldırma ve Sindirme Uygulamalarına Son Verilmelidir!

 

Hatırlanacağı üzere, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan 2212 akademisyen hakkında, Cumhurbaşkanı ve hükümetin baskısıyla gözaltı operasyonları yürütülmüş ve savcılık soruşturmaları başlatılmıştı. İmzaladıkları bildiriyle barış talebine ve iradesine sahip çıkan, hükümete ve TBMM’ye sorumluluklarını hatırlatan akademisyenler, üniversitelerinde soruşturmalara maruz kalmış, hukuksuzca işten atılmıştı. Son olarak ise 4 akademisyen, yaptıkları basın açıklaması nedeniyle tutuklanmıştı.

EĞİTİMDE ÇELİŞKİLER VE EŞİTSİZLİKLER ARTARAK SÜRÜYOR!

 



Eğitim sisteminin yıllardır çözüm bekleyen en temel sorunları, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında azalmak bir yana daha da artmış, eğitimde yaşanan çelişki ve eşitsizlikler giderek derinleşmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çözüm üretmekten çok, yeni sorunlar yaratan politika ve uygulamaları nedeniyle eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler bu eğitim öğretim yılında da ciddi anlamda mağdur edilmiştir.

Baskılara Karşı Sesini Yükselten Liseli Gençler Yalnız Değildir!

 

2015-2016 eğitim öğretim yılının son günlerinde, iktidarın yıllardır uyguladığı ırkçı ve gerici politikalara maruz kalan, her biri siyasi görevler yüklenerek okullarda görevlendirilen yandaş idareci kadrolarına karşı Türkiye’nin köklü liselerinin öğrencileri bildiriler yayınlayarak demokratik tepkilerini göstermişlerdir.

Çarpıtma Ve İftiralarla Sendikacılık Yapanlar Gerçeklerin Üzerini Örtemezler!

Gerçekleri olduğundan farklı göstermeye çalışmak, karşısındakini aldatmak, kandırmak ya da kafasını karıştırmak için en çok başvurulan yöntem gerçekleri çarpıtarak yansıtmaktır. Yıllardır geniş toplum kesimlerini kandırmak ve onları kendi politikalarına yedeklemek açısından çarpıtmayı etkili bir siyasi söylem tarzı olarak benimseyenlerin sendikal uzantıları gerçek dışı söylemlerini arttırarak sürdürmektedir.

AKP, Konfederasyonumuzun Hukuki ve Fiili Mücadelesi Karşısında Adım Atmak Zorunda Kaldı!

 

Son yıllarda, çalışan maaşı ile emekli maaşı arasındaki farkın çok artması dolayısıyla, pek çok kamu emekçisi zorunlu olarak 30 yılın üzerinde çalışmak durumunda kalmaktadır.

Bilindiği üzere şimdiye kadar kamu emekçileri kaç yıllık hizmetleri olursa olsun, en fazla 30 yıl hizmet üzerinden emekli ikramiyesi alabilmekte idi. 30 yılın üzeri için kendilerine herhangi bir ödeme yapılmaması gibi bir hukuksuzluk yıllarca kamu emekçilerine reva görüldü.