Zorunlu Bir Açıklama

Değerli Basın Emekçileri ve Çanakkale Kamuoyu

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) olarak Türkiye’de ve dünyada emek, haklar ve özgürlükler alanında her olayı anlama ve değerlendirme çabası içinde olmuştur. BuKESK olarak varlık gerekçemizin bir parçasıdır. Bu konularda halkımızla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar çok iyi bilinmektedir. Bu nedenledir ki KESK Türkiye emek mücadelesi ve demokrasisinin temel belirleyicilerinden birisidir. Bütün bunlara rağmen bazen can sıkıcı ufak tefek konularda da açıklama yapmak zorunda kalıyoruz.

 

 

                Basından ulaştığımız bilgilere göre; Eğitim İş Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu tarafından Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) hakkında emek mücadelesi ve ahlaki ölçütler ile açıklanamayacak açıklamalar yapılmıştır. Bu konuda en canımızı sıkan konu emek mücadelesinde en yoğun dönemlerinden birinden geçerken bu ve benzeri ufak ve önemsiz ayrıntıları ile uğraşmak zorunda kalınmış olunmasıdır. Bununla birlikte KESK olarak kurumsal saldırıya sessiz kalmamız da söz konusu olamaz. Bununla birlikte,KESK’i ve KESK hakkında dedikodu yapanları ülkenin ve dünyanın emek mücadelesi tarihi yazmıştır ve yazacaktır. Esas olan “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?” diyebilmektir. Gönül ister ki bu kişiler karşımızda oturup işin felsefesi ve ahlakı üzerinde konuşabilecek yeterlilikte olsun. KESK hakkındaki görüş ile önerilerin doğrudan bize ifade edilmemekte ve dedikodu yapmaktan öteye gidilmemektedir. Bu nedenle bu kişilere birkaç soru sormak ile yetinilecektir:

 

1. Dedikodu yapmak ve yalan söylemek ne zaman sendikacılık olmuştur?

 

2. Elde bilimsel ve hukuksal bir veri olmadan konuşmak ne zamandan bu yana ahlakidir? Eğer bu şekilde bir veri var ise neden istediğiniz ortamda ya da televizyonda bizimle konuşmuyorsunuz?

 

3. Ne zamandan beri, Türkiye’yi tanımadan, anlamadan ve emek vermeden belli şoven kalıplara sıkıştırmaya çalışmak vatanseverlik olmuştur? Bu aslında sorgulayıcı akıl bilimsel verinin yol göstericiliği ilkesine aykırı bir durum değil midir?

 

4. Sendikacılık yaparak emek mücadelesi vermek yerine başka sendikalar hakkında yorum yapma hakkını nereden buluyorsunuz?

 

5. Barış sizi neden bu kadar korkutuyor? “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözünü unuttunuz mu? Yoksa belli değer ve kavramların sömürebildiğiniz kadarlık kısmını mı hatırlıyorsunuz?

 

6. Nasıl bir dünya ve emek mücadelesi istediğinizi felsefesi ve mantığı ile söyleyecek gücünüz yok mu? Neden başkalarını karalayarak sendikacılık yapmaya çalışıyorsunuz?

 

7. Halkın karşısına birilerini karalama çabası yerine savunduğunuzu iddia ettiğiniz değerden hareketle yaptığınız sendikacılık örnekleriyle çıksanız ya. Örneğin 4+4+4 ucubesi bu topluma dayatılırken neredeydiniz?

 

8. DİSK ve KESK’e saldırmanız emek mücadelesini güçlendiriyor mu zayıflatıyor mu? Mümkün ise bir düşünün Türkiye’de emek mücadelesinin temel belirleyicileri olan DİSK ve KESK’in zayıflaması kimin işine yarar? O halde kime hizmet ettiğinizin farkında mısınız?

 

………….Soru çok ama uzatmaya gerek yok.

 

Söylenebilecek tek söz var: Yeter artık, düşün artık emek mücadelesi verenlerin yakasından!!!

 

                Değerli halkımız sizleri bu gereksiz konuyla rahatsız ettiğimiz için özür dileriz. Bununla birlikte bazen bu tip açıklamalar gerekli olabiliyor. Bu aşamada halkımıza söyleyebileceğimiz tek şey söze değil işe bakmaları önerisidir. Her zaman olduğu gibi sizleri emek ve demokrasi mücadelesinde yanımızda görmek bizi mutlu eder. Varlığınız ve desteğinizle emek ve demokrasi mücadelemizi daha da yetişkinleştirebileceğimizi düşünüyoruz. Her zaman olduğu gibi desteğinizi bekliyoruz.Saygılarımızla.

 

Çanakkale KESK Dönem Sözcüsü

 

Telat KOÇ