“8 Mart'da Hizmet Üretmiyoruz”

 

 

Biz  kadınlar, kamu hizmetlerinin özelleştirildiği, esnek-kuralsız,
güvencesiz performansa dayalı çalışmanın yaygınlaştığı, iş yükümüzün
her geçen gün arttığı bir ortamda, torba yasa, SSGSS ve KHK’lar ile düşük
ücretle çalışmaya zorlanmakta ve işsizliğe mahkûm edilmek istenmekteyiz.
Kadın olduğumuz için çalıştığımız işyerlerinde yükselme ve terfilerde

ayrımcılığa maruz kalırken diğer taraftan tacize, şiddete ve mobbinge
uğramaktayız. Bütün bunların yanında, sosyal devletin sorumluluğu olan
ve toplumsallaşması gereken ev işleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı vb.
sadece kadınların yapması gereken işler haline gelmiş durumdadır. AKP
Hükümetinin piyasacı ve muhafazakâr politikaları biz kadınları toplumsal
yaşamdan dışlayarak eve hapsetmeyi hedeflemektedir. Bir taraftan sosyal
haklarımız kısıtlanırken diğer taraftan işyerlerinde ücretsiz kreşlerin
olmadığı koşullarda, bizlere yapılan “en az üç çocuk doğurun” telkinleri
sosyal rolümüzü ev-çocuk-yaşlı bakımı üçgeni olarak tanımlamaktadır.
Kadınların özel ve toplumsal yaşamda yükselttikleri hemen her itiraz,
karşı duruş erkek- devlet-polis şiddeti ile bastırılmaya çalışılmaktadır. Kadınların insanlık dışı
yöntemlerle, vahşice, toplumun, devletin gözü önünde öldürülmesi ve son beş yılda kadın
cinayetlerinin %1400 artması ve bu cinayetlerin faillerinin yargı eli ile tahrik adı altında indirimlerle
serbest bırakılması kadınları öldürenleri cesaretlendirmektedir. Kadınlar yaşamın her alanında
baskı-şiddete maruz kalmakta ve bunun kader olarak kabul edilmesi gerektiği vaaz edilmektedir.
Hükümetin ürettiği tüm politikalar ve buna bağlı olarak çıkarılan yasaların tamamının
fikri alt yapısını “ kadın erkek eşit değildir ve kadının asıl yeri aile içidir, evidir” anlayışı
oluşturmaktadır. Son olarak Kadın Bakanlığı’nın kaldırılarak yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulması aynı yaklaşımın sonucudur. Çoğunlukla; anne, bazen bir eş, her zaman
bedeni ve emeği aile içinde tüketilen ikinci sınıf bir cins, “kadın” kimliğini oluşturmaktadır.
Ülkede ve Ortadoğu’da yürütülen savaş ve silahlanma politikaları kadınlara kan-gözyaşı-acıtecavüz-
göç olarak yansımaktadır. Ülkemizde 30 yıldır süren çatışmalı dönemin en fazla mağdur
olan kesimi; çocuklarını, eşlerini bu savaşa kurban veren, ana dilini konuşamayan, kültürünü
yaşayamayan kadınlar oluşturmaktadır. Savaş kadınları yoksullaştırmakta, şiddeti arttırmaktadır.
Kadınların, barış için söyleyecek sözü, çözümü geliştirecek gücü her zaman vardır.
Biz de Çanakkale 8 Mart Kadın Platformu olarak 8 Mart günü saat 12:00 ve 17:00 arası Halk Bahçesi Kadın Etkinliklerine ve saat 17:00 da Cumhuriyet Meydanında yapacağımız mitinge tüm halkımızı davet ediyoruz.

ÇANAKKALE 8 MART KADIN PLATFORMU