Gerçek Bir Cumhuriyet

 

Gerçek Bir Cumhuriyet, Biçimsel Kutlamalar Yapılarak Değil,

Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Yükseltilerek Yaratılabilir!

Farklı kimlik ve inançlara sahip halkların emperyalist güçlere karşı bedenlerini siper ederek kazandıkları zaferin ardından ilan edilen Cumhuriyet’in 90. yılı kutlanıyor. Etnik kimlik, dil, inanç, cinsiyet, kültür vb gibi, aralarındaki tüm farklılara rağmen Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde emperyalist esaretten kurtulmak için omuz omuza mücadele eden halklar, uzunca bir süredir çeşitli vesilelerle birbirine düşman edilmeye, karşı karşıya getirilmeye çalışılırken, her yıl olduğu gibi, bu yıl da tamamen göstermelik kutlamalar yapılacaktır.  

 

Demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış ve kardeşlik talep eden milyonların talepleri karşısında saldırganlaşan, halkların taleplerini görmezden gelen bir siyasi iktidarın, Cumhuriyet kavramının temel felsefesini oluşturan halkın kendi kendisini yönettiği, gerçekten demokratik bir Türkiye yaratmasını beklemenin hiç gerçekçi olmadığı geçtiğimiz 11 yıl içinde net bir şekilde görülmüştür.

Türkiye uzunca bir süredir, emperyalist planların uzantısı olarak hareket eden, eşitlik, özgürlük ve demokrasi temellerine oturmayan 12 Eylül “darbe anayasası” ile yönetilen bir ülkedir. Farklı dil, kültür ve inançların baskı altında tutulduğu, emekçilerin en temel taleplerinin görmezden gelindiği, halkların eşit ve özgür olmadığı, en temel insan hakkı olan anadilinde eğitim hakkının yok sayıldığı bir ülkenin gerçek anlamda demokratik olması mümkün değildir.

Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 90 yıl geçmiş olmasına rağmen, en temel demokratik talepler şiddet ile bastırılmakta, siyasi iktidarın tekçi, otoriter ve baskıcı politikalarına karşı direnenler kimi zaman polis şiddeti, kimi zaman mahkemeler yoluyla sindirilmekte, en temel demokratik tepkiler bile iktidarın giderek artan şiddetiyle karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye, halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinin, belediye başkanlarının, örgütlenme özgürlüğünü savunan sendikacıların, halkın doğru haber alması için mücadele eden basın emekçilerinin cezaevlerine doldurulduğu bir ülke olma utancını sürdürmektedir. 

En yakıcı sorunları görmezden gelen, siyasal iktidarın şoven, ayrımcı ve her aşamasında şiddete dayanan politikalarına sessiz kalmak demek, yaşanan zorbalığa ortak olmak demektir. Türkiye’de farklı kimlik ve inanç gruplarının, Kürtlerin, Alevilerin, işçiler, kadınlar, öğrenciler, LGBT bireyler gibi toplumun farklı kesimlerinin hakları ve talepleri sahiplenilmeden, gerçek anlamda laik ve demokratik bir Türkiye mücadelesi yürütülmeden, AKP’ye karşı biçimsel bir cumhuriyet savunusu yapmanın hiçbir inandırıcılığı yoktur.

Eğitim Sen, emeğin, barışın, eşitliğin, kardeşliğin, özgürlüğün hakim olduğu demokratik bir ülkede; herkese eşit, parasız, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkının, savaşa karşı barış, faşizme karşı demokrasi, emperyalizme karşı bağımsızlık, baskılara karşı özgürlük, ırkçılığa ve şovenizme karşı emekçilerin birliği ve halkların kardeşliği mücadelesini sürdürmekten geçtiğine inanmaktadır.

Eğitim Sen olarak, bu topraklarda yaşayan bütün halkların kendi renkleriyle birlikte geleceği üzerinde söz sahibi olduğu, her bireyin eşit haklara sahip olduğu, anadilinde eğitim alabildiği, inancını özgürce yaşayabildiği, eşit, özgür ve gerçekten demokratik ve laik bir ülkede, herkesin barış içinde yaşaması dileğiyle, tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz.