Eğitim Sen Üyelerine Yönelik Soruşturmalar Üzerinden Başlatılan “Cadı Avı”na Derhal Son Verilmelidir!

 

Yıllardır sesi kısılan, talepleri yok sayılan halk kesimlerinin Gezi parkı eylemleri ile en temel yaşam alanlarını korumasına karşı şiddet, tehdit ve yıldırma uygulamaları hız kesmeden devam ediyor. Gezi eylemlerinin başından itibaren özellikle Başbakan tarafından kullanılan nefret söylemi ve kışkırtıcı dilden cesaret alanlar, bir taraftan polis saldırıları üzerinden yaşanan devlet terörü, gözaltılar ve tutuklamalar ile sindirilmeye çalışılırken, diğer taraftan özellikle sendika üyelerine yönelik yoğun bir soruşturma ve fişleme faaliyeti yapılıyor.

 

 

11 yıla yaklaşan iktidarları boyunca böylesine ciddi bir halk muhalefetiyle karşılaşmayan AKP hükümeti, milyonların günlerdir sokaklarda olduğu büyük halk direnişini, 4-5 Haziran ve 17 Haziran`da yapılan grevler ile daha da güçlendiren sendikalara yönelik yoğun baskı ve sindirme politikaları uygulamaya başlamıştır.

 

Gezi eylemlerine destek verdikleri gerekçesiyle avukatlara, doktorlara ve gazetecilere yönelik şiddet ve gözaltıların ardından, günlerdir ülke çapında sürdürülen gözaltı ve tutuklamalar sürerken, son olarak dün Eskişehir`de Eğitim Sen Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı`nın da arasında olduğu 13 kişi gözaltına alınmıştır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 17 Haziran grevi sonrasında özellikle Eğitim Sen üyelerine yönelik yoğun bir soruşturma furyası başlatılmıştır. 17 Haziran grevi sonrasında greve katılan üyelerimizin kimlik bilgileri istenmiş ve çok sayıda Eğitim Sen üyesi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Benzer bir "cadı avı"nın sendikalarımızı kurduğumuz 1990`lı yıllarda yaşandığı hatırlandığında, iktidarın büyük bir çaresizlik ve korku içinde avukatlar, doktorlar ve basın emekçilerinin ardından, Eğitim Sen üyesi eğitim emekçilerini de hedefine aldığı anlaşılmaktadır.

 

Sağlık Bakanlığı`nın polis saldırıları sırasında yaralananlara gönüllü sağlık hizmeti sunan sağlık emekçilerine yönelik fişleme ve soruşturmasının ardından, eğitim emekçilerine yönelik böylesi bir girişimin başlatılmış olması dikkat çekicidir. Siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik çizgisinde "hizmet sendikacılığı" yapanlara yönelik herhangi bir yaptırım uygulanmazken, Eğitim Sen`e yönelik ayrımcı uygulamalar içine girmiş olması resmen ikiyüzlülüktür. Demokrasi ve özgürlükleri sadece kendileri gibi düşünenler için savunanların, halkın karşısına geçip hak ve özgürlükleri savunması, demokrasi nutukları atmasının hiçbir inandırıcı tarafı yoktur.

 

Halkı kin, nefret ve düşmanlık duygularıyla bölerek birbirine karşı kışkırtan, polis gözetiminde sokaklarda satır ve bıçaklarla Başbakan lehine slogan atarak halka saldıranlara en küçük bir müdahalede bulunmayanların, kamu emekçilerine yönelik resmi fişleme ve cezalandırma girişimleri kabul edilemez. Üyelerimiz hakkında soruşturma açarak bizleri yıldırmaya çalışma çabaları asla amacına ulaşamayacaktır.

 

Kendi halkına karşı resmen savaş açan, grev hakkını kullanarak sokaklara çıkan kamu emekçilerini soruşturma ve tehditlerle sindirebileceğini savunanlar büyük bir yanılgı içindedir. KESK ve Eğitim Sen`in mücadele tarihi boyunca tehditlere, baskılara, soruşturma ve sürgünlere karşı ortaya koyduğu mücadele pratiği herkes tarafından çok iyi bilinmektedir. Kamu emekçileri bu tür tehdit ve yıldırma girişimlerine asla pabuç bırakmayacaktır. 

 

Gezi eylemlerinin başlamasından itibaren ülkede yaşanan ve benzer örneklerini ancak faşist rejimlerde görebileceğimiz saldırı, gözaltı ve tutuklamalar karşısında asla sessiz ve tepkisiz kalmayacağımız bilinmelidir. Eğitim Sen üyesi eğitim emekçilerine yönelik olarak başlatılan, soruşturma adı altındaki "cadı avı" durdurulmalı, halkın taleplerine kulak verilmelidir. Türkiye’nin dört bir yanında dile getirilen demokrasi, özgürlük ve barış talepleri dikkate alınmalıdır.

 

Çanakkale Eğitim Sen Yürütme Kurulu