Kamuda “Kılık-Kıyafet Özgürlüğü” Söyleminin Gerçek Olmadığı, Yönetmelik Değişikliği ile Net bir Şekilde Görülmüştür!

 

Başbakan’ın açıkladığı “Demokratikleşme Paketi” ile kamuda TSK, Emniyet ve Adliyelerde Hakim ve Savcılar dışında hizmet sunan kamu görevlileri açısından başörtüsü yasağının kaldırılması, Başbakan başta olmak üzere, siyasi iktidar temsilcileri tarafından kamuoyunda “kılık kıyafet özgürlüğü” olarak gösterilmeye çalışılmıştır. 

Kamuda başörtüsü ya

sağının kaldırılması, iddia edildiğinin aksine, kılık kıyafet özgürlüğü anlamına gelmemektedir. Yıllardır iktidarından muhalefetine tüm partiler tarafından önemli bir inanç istismarı olarak ve toplumu bölerek birbirine karşı kışkırtmak amaçlı olarak kullanılan “başörtüsü”, özellikle AKP iktidarı tarafından yeni bir istismar ve siyasi rant aracı olarak kullanılmak istenmektedir.

1982 tarihli, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelikte yapılan değişiklik, kamuda kılık-kıyafet serbestliği değil, sadece başörtüsüne yönelik bir düzenleme yapıldığını göstermektedir. Yönetmelikte kamu personelinin kılık-kıyafetine ilişkin aşırı düzenleyici ve yasakçı zihniyet, siyasi iktidarın başörtüsü üzerinden yeni bir siyasi rant alanı yaratmaya çalıştığını göstermiştir.

Yıllardır, özellikle halkın dini duygularının istismarı üzerinden siyaset yapan AKP iktidarı, kılık-kıyafet serbestliği konusunda yasakçı tutumunu aynen sürdürmektedir. Kamu emekçilerinin nasıl giyineceğinin son derece ayrıntılı ve katı kuralların olduğu bir yönetmelikle belirlenmiş olması, hükümetin “kendine demokrat” ve “sahte özgürlükçü” kimliğini bir kez daha göstermiştir.  

Okulda din derslerinin yarattığı eşitsizlikler, tek din, tek mezhep dışındaki inanç gruplarına yönelik ayrımcı uygulamaların arttığı bir dönemde, bir taraftan kamuda kılık-kıyafet özgürlüğü söylemini kullanıp, diğer taraftan sadece başörtüsü serbestliğini getirerek bunun “kılık-kıyafet özgürlüğü” olarak yansıtılması, özgürlük kavramının içinin boşaltılmasından başka bir anlam taşımamaktadır.

Hükümetin baştan aşağı yasaklar ve kısıtlamalarla dolu olan kılık-kıyafet yönetmeliği ile kamuda fiilen “tek tip” kıyafet uygulamasına devam kararı alması, kılık-kıyafet serbestliği üzerinden yapılan bütün söylem ve değerlendirmelerin içinin tamamen boş olduğunu göstermiştir.

1982 yılında, 12 Eylül darbeci zihniyetinin gölgesinde hazırlanan ve yayınlanan kılık-kıyafet yönetmeliğindeki yasakçı uygulamaların, 12 Eylül zihniyetini haklı çıkarırcasına en küçük bir değişiklik olmaksızın sürdürülmesi kabul edilemez.

Eğitim Sen, kurulduğu ilk günden itibaren, toplumun her alanında olduğu gibi, özellikle eğitimde ayrımcılığın, eşitsizliğin, ötekileştirmenin karşısında olmuş, siyasi iktidarların kendine demokrat ve sahte özgürlükçü tutumlarını her fırsatta teşhir etmiştir.

AKP iktidarı ile birlikte, eğitim alanı başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bir bütün olarak muhafazakârlaştırılmasına ve kamu emekçilerinin kılık-kıyafetleri üzerinden tek tipleştirilmesine karşı tüm eğitim ve bilim emekçilerini somut tutum almaya, yasakçı kılık-kıyafet yönetmeliğine karşı hep birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.   

 

ŞUBE YÜRÜTME KURULU