İfade Örneği ve Karar

Merkez Yürütme Kurulumuzun, 3 Ekim 2013 günü aldığı karar uyarınca, 7 Ekim 2013 tarihinden itibaren gerçekleştirilen göreve özgür giyimle gelme eylemimize karşı başlatılan disiplin soruşturmalarında kullanılmak üzere ifade örneği hazırlanmıştır. İfade örneği ile yürütme kurulu kararı için haberin devamına tıklayınız.

 

İFADE ÖRNEĞİ

 

 

 

            Kısa adı EĞİTİM SEN olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesiyim. EĞİTİM SEN Merkez Yürütme Kurulu, 3 Ekim 2013 gün ve 92 sayılı kararıyla; kılık kıyafet üzerinden eğitimde kullanılan her türlü dinsel simge ile dinin siyalaştırılmasının ötekileştirici ve ayrımcı olduğunu, EĞİTİM SEN’in, eğitimde ayrımcılığın, eşitsizliğin, ötekileştirmenin karşısında olmaya, her türlü gericiliğe, toplumsal yaşamın ve eğitim alanının muhafazakârlaştırılmasına ve tek tipleştirmeye karşı mücadele etmeye devam edeceğini, kurulduğu günden bugüne her türlü statükoya karşı çıktığı gibi bugün de yeni türden dayatmalara, tek tipleştirme ve statükoya karşı çıkacağını belirterek, “7 Ekim Pazartesi gününden itibaren bütün üyelerin ve eğitim emekçilerinin özgür giyimle işyerlerine” gitmesi yönünde bir karar almıştır. Ben de sendika üyesi olarak bu karara uydum.

 

Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukukumuzun bir parçası haline gelen ve bir çatışma olması halinde yasalardan önce uygulanacak olan temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin örgütlenme özgürlüğü ve sendikal haklara ilişkin hükümler içerdiği bilinmektedir.

 

151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3.maddesinde “Bu sözleşmenin uygulanması bakımından kamu görevlileri örgütü deyimi oluşumu ne olursa olsun amacı kamu görevlilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan herhangi bir örgüt anlamına gelir” hükmüne yer verilerek kamu çalışanların çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri açıkça kabul edilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, “Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır” hükmüne yer verilmiş, bu hakkın kullanılmasının kamu makamlarınca engellenmeyeceği belirtilerek çalışanlar korunmuştur.

 

87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesi uyarınca “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinlerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptir”. 87 sayılı Sözleşmenin 8/2 maddesinde de, “Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamaz veya zarar verecek şekilde uygulanamaz” hükmüne yer verilerek kamu çalışanlarının örgütünün kendi amaçları doğrultusunda düzenlemiş olduğu etkinlere katılması nedeniyle cezalandırılamayacağı açık bir biçimde ortaya konmuştur. Bu nedenle üyesi olduğum sendikanın aldığı karar uyarınca gerçekleştirilen etkinliklere katılmam suç olmayıp sendikal ve demokratik hakların kullanılması niteliğindedir.

 

 

 

 

 

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslar arası sözleşmeler arasında olduğu kuşkusuz olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesinde;“Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir”,

 

Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin (İHAS) 10/1. maddesinde;“Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir”  hükümlerine yer verilmiş,

 

Anayasa’nın 25. maddesinde “düşünce ve kanaat hürriyeti” başlığı altında; “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz”, 26. maddesinde İHAS’nin 10/1.maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde; Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir” hükümlerine yer verilmiştir.

 

Görüldüğü gibi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmenin 10. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasa’nın 25 ve 26. maddelerinde ifade/düşünce özgürlüğü en geniş anlamıyla güvence altına alınmıştır. Yurttaşların yasalara göre kurulmuş olan ve üyesi oldukları örgütlü kuruluşlar aracılığıyla meşru sınırlar içinde hak aramasının, demokratik tepki göstermesinin veya düşüncelerini açıklamasının engellenmesi demokratik sisteme güveni azaltır, antidemokratik tepkileri güçlendirir. Bu nedenle hak ve özgürlükler temelinde örgütlenerek sorunlarını duyuran, görüş ve öneriler getiren demokratik kitle örgütleri demokrasinin en önemli güvencelerindendir. Açık ve katılımcı toplum düzeni de bu güvenceden doğmaktadır. Sendika üyesi olarak, sendikanın aldığı karar doğrultusunda göreve özgür giyimle gelmenin de, ifade özgürlüğünün kolektif olarak kullanılması olarak değerlendirilmesi gerekir.

 

Kamu görevlilerinin, sendikaların aldığı karar doğrultusunda toplu eylem hakkı insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa ile güvence altına alınmış olup, bu güvenceye göre verilen pek çok mahkeme kararı da bulunmaktadır. İç hukukumuzu doğrudan etkileyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesine aykırı bulmaktadır. (Karaçay – Türkiye), (Satılmış ve Diğerleri – Türkiye), (Urcan ve Diğerleri – Türkiye), (Enerji Yapı Yol Sen – Türkiye)

 

Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı Türk Ceza Yasası ile de korumaya alınmış, Yasanın 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.

 

Sendikamızın aldığı kararın amacı, ayrımcı ve ötekileştirici politikalara karşı, göreve özgür giyimle gelmedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, keyfi uygulamalara geçit vermeyecek, yeni kutuplaşmalara yol açmayacak düzenlemeler yapması gerekirken, 8 Ekim 2013 günlü Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliği incelendiğinde de görüleceği gibi, siyasal iktidar, sendikamızın her zaman savunduğu “Demokratik, Laik, Bilimsel ve Anadilinde Eğitim” yaklaşımına karşı, dini siyasallaştırarak, dinsel simgeler üzerinden ayrımcılık yapmakta, kendi ideolojisine uygun bir düzenlemeyi hayata geçirmeye çalışmaktadır.

 

 

 

İfadem bundan oluşmaktadır. Bilgilerinize sunarım. …/…/2013

 

 

 

                                                                                                          Ad, Soyad, İmza