Gençlerimizi Yılın Bir Gününde Hatırlamak…

Antiemperyalist mücadelede aydınlığa doğru atılmış en önemli adımlardan birisi olan 19 Mayıs 1919 gerçeğinden hareketle, Atatürk' ü Anma Gençlik ve Spor  Bayramınızı kutlarız.

 

Her yıl 23 Nisan ve 19 Mayıs kutlamalarında çok benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Siyasal iktidarın çocukları ve gençleri de temsil ettiği, onların bizlerin geleceği olduğu ve onlara rağmen onlar adına alınan kararlarda herhangi bir sorun olmadığının altı çiziliyor. Bunun en tipik gösterisi ise çocuklarımızın ve gençlerimizin yönetenlerin koltuklarına bir günlüğüne oturtulup göstermelik konuşmalar yapmaları şeklinde gerçekleştiriliyor. Üstelik bu şov, her gün yeni bir üniversite öğrencisinin, kimliğinden ya da düşüncesinden dolayı cezaevine gönderildiği bir ülkede yapılıyor. Cezaevlerinde 600’ü aşkın tutuklu öğrencinin eğitim hakkının, yaşamlarının gasp edildiği bir ülkede bu ironinin sorgulanması gerekiyor.

Devletin öğrenci başına yaptığı kamusal harcamaların yıllar itibariyle azaldığı; bu alanda da OECD ortalamasının altına düştüğümüz ve açık bir çocuk yoksulluğu ile karşı karşıya olmamıza karşın, eğitimin adım adım ticarileştirildiği ve özelleştirildiği, piyasanın kar hırsına teslim edildiği bir dönemden geçiyoruz.

12 Eylül darbesi ile gençlik için ülkenin ve halkın sorunlarından uzak durması, toplumsal sorumluluk yerine bireysel çıkarını düşünmesine yönelik yoğun bir program uygulanmıştır. Bugün gençliğin ülkenin siyasetinde ve geleceğinde belirleyici bir güç olamamasında, ilk fırsatta Türkiye’yi terk etmeyi düşünmelerinde 12 Eylül karanlığının halen süren boğucu etkisi belirleyicidir.

Üniversite kapılarına yığılan binlerce gencimiz, 3 saatlik bir sınav adaletsizliği ile birer yarış atına dönüştürülürken üniversite eğitimi almış her 3 gençten en az birisinin işsiz olması son derece kaygı vericidir. Bu ortamda geleceğimiz olarak görülen gençlerin her yönüyle geleceksizlik içine itilmesinin sorumluları, “her yıl nasıl oluyor da gençlerin ‘bayramını’ kutluyorlar” sorusuna cevap bulmaları gerekmektedir.

Gençliğin giderek belirsizlik ve umutsuzluk içine çekildiği; kendi yaşlarının tadını doyasıya çıkaramadan yaşam kavgasına atılmak zorunda bırakıldığı; sigara ve uyuşturucu kullanma yaşının 12’ye düştüğü; saldırganlığın, üretmemenin, bireycileşmenin teşvik edildiği ve bu gençliğin birlikte bayramını kutladığı sporun her türlü yolsuzluk, teşvik, şike ilişkisi içine çekilip mafya-siyaset-ticaret üçgeninin bir parçası olduğu ülkede, böylesi kutlamalar yapmak ironik bir hal almıştır.

Durum böyle iken yılda bir gün çocukları ve gençleri hatırlamanın, ancak bu vahim duruma işaret etmeye bir vesile olacaksa bir faydası olabilir. Öncelikle çocuk ve gençlik bayramlarını var eden ve bununla dünya ülkelerine örnek olmaya çalışan devletin, aynı zamanda çocuk haklarını nasıl görmezden geldiğini ve nasıl çiğnediğini görmemiz gerekir.

Tüm bunlar yaşanırken gençlerimiz ile ilgili istatistikler ise hiç de parlak bir tablo ortaya çıkarmamaktadır. TÜİK’in dün yayınladığı “İstatistiklerle Gençlik” adlı raporuna göre Türkiye’de 15-24 yaş grubunda 12 milyon 542 bin kişi bulunuyor. Ayrıca,

¨ 2011’de gençlerdeki işsizlik oranı toplam % 18,4. Bu oran erkeklerde % 17,1 iken kadınlarda % 20,7 karşımıza çıkıyor.

¨ Yükseköğretim görmüş gençlerde işsizlik oranı ise % 30. Yükseköğretim görmüş genç erkeklerde işsizlik oranı % 24 iken genç kadınlarda işsizlik oranı % 35,6; Lise ve dengi meslek liselerinden mezun olanların işsizlik oranı ise 21,8.

¨ Her 4 gençten biri ne mutlu ne de mutsuz. Mutlu olan gençlerin neden mutlu olduklarına ilişkin sorunun cevabı ise % 59’luk bir oranla, sağlıklı olmak şeklinde veriliyor. İşinden dolayı mutlu olduğunu söyleyen gençlerin oranı ise % 2,9.

¨ İntihar eden gençlerin 33,8’i ailevi ve ekonomik sorunlardan dolayı intihar ediyor. Öğrenim başarısızlığından dolayı intihar eden gençlerin oranı 2009 yılında %3,4 iken 2010 yılında 5,2’ye çıktı.

¨ Gençlerin % 67,7'si bilgisayar kullanıyorken bu oran yetişkinlerde yüzde 35,6. İnternet kullanımında ise oran gençlerde % 65,8, yetişkinlerde ise % 34,

¨Gençlerin radyo dinlemeye bir ayda ayırdığı ortalama süre 1 saat 50 dakika, müzik dinlemeye ayırdığı ortalama süre 2 saat 53 dakika,

¨ Gençlerin sinema izlemeye bir ayda ayırdığı ortalama süre 1 saat 5 dakika, müzik ve sahne sanatları gösterisi izlemeye ayırdığı ortalama süre 1 saat 3 dakika,

Bugün Türkiye, ilköğretimin parasız ve zorunlu olmaktan çıkarıldığı, çocuk işçilerin ucuz ve güvencesiz koşullarda çalışma koşullarının yaygınlaştırıldığı, çocuk gelin sorunun önünün açıldığı, yüzlerce çocuk ve gencimizin hapsedildiği, sağlığın özelleştirildiği, toplumun büyük çoğunluğunun açlık sınırının altında yaşadığı bir hayat vaat etmektedir. Tüm bu sorunlar devam ettikçe çocuklarımıza aydınlık ve güvenli bir gelecek bırakmamız mümkün olmayacaktır.

Eğitim Sen olarak belirtmek istiyoruz ki çocuklarımızın ve gençlerimizin nitelikli eğitim ve sağlık hakkından eşit koşullarda yararlandığı; barış, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla güvenli bir ortamda yetişip, gelecek kaygısı duymayacağı bir yaşam sunulabilirse bu bayramlar amacına uygun olarak kutlanabilecektir.