Köy Enstitüleri’nin 72. Kuruluş Yıldönümü Kutlu Olsun

17 Nisan 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri, eğitimin adım adım hayatın gerçeklerinden uzaklaştırıldığı ve muhafazalaştırıldığı günümüzde daha fazla anılmayı hak etmektedir. Öncelikle, kuruluş yıldönümü dolayısıyla, Köy Enstitüleri’nin kurucu-yöneticisi İsmail Hakkı Tonguç’u ve bu eğitim kurumlarına emek vermiş eğitimcileri saygıyla anıyoruz.

 

Köy Enstitüleri, kuruluş yasasına göre köy öğretmeni ve köye yarayan çeşitli meslek sahiplerini yetiştirmek amacını taşımaktaydı. Özellikle köy aydınlanması açısından önemli hizmetler vermiş olan bu okullar hem bir dönemin aydın kuşaklarının yetiştirilmesine kapı aralamış hem de öğretmen yetiştirme sistemi açısından bir model olmuştur.

Cumhuriyet'in eğitim projesi açısından önem taşıyan Köy Enstitüleri, bir süre sonra köy çocuklarının aydınlanmasından duyulan rahatsızlığın da etkileriyle birleşince kapatılmıştır. Köy Enstitüleri’nin kurulduğu yıllarda, ülke nüfusunun %80’den fazlasının kırda yaşadığı düşünüldüğünde Enstitülerin önemi ve kırdaki egemenlerde yarattığı rahatsızlığın boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Birinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımın ardından kurulan bir ülkede, çok sınırlı kaynaklarla ve insan gücüyle, teori ile pratiği birleştirmeyi ve kaynakları en iyi şekilde değerlendirmeyi başaran Köy Enstitüleri, öğretmen yetiştirme açısından özel bir model olmuştur.

Bugün Türkiye'de yerleştirilen pratikten kopuk, dogmatikleşmiş eğitim anlayışının karşısında Köy Enstitüleri deneyimi bir bakıma yaşamla bilgi arasında bir köprü oluşturmuş ve yaşayarak öğrenme pratiklerinin geliştirilmesi adına önemli katkılar sunmuştur. Ayrıca aralarında Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Emin Özdemir, Adnan Binyazar gibi çok sayıda edebiyat ve sanat insanının yetişmesini sağlamıştır. Üretimle iç içe gelişen bu öğrenme sürecinin getirdiği aydınlanmanın, kırsaldaki geleneksel egemenlik ilişkilerinin devam etmesini isteyen kesimlerde yarattığı rahatsızlıkla Köy Enstitüleri’nin kapatılmasıyla öğretmen yetiştirme sisteminde önemli bir deneyim ve birikim kaybedilmiştir.

Köy Enstitüleri’nden günümüze bakıldığında, gerek öğretmen yetiştirme gerekse de eğitimin içeriği açısından durumun içler acısı olduğu görülebilmektedir. Öğretmen yetiştirmede tam bir keşmekeş yaşanmaktadır. Önce YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki koordinasyonsuzluk, öğretmen yetiştirme ile ihtiyaçlar arasında dengesizlik yaşanmasına yol açtı. Ardından öğretmen atamalarında tam bir kıyım süreci başladı. Eğitim fakültelerini başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan öğretmenlerin atamaları yapılmadı, genç öğretmenler KPSS’ye tabi tutulmaya başladılar. Ardından istihdam politikalarındaki esnekleştirme ve güvencesizleştirme doğrultusunda, kadrolu öğretmen atamaları her geçen gün azaltılarak yerine sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi daha güvencesiz ve esnek statüler oluşturuldu. Bugün gelinen aşamada, okullar öğretmensiz, öğretmenler ise işsiz durumdadır. Dahası, ülkenin Başbakanı, her üniversite mezununun, mezun olduğu alanda iş bulmak gibi bir beklentisinin olmaması gerektiğini, Milli Eğitim Bakanı ise eğitim fakültesi mezunlarının da kendilerine başka işler aramaya başlamalarını dile getirmektedir. Köy Enstitüleri’nin 72. kuruluş yıldönümünde, eğitim sistemimiz alt üst edilirken öğretmen yetiştirme konusunda da gelinen nokta budur.

Eğitim Sen olarak Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 72. yılında bu eğitim kurumlarının kuruluş amacını ve mantığını sahipleniyor ve aydınlanma ateşini taşıyan, demokratik öğretmen hareketinin ülkemizde gelişmesine büyük katkılar sunan tüm Köy Enstitülü eğitim emekçilerine şükranlarımızı bir kez daha iletiyoruz.

Eğitim-Sen Ç.kale Şube Yürütme Kurulu