YARIN 5 Aralık`ta sivil itaatsizlikte bulunacağız ve işyerlerimize eşofmanlarımızla gideceğiz

1980 sonrasında 12 Eylül cuntasının halkın masum dini duygularını pervasızca istismar ettikleri hatırlanacaktır.

 

 

Geçtiğimiz 10 yıl içinde de  önceden olduğu gibi Türk-İslam sentezi yaklaşımla, iktidar eğitim sistemini ve toplumsal yaşamı kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmek istemektedir.

 

Okullarımızda sistemle "uyumlu", "itaat eden", her türlü otoriteye "biat eden" nesillerin yetiştirilmesi hedeflenmiştir. 4+4+4 dayatması, tüm itirazlarımıza rağmen, bu temel hedefe ulaşmak için uygulanmaya başlanmıştır.  

 

Bugün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ne aykırı olmasına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay`ın zorunlu din dersinin kaldırılması yönündeki kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasından vazgeçilmemekle birlikte 4+4+4 ile yeni "zorunlu seçmeli" din dersleri getirilmiş ve belli bir inanç grubunun değerleri tüm topluma dayatılmaya devam edilmiştir.

 

Kimi okullarda müftülük görevlileri din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine girmektedir. Bu kişiler çoğu zaman taşıdıkları cübbe gibi, öğretmenlikle ilgisi olmayan dinsel simgelerle derslere girmekten çekinmemekte, derslerde bilimsel değil dinsel bir dil kurmaktadırlar.

 

Zaten AKP hükümetinin geçmişine şöyle bir göz attığımızda; farklı kimlik ve inanç grupları bilinçli bir şekilde ayrıştırılmış, birbirine düşman haline getirilmeye çalışılmıştır. Halkın dini duygularını kendi çıkarları doğrultusunda sömürerek iktidarını sürdürmeye çalışmakta, kendileri gibi düşünmeyen ve yaşamayan geniş bir kesimi çeşitli şekillerde kimi zaman fiili, kimi zaman psikolojik olarak baskı altına almaktadır.

 

 Bugün okullarda ALO 147 aranarak öğretmenlerin dinsel faaliyetleri engelledikleri iddiası ile ihbarlarda bulunulmakta, kadın öğretmenin etek boyu dahi tehdit unsuruna dönüşmektedir. Bireysel özgürlükleri eğitimde genişlettiğini iddia eden AKP hükümetinin tek yaptığı bireyleri kendi inançları doğrultusunda biçimlendirmek ve farklılıkları baskı altına almaktan ibarettir.

 

Bu nedenle de toplumu inanan-inanmayan, dindar-dinsiz olarak ayırmakta, bir kısmını üstün ve değerli, diğerlerini ise dinden sapmış hatta düşman ilân etmektedir.

 

Eğitimi pedagojik ilkelerden saptıran, laiklik unsurunu zedeleyerek belli bir inanç grubunun değerlerlerini teşvik ve tehdit ile tüm topluma benimsetmeye çalışan,  nitelikli ve demokratik bir eğitim ortamının oluşmasına engel olan her etkenle sonuna dek mücadelede edeceğimiz bilinmelidir. 

 

Eğitim Sen olarak toplumdaki hiçbir demokratik hak talebinin iktidar tarafından dikkate alınmadığı bu ortamda, öğrencilerimizi özgürleştirici demokratik bir eğitim ortamının oluşması mücadelesini verirken aynı zamanda toplumun tek tipleştirilmesine ve dinin alet edilmesine de sonuna kadar karşı çıkacağız. Eşit, özgür ve laik eğitimden ilkesel olarak asla taviz vermeyeceğimizi, siyasi iktidarın sömürüyü meşrulaştırmak için dini istismar etme girişimlerine karşı sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızı iktidara bir kez daha hatırlatıyoruz!

 

Eğitimin niteliksizleştirilmesine, bilim dışı ve anti-laik uygulamalara, itaatkâr öğrenci, itaatkâr öğretmen yaratılmasına karşı eğitim emekçileri olarak yarın 5 Aralık`ta sivil itaatsizlikte bulunacağız  ve işyerlerimize eşofmanlarımızla gideceğiz