Basına ve Kamuoyuna

Açıkça bilinmelidir ki içinde bulunduğumuz günler emek ve demokrasi mücadelesine daha güz ses ve etkinliklerle sahip çıkılması gereken dönemdir. İlk bakışta birbiri ile ilgili görünmeyen fakat özde birbirinin parçası olan pek çok olay yaşıyoruz. Bu olayları şu başlıklar halinde sıralayabiliriz:
 
Milletin iradesine rağmen kanun hükmünde kararnamelerle eğitimin esaslarının bilimin esaslarından hareket etmek yerine piyasacı mantığa hizmet etmesi için yapılan değişiklikler,
Sağlık ve eğitimin özelleştirilerek piyasanın insafına bırakılması,
Hukukun keyfi soruşturma ve gözaltılar ile baskı aracı olarak kullanılması,
Bütün ülkede örtülü sıkıyönetim ilan edilerek hakların kullanılmasının engellenmesi,
Eğitim alanında hiçbir eğitsel ve bilimsel gerekçeye dayanmayan, aynı zamanda baskıcı yöntemlerle gerçekleştirilen 4+4+4 değişikliği,
Uluslararası sözleşmeler ve anayasaya uygun olmayan, aynı zamanda yandaş sendikaları kayıran sendika yasası (4688) değişikliği,
Ulusal bayramlarla ilgili olarak, topluma sormadan, değişiklik yapma çabaları,
“Yurtta Barış Dünyada Barış” düşüncesine karşın savaş çığırtkanlıklarının yapılması.
            Bütün bu sıraladığımız olumsuzluklara rağmen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyoruz. Bu bayramımızın kutlanması bu gelişmelerden sonra daha da önemli hale gelmiştir. Ana düşüncesi Ulusal Egemenlik ile Çocuk olan ve sorgulayıcı akıl, bilim, emek ve üretimin yol göstericiliğinden hareket eden yaklaşım tarzı halkına mutluluk getirmeyi hedefler. Cumhuriyetin ana fikride budur.
            Ulusal egemenliğin gerçekleştirilebilmesi için sorgulayıcı akıl ve bilimsel yöntemlerle edinilmiş bilgiden hareket eden ve gerçek demokrasiyi yaşatabilecek toplumsal bilincin oluşturulması gerekir. Bu bilincin oluşturulması için dünyaya örnek olan Köy Enstitülerinin 17 Nisan 1940’da kurulmuştur. Özde ulusal bilinç ve gerçek demokrasinin gerçekleştirilmesi için atılmış bu adım karanlık çıkar sağlamaya çalışan ve korku imparatorluğu oluşturmaya çalışanları rahatsız etmiştir. Bu nedenle ulusal egemenliğin gerçekleşmesini engellemek için Köy Enstitüleri kapatılmıştır. Köy Enstitüleri kurum olarak kapatılsa bile düşüncesi Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi eğitim ve bilim emekçileri tarafından devam ettirilmeye çalışılmaktadır.
Ulusal egemenlik hakimiyeti ve emeğin karşılığını almasını istemeyen baskıcı yaklaşımlar Çok Uluslu Şirketlerin de katkısı ile ülkemizde akıl, bilim, demokrasi, insan hakları karşıtı uygulamalarını devam ettirmektedirler. Bu sürecin sonucu olarak toplumda oluşturdukları şiddet, baskı ve korku kültürü sonuçlarını emekçileri/halkın  
Şiddet kültürü:
Gaziantep’te kalp damar cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan’ın hayatına son veren şiddet, dün de Kütahya’da bir öğretmenimize yöneldi. Ülkemizin hemen her yerinde emekçiler, bir hizmet üretirken şiddete uğruyor. Bu şiddetin nedenleri olarak bir doktorun hastasını hayata döndürememesinden, öğretmenin öğrencisini geç kaldığı için derse almamasına kadar çeşitli gerekçeler ileri sürülüyor. 
Bu tür şiddet vakalarına yakından bakıldığında, şiddet uygulayanların, hizmetin üretim sürecinde karşılaştıkları her türlü sıkıntının sorumluluğunu, hizmeti üreten emekçiye yükledikleri ve öfkelerini de ona yönelttikleri görülüyor. Türkiye’nin her yerinde buna benzer şiddet olaylarının yaşanması, bu şiddetin sıklığını göstermekle birlikte, şiddetin arkasındaki nedenleri ve bu şiddetin nasıl engellenebileceğini de bizlere gösteriyor. 
Hemen belirtmek gerekirse, maruz kalınan şiddet sonrasında daha fazla güvenlik talebinde bulunmanın çözüm olmadığı, aksine sorunları daha fazla artıracağını ifade etmeliyiz. Çünkü bu şiddetin arkasında güvenlik zafiyeti değil; AKP’nin emekçileri yoksullaştıran, güvencesizleştiren ve hizmet üretiminin tüm sorumluluğunu emekçilere yükleyen politikaları bulunmaktadır. Öğretmenlik mesleğini sadece not vermeye, öğrencinin derse devamının takibine, belirlenen müfredatın aktarımına indirgeyen, eğitimin niteliğini ortadan kaldıran politikalar bu şiddeti yaratmaktadır. Kısaca hastayı, öğrenciyi müşterileştiren; öğretmeni ve sağlık emekçilerini de basit bir işçi haline getiren, güvencesizleştiren politikaların, bu şiddetin yeniden üretilmesindeki sorumluluğunun altı çizilmelidir. Çünkü çözüm, bu politikaların değişmesinden, emekçileri hedef haline getiren politikalara ve açıklamalara son verilmesinden geçmektedir. Çözüm daha fazla güvenlik ve ağır cezalandırma politikalarında değildir. Çözüm, emekçilerin daha fazla örgütlenerek kendi işyerlerini, yaşam alanlarını dönüştürebilecek güce sahip olmalarından geçmektedir. Örgütlü mücadelenin “yasa dışı” ilan edildiği bir ülkede, emekçilerin sindirildiği, iş güvencelerinin elinden alındığı bir ülkede bu üzücü olaylar yaşanmaya devam edecektir.
Eğitim Sen olarak Dr. Ersin Arslan’ın hayatına kaybetmesine ve Kütahya’da bir meslektaşımızın yaralanmasına neden olan bu şiddeti kınıyoruz. Ve AKP’yi uyarıyoruz: Aynı çizgide devam ettikçe bizleri bu şiddetin nesnesi haline getirecek olan politikalarınızı kabul etmiyoruz! Tüm emekçileri, örgütlü gücümüzle yaşam hakkımıza ve geleceğimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Korku kültürü:
Van'da Tutuklanan Arkadaşlarımız Serbest Bırakıldı!
AKP’nin emek ve demokrasi mücadelesi yürütenlere, yarattığı korku imparatorluğuna karşı özgürlüğün sesini çoğaltmaktan geri durmayanlara karşı uyguladığı politikalar sonucunda 23 Haziran 2011’de gözaltına alınan Van Şube Başkanımız Selami Özyaşar, eski Van Şube Başkanı Lezgin Botan, eski Van Şube Yönetim Kurulu üyesi Mahmut Garip Yaviç çıkarıldıkları mahkemenin ardından 25 Haziran 2011’de mahkemece tutuklanmıştı.
Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bugünkü duruşmada, tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakıldı.
Bu sonuç bir kez daha göstermiştir ki AKP’nin emeğine, mesleğine, ülkesine sahip çıkanlara karşı yargıyı aracı kılarak sürdürdüğü baskı ve sindirme politikaları, haklı mücadelemiz karşısında boşa çıkmıştır.
Bu uygulamalar karşısında yeniden aramıza katılan arkadaşlarımızla birlikte mücadelemizi daha gür bir sesle yükselteceğimiz bilinmelidir.
Görev şehidi:
            Bu gün bütün bunlar üzerine duyduğumuz acı haber bizleri yasa boğdu. Gökçeada’dan seminer için Çanakkale' ye gelen araç ile Kuzu Limanına gelirken hatalı sollama nedeni ile kaza geçiren araçta Gökçeada İlçe Milli Eğitim Müdürü Burhanettin KURT vefat etmiştir. Araçta bulunan Gökçeada Lisesi Müdürü Tolga SARIAKÇALI, Cumhuriyet İÖO Müdürü Ünal ÇETİN ve Halk Eğitim Müdürü Yavuz GÜVERCİN yaralı olarak hastanede tedavileri devam etmektedir. Görev şehidi olan milli eğitim müdürümüzün ailesine ve bütün halkımıza baş sağlığı iletiyoruz. Kazada yaralanan arkadaşlarımızın kısa sürede iyileşerek aramıza katılmalarını diliyoruz.
            Yaşanan bütün bu olumsuz sonuçlar;
Ulusal egemenliği yok sayan,
Toplumsal değerlere saygı göstermeyen,
Halkın ve emekçilerin yönetimde söz sahibi olması için gerekli demokratik süreçleri işletmeyen,
Emekçilerin alın terini piyasalaştıran ve
Her türlü inanç, kimlik ve kişilikten bireylerin kendisini gerçekleştirmesine ortam sağlamak yerine tek tipleştirmek isteyen mantığın ürünüdür.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak ülkemizin insanı ve doğası ile birlikte bütün güzelliklerinin sorgulayıcı akıl ve bilimsel yöntem değerlendirilmesi, ulusal egemenliğin hakim kılınması, emekçilerin emeklerinin karşılığını alması ve gerçek demokrasinin yaşanması, yurtta ve dünyada barışın yaşanması için mücadelemize devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Bu mücadelemizde halkımızı yanımızda görmek istiyoruz.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN)

Çanakkale Yürütme Kurulu