10 Ekim’de “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” Demek İçin Ankara’dayız!

Yıllardır işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarını ortadan kaldırmak için gece gündüz çalışan AKP hükümeti, 7 Haziran seçimleri sonrasında tek başına iktidarını kaybetmesinin ardından, içeride ve dışarıda savaş politikalarını yeniden devreye soktu. AKP’nin tek başına iktidar olabilmek için başlattığı askeri ve siyasi operasyonlar sürerken, Başbakan’ın “Bu vatan için evlatlarımızı feda etmeye hazırız” ifadesinin bedelini yine ülkenin yoksul halk çocukları canlarıyla ödüyor.

 

Türkiye’de darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini hep bu topraklarda yaşayan halklar ve emekçiler ödedi. Birileri “tek başına iktidar” hesapları üzerinden savaş naraları atarken, bugüne yaşanan çatışmalarda savaş kışkırtıcılarının değil, yoksul halkların çocukları hayatını kaybetti.

Türkiye’de savaştan, silahlanmadan rant uman ve bunun üzerinden oy hesapları yapanlar, barışı savunmak yerine sürekli çatışma ve savaş çığırtkanlığı yapmayı sürdürüyorlar. Yıllardır şiddet ve baskı politikalarında ısrar edenler, “yurtta barış, dünyada barış” için mücadele etmek yerine, içerde savaş, dışarıda savaş politikalarını benimseyenler, kan ve gözyaşından beslenerek siyasi hedeflerine ulaşmak için ülkeyi göz göre göre yangın yerine çevirmekten çekinmiyorlar.

Birilerinin hırsı uğruna 35 günlük bebekleri, okul çağındaki çocukları, hayatının baharında olan gençleri toprağa verirken, ülkenin dört bir yanında farklı dillerde anaların gözyaşları ve feryatlarıgiderek artıyor. Aylardır yaşanan çatışmalar ve ölümler, siyasi hedefleri için savaşı kışkırtanlar dışında hepimizi derin bir üzüntüye boğuyor ve gelecek için kaygılandırıyor.

Savaş çılgınlığında ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürüklerken, halklar arasında oluşan bağları birer koparmayı, şiddet ve linç kültürünü güçlendirmeyi hedefliyor. Yıllardır halkları birbirine karşı kışkırtıp bunun üzerinden “oy avcılığı” yapanlar, yüzyıllardır iç içe yaşayan halklar arasındaki kardeşlik bağlarını koparmaya ve ülkede iç savaş çıkartarak, tek başına iktidar hedeflerine ulaşmanın hesaplarını yapıyor.

7 Haziran seçimleri sonrasında tek başına iktidarı kaybeden AKP’nin ısrarla yürüttüğü ve yaygınlaştırmaya başladığı savaş, fiili sıkıyönetim uygulamaları ile 90’lı yılları bile gölgede bırakmış, çocuk, genç, kadın, yaşlı demeden doğrudan halkı, öğrencilerimizi ve bizleri hedef almaya başlamıştır.

Barışın, kardeşliğin ve demokrasinin olmadığı ülkelerde, emekçilerin huzur içinde yaşaması, mevcut haklarını koruması ve yeni haklar kazanması mümkün değildir. Bu anlamda emek mücadelesi ile barış mücadelesi bir bütündür ve birbirinden ayrı değerlendirilemez. Eğitim ve bilim emekçileri olarak birilerinin “tek başına iktidar” saplantısı uğruna çocuklarımızı, öğrencilerimizi kimse için feda etmek istemiyoruz. Bizler ölümü değil, yaşamı ve yaşatmayı savunuyor, bu yüzden kimsenin ölmesini istemiyoruz.

Türkiye halklarının yıllardır özlem duyduğu, silahların ebediyen susup demokratik siyasetin konuştuğu, gerçek anlamıyla halklar arasındaki barış ve kardeşlik duygularının güçlendiği bir ortamın yaratılması, barış düşmanları ve onların destekçileri dışında toplumun tüm kesimlerinin ortak beklentisi, özlemi haline gelmiştir.

İktidarın savaş politikalarına karşı barışta ısrarcı olmak, farklı kimlik, inanç ve mezhepten olan, yıllardır barış içinde bir arada yaşamı savunan herkesi barış talebinde birleştirmeyi gerektiriyor. Bu nedenle yıllardır emek, barış ve demokrasi mücadelesinde yer alan tüm emek ve demokrasi güçlerinin katılımıyla 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’da “SAVAŞA İNAT, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ” başlıklı mitinge katılarak, Saray’ın ve AKP’nin hesaplarına kurban edilecek tek bir evladımız olmadığını göstermek zorundayız.

Savaş çığırtkanlığına karşı yıllardır emek, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren eğitim ve bilim emekçileri olarak barışı sahiplendiğimizi göstermek için 10 Ekim’de Ankara’da yapılacak mitinge barış isteyen herkesi davet ediyoruz.

Bildiriyi görmek için tıklayınız.


Şube Yürütme Kurulu