Çanakkale Halkına

          

         Değerli basın emekçileri ve Çanakkale halkı

         Dünya halkları aklın, bilimin, hukukun, özgürlüğün, insan haklarının, demokrasinin, çevre haklarının evrensel ölçütlerde uygulamaya geçirilmesi için çaba verirken Türkiye’de tam bir akıl tutulması yaşanıyor.

Ülkeler uzaya giderek halklarının haklarını genişletme çabası içinde iken Türkiye’de aydınlanmanın aracı olan eğitim fırsatları kısıtlanıyor.

Değerli Çanakkale halkı

Bütün fabrikalar, hastaneler satılmış ve sırada okullar var.

Vergilerimizle yapılan yollardan para ödeyerek yararlanıyoruz.

Tarlalarımız boş ve bizler ithal tarım ürünleri yemekle övünüyoruz.

Köyden kente geliyoruz diye övünürken kentlerimiz köyleşiyor.

Köyleri, mezraları, yaylaları viraneler haline getirirken verimli toprakları betonla örten kentler yapıyoruz.

Kar hırsıyla diktiğimiz beton yığınları da deprem ve sel gibi en ufak bir doğa olayında başımıza yıkılıyor.

İş yerlerini boşaltırken hapishaneleri dolduruyoruz.

Seçtiğimiz vekillerimiz kavga dövüş yasa yapıyorlar.

İnsanlar hakaret edilerek işten atılıyor.

İş bulan şanslılar maliyeti azaltmak için iş güvenliği olmayan koşullarda yaşatılıyor ve yanıyorlar.

Göz göre göre insan yakanlar yani insanlık suçu işleyenler yakalanmıyor ve zaman aşımından affediliyor.

…………………………………

Bunları ve çok daha fazlasını sizlerde biliyorsunuz.

Yalnız yakınmakla olmaz, gelelim çözüme;

Uygarlık tarihi ve güncel uygulamalar insanlığın bütün bu sorunları sorgulayıcı akıl bilimsel yöntem ve emek ile çözebildiğini göstermektedir. Diğer bir ifadeyle bilimsel veri ve evrensel değerlerden hareketle emek veren toplumlar daha insanca yaşamakta ve insanlık ailesinin onurlu bir üyesi olmaktadır. Bu yeni buluna bir gerçek değildir ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde de “Tek yol göstericinin sorgulayıcı akıl ve bilimsel verilerin yol göstericiliği” vardır.

Bu da ancak fırsat eşitliğinin olduğu, bilimsel, parasız ve demokratik eğitimle olur.

Bütün bu gerçeklere rağmen;

Bilimsel bir veriden hareket etmeden,

Hiçbir katılımcı süreci kullanmadan,

Bütün uyarılara kulak tıkayarak,

Faşizan yöntemlerle eğitimle ilgili yasalar yapılıyor.

 

Bütün bunlar olurken sizler nerelerdesiniz?

 

Evet, dostluğunuzdan hareketle sizlere sitem ediyorum. Hadi kendi haklarınızdan vazgeçtiniz, çocuklarınızın geleceği karartılırken neredesiniz? Resmi ağızlardan gençlerimiz dindar yetiştirilmek istendiği söyleniyor. Çocuklarımız kimin inancına göre yetişecek ve kimin arka bahçesi olacaklar?

 

Biz, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak 15 Mart 2012 de iş üretmeme hakkımızı kullanacağız ve saat 12.30’da Çanakkale Cumhuriyet meydanında olacağız.

 

Çocuk gelin, dokuz yaşında işçi, paralı eğitim, güvencesiz çalışma, çocukların sömürülmesini … istemiyoruz diye haykıracağız.

Bu basın açıklamasına Çanakkale halkından on kişiden birini yani on bin kişiyi beklemek hayal mi?

Gelin bu günümüzü ve geleceğimizi birlikte kuralım.

Bütün güzellikler hayal etmekle başlar ve emek vererek gerçekleşir.

Bütün bu kaygılarımızı paylaşan ve görebildiklerimize katmak istediği olan her katılım ile zenginleşeceğimizi düşünüyoruz. Hiçbir ayrım yapmaksızın herkesi basın açıklamamıza bekliyoruz. Varlığınızla zenginleşmek ve sorunlarımızı birlikte çözmek istiyoruz.

 

Çanakkale EĞİTİM SEN

Yürütme Kurulu