Sabıkalı ÖSYM, Kurumlara Güvenin Çöktüğü Bir Ülkede Toplumdan Koşulsuz Güven Bekleyemez!

 

 

7 Temmuz’da gerçekleşen Kamu Personeli Seçme Sınavı’na ilişkin şüpheler artık toplumun ÖSYM’ye güvenin sıfıra indiğini gösterir niteliktedir. DİHA’nın haberi ile açığa çıkan şüphelere, her gün yenisi eklenmekte, ÖSYM başkanı ise her zaman olduğu gibi Anadolu Ajansı’na hiç kimseyi tatmin etmeyen çelişkili açıklamalar yapmayı ve kamuoyunun ve “sınavzedelerin” aklını kemiren soruları daha da artırmayı sürdürmektedir.

 

 

İddialar, ÖSYM’nin geçmişteki skandallarını aratmamaktadır. İlk iddia soruların Gülen cemaatine yakın bir dershane tarafından ele geçirildiği ve dershane tarafından soruların önceden dağıtıldığı şeklindedir. Soruları ele geçiren kişilerin sorulardan 100’ünün cevaplarını “yakın bulduğu” bir kesime ücretsiz dağıtırken başka bir gruba da sattığı öne sürülmektedir.  Ayrıca bir yayınevine ait sitede sınavın hemen ertesinde sınav sorularının 57 tanesinin birebir yayımlandığı görülmüştür. Sınav günü yayınevinin Google’da aranma sayısının patladığı söylenmektedir. Olayın ardından yayınevi açıklama yaparak söz konusu soruları sınava giren öğrencilerin ezberlemiş olduğu ve her nasılsa soruları birebir ezberleyen öğrencilerin kendilerine bunları ulaştırıp siteye konmasını sağladıklarını söylemiştir. Bunun ardından ortaya çıkan bir başka olay, Ankara’da bir bankın altında soruların cevaplarını anımsatıcı notların parçalanmış halde bulunduğudur.

 

Öncelikle, böylesi sağlıksız, nitelik ölçmekten çok yarışmaya dayalı, kişilerin hazırlanmak için hayatlarının en az birkaç yılını harcadığı bir sınav söz konusuysa, önceki skandallar da düşünüldüğünde şüphelerin ortaya çıkması elbette doğaldır. Üstüne üstlük mevcut hükümet ülkedeki kurumların tarafsızlığına ve hakkaniyetine dair toplumdaki inançları böylesine zedelemişken…  Adalet duygusunun ve kurumlara duyulan güvenin krizde olduğu bu ortamda ÖSYM yönetiminin durumu yönetebilmek ve kişilerdeki kaygıları giderebilmek bir yana, yaptığı çelişkili ve peşin hükümlü açıklamalarla şüpheleri daha da artırdığı açıktır. Tıpkı 2010 yılında yaşanan skandalda olduğu gibi…

 

ÖSYM Başkanı iddialar henüz ortaya çıkmışken, “sınav tertemiz bir sınavdı” diyebilmiş ve yapılan “KCK bağlantılı KPSS kopya çetesi” operasyonundan sonra ÖSYM’yi karalama kampanyası yürüttüğünü iddia etmiştir. Ancak şer odağı yaratarak kendi açıklarını örtmede yeterince başarılı olamayacaklarını anlamış olsa gerek ki internete düşen soruların bir biçimde adaylar tarafından ezberlendiğini ve böylelikle yayımlandığını da öne sürmüştür. Ardından iddialar yoğunlaşınca bir kez daha açıklama yaparak sınavlar ilgili kimi “analizler” yaptıklarını ve kopya yönünde hiçbir iddianın karşılığı olmadığını gördüklerini söylemiş, bütün evrakı analiz edeceklerini, inceleyeceklerini  belirterek, “Bu bilgileri kamuoyuyla zaman zaman paylaşacağız” demiştir. İnternete düşen soruların öğrenciler tarafından ezberlendiğini söyleyen Demir, ardından “Bizim düşündüğümüz bunların sınavdan sonra bir gayretle hazırlanmış ve basına  verilmiş nüshalar olduğudur” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bu “kapalı” söylemden soruların kim tarafından servis edildiğini, ne gibi incelemeler yapıldığını vs. anlamak adeta imkânsızdır. Ali Demir’in açıklamalarında sınavla ilgili kendi “olumlu kanaatleri” dışında kamuoyunu tatmin edecek en küçük bir somut veri bulunmamaktadır. Son olarak benzeri açıklamalar dün itibariyle Başbakan tarafından da yapılmış, o da bu sabıkalı sınav hakkında sanki sınava kendi girmişçesine emin konuşmuştur. Bizler tüm bu çelişkili ve yetersiz açıklamalara karşı şu soruları soruyoruz:

 

- Ankara’daki sınavla ilgili yapıldığı söylenen incelemelerin/analizlerin kapsamı nelerdir? İddiaların boşa çıkmasını sağlayacak nitelikte incelemeler yapılmış mıdır?

 

- Sınav soruları ilk aşamada iddia edildiği gibi akılda kalan sorular ise, onca sorunun tümü, adaylar tarafından nasıl bire bir akılda tutulabilmiştir?

 

- Sınav soruları basına kim tarafından, ne zaman gönderilmiştir? Buna ilişkin açık ve net açıklamalar yapılmalı, varsayımlar üzerinden konuşulmamalıdır.

 

- ÖSYM somut gerçeklere dayanmayan sadece kanaatleri içeren açıklamalarıyla basındaki bilgi kirliğine zemin hazırladığının ve çelişkili açıklamalar yaptığının farkında mıdır?

 

- 2010'da yaşananları da düşünürsek bugün karşımıza çıkan iddialar karşısında toplumu ikna edici bilgiler vermeyi, kanaatlerinizden ziyade somut bilgileri kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?

 

- Sınav salonlarında alınan olağanüstü güvenlik önlemlerine rağmen böylesi olayların yaşanması, güvenlik önlemlerinin sıradan gözetmenler ve sınava girecek sıradan öğrencilerde yoğunlaştırılmasının doğru bir tercih olmadığını mı göstermektedir?

 

- 2010 yılında KPSS ve Üniversite giriş sınavlarında yaşanan kopya skandalları sonrasında kopyanın olmadığına toplum ikna edilebilmiş midir?

 

- Kamuoyu ile konuyla ilgili bilgileri edindikçe “zaman zaman” paylaşacağını söyleyen Ali Demir, toplumun vicdanda temize çıkmanız için ne kadar “zaman” gerekmektedir?

 

İddialar sınav sistemine, kurumlara ve adalete duyulan inancın çöktüğü bir Türkiye’de gayet anlaşılır niteliktedir ve incelenmeye muhtaçtır. Sınava giren bir milyon kişinin hayatını etkileyen, öğretmen intiharlarına dahi neden olan bu sınavla ilgili şüpheler “olumsuz şeyler düşünmeyin, sadece güvenin” ya da “iç mihraklar bu iddiaları çıkarıyor” diyerek silinemez. Bu çarpık sınav sistemini hayatlarının odağı haline getirmek zorunda kalan adayların bir de sınavda şaibe iddiaları ile yıpratılması kabul edilemez. Bu skandalların ve tepkilerin bize gösterdiği gerçek çok açıktır: Başta atama bekleyen öğretmenler olmak üzere tüm “KPSSzedeler”, KPSS cenderesinden kurtarılmalı,  bu çürümüş sınav sistemi derhal terk edilmelidir.

 

Geçmişte gerçekleşen sınavlara ilişkin iddialar sümen altı edilmişken, toplumdan koşulsuz güven beklemek boşunadır. Ali Demir ve ÖSYM yetkilileri ya şüpheleri ciddiye alan incelemeler yaparak kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapmalı ya da oturdukları koltukları derhal terk etmelidir. Sendikamız konuyla ilgili suç duyurusu ve sınavın iptaline ilişkin hukuki çalışmaları başlatmıştır. 

 

 

 

KESK ÇANAKKALE ŞUBELER PLATFORMU ADINA

 

Güngör YILMAZ