Öğretmen Okullarının Kuruluşunun 164. Yıldönümü

 

II: Mahmut döneminde, 1838 yılında, çocukların “rüşt” (erginlik) yaşına kadar okuyabilmeleri için ortaokul düzeyinde Rüştiyeler açılmış, çocuklar ergenlik yaşına kadar bu okullarda öğrenim görmüşlerdir. 16 Mart 1848 tarihinde Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan okullar kuruldu. Bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul ediliyor ve bugüne kadar her yılın 16 Mart tarihi öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü olarak kutlanmaktadır.

 

1973 yılında yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu öğretmenlerin yüksek öğrenim görmeleri zorunluluğunu getirdiğinden, ilkokullara sınıf öğretmeni yetiştirilmesi için 1974-1975 öğretim yılından itibaren ilköğretmen okullarının bir kısmında iki yıllık eğitim enstitüleri açılmıştır. 1982 yılında yürürlüğe giren 41 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yıllık Eğitim Enstitüleri Eğitim Yüksek Okulu’na dönüştürülerek eğitim fakültelerine bağlanmıştır.

Eğitim Yüksek Okulları’nın süresi 1989-1990 öğretim yılından itibaren dört yıla çıkarılmış ve Eğitim Yüksek Okulları’nın bazıları eğitim fakülteleriyle birleştirilerek bu kurumlar “sınıf öğretmenliği bölümüne” dönüştürülmüştür. Günümüzde öğretmen yetiştirmede karşılaşılan yetersizlikler ve yaşanan sorunlar, geçmişteki başarılı modelleri anımsamaya, zaman zaman o modellere özlem duyulmasına neden olduğundan öğretmen okullarının kuruluş yıl dönümleri aradan geçen uzun süreye rağmen her yıl düzenli olarak kutlanmaktadır.

Medreselere alternatif olarak kurulan Rüştiye mekteplerine Batılı anlamda öğretmen yetiştirmek için açılan Darülmuallimin’in, aradan 164 yıl geçmiş olmasına karşın, öğretmen okullarının Türkiye eğitim sistemindeki yeri hala boşluğu doldurulabilmiş değildir. Bugün 4+4+4 kademeli zorunlu eğitim sistemi ile yeniden medrese eğitimine dönülmek istenmektedir. Medrese eğitiminde kısm-i evvel, kısm-i sani ve kısm-i ali olarak yürütülen kademeli eğitim anlayışı, AKP hükümeti tarafından 4+4+4 şeklinde hayata geçirilmek istenmektedir.

164 yıl önce kurulan öğretmen okullarının sayesinde öğretmenlik ülkemizde uzun yıllar cazip bir meslek hale gelmiştir. Eğitime, çocuklarımıza çok daha fazla önem vermek gerektiğinin sık sık vurgulandığı son yıllarda, öğretmenlik mesleği ve onuru da hayatımızdaki pek çok şey gibi “işgücü piyasası”nın ihtiyaçlarına feda edilmiştir. Bugün eğitim emekçileri aynı anda pek çok angarya ile karşı karşıya bırakılmıştır. 300 bini aşkın işsiz öğretmenin hala atamasının yapılmamış olması ayrıca düşündürücüdür.

Öğretmen okulları gibi ülkenin aydınlanmasına, kalkınmasına büyük katkı sağlayan eğitim-öğretim kurumları, tıpkı Köy Enstitüleri gibi politik kararlarla kapatılmıştır. 1980’li yıllarla birlikte, serbest piyasa sistemine uygun öğretmen yetiştirme politikaları benimsenerek, eğitimde esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri bütün kurallarıyla uygulanmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Eğitim sistemimiz, Öğretmen Okulları deneyiminin, Köy Enstitülerinin atmış olduğu temel sayesinde bugünlere kadar gelebilmiştir. Eğitim sisteminin 4+4+4 kademeli zorunlu eğitim tartışmalarının yürütüldüğü bugünlerde, eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik amaçları doğrultusunda biçimlendirmek isteyenler, nitelikli öğretmen yetiştirme sorununu gündeme dahi getirmemektedir.

Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri deneyimlerini yaşatmak, nitelikli eğitim için nitelikli öğretmen anlayışını hayata geçirmek için mücadele etmek, Eğitim Sen’in ve yüz binlerce eğitim ve bilim emekçisinin öncelikli görevi olmayı sürdürmektedir.