EĞİTİM SİSTEMİ ALARM VERİYOR, BEDELİNİ EĞİTİM EMEKÇİLERİ VE ÖĞRENCİLERİMİZ ÖDÜYOR!

Hükümetin eğitim politikalarındaki tercihleri ve tüm itirazlara rağmen dayatmaları eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin haklarını ve tercihlerini yok saymaktadır. Siyasi iktidarın kabul edilemez eğitim politikaları ve uygulamaları toplumun geleceğini tehdit eder boyutlara gelmiştir. Bir yılda “darbecilerle mücadele adı altında” yürütülen ihraç politikasıyla sadece eğitim hizmeti alanında 41 bin 5 kişi (MEB+Yükseköğretim) haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilmiş, çeşitli aralıklarla binlerce öğretmen açığa alınmıştır. OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen eğitimcilerin sadece 1565’i (%3,81) Eğitim Sen üyesidir. Sendikamız üyesi 1224 öğretmen, 328 akademisyen ve 13 yükseköğretim idari personeli olmak üzere toplam 1565 üyemiz ihraç edilmiştir. Hükümet tüm eğitim emekçilerinin yaşamlarını belirsizliğe ve güvencesizliğe mahkum eden birçok adımı OHAL bahanesiyle yaşama geçirmiş olsa da sendikamız, tüm örgütlü gücüyle ihraç edilen üyelerimizin maddi ve manevi olarak yanında olmuş ve olmaya da devam edecektir.  KHK’ler ile ihraç edilen 39.440 kişi (%96,19) ya başka sendikaların üyeleridir ya da sendikasızdır. Hangi sendika üyesi olursa olsun, tamamen idari ve siyasi tasarruflarla yapılan, savunma hakkı tanınmadan gerçekleştirilen ihraçların tamamı hukuksuzdur. Eğitim Sen olarak hükümete çağrımız, OHAL’in derhal kaldırılması, KHK’ler veya Disiplin Kurulları ile haksız ve hukuksuz olarak ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesidir. OHAL kapsamında çıkarılan KHK’ler ile, ihbarcılık kültürü ile “makbul” görülmeyen herkesin cezalandırılması gibi uygulamalar, eğitim emekçilerinin yarına güvenle bakmasını engellemektedir.  ‘ÖĞRETMEN STRATEJİ BELGESİ’ VE PERFORMANS DEĞERLENDİRME UYGULAMALARIİŞ GÜVENCEMİZE YÖNELİK AÇIK BİR TEHDİTTİR! Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2017-2023 dönemi için hazırladığı “Öğretmen Strateji Belgesi” nin temel stratejisi esnek ve güvencesiz istihdamın yerleştirilmesine yöneliktir. Örneğin 2018 yılı sonuna kadar tüm öğretmenler için performans denetiminin getirilmesi, öğretmenlerin her dört yılda bir sınava tabi tutulması, sürgün anlamına gelecek yeni bir rotasyon uygulamasının getirilmesi ve öğretmenlik mesleğinin yeniden kariyer basamakları adı altında hiyerarşik bir yapıya büründürülmesinin hedeflendiği görülmektedir. Şüphesiz ki MEB, 2019 Başkanlık seçimlerini ve dolayısıyla AKP’nin siyasi çıkar hesaplarını gözeterek bu planlamayı yapmaktadır. Açıkça MEB tarafından gözetilen eğitim emekçileri ve öğrencilerin hakları, dolayısıyla nitelikli eğitim yaratma hedefi değil siyasi çıkar hesapları olmaktadır.    EĞİTİMDE PERFORMANS DEĞERLENDİRME GÜVENCESİZLİĞİN TRUVA ATIDIR    Strateji belgesinin uygulanması halinde yüz binlerce öğretmen birbirine karşı acımasız bir rekabete girecek, bu durumdan en büyük zararı yine eğitim sistemi görecektir.                   EĞİTİM BÜTÇESİ ZORUNLU HARCAMALARA GİTMEKTE,EĞİTİM YATIRIMLARINA AYRILAN PAY AZALMAKTADIR  Söz konusu siyasi çıkar hesaplarını daha yakından görmek için MEB bütçesinin nasıl planlandığına bakmak oldukça önemlidir. 2017 yılında 85 milyar 49 milyon TL olan MEB bütçesi, 2018 yılı için 92 milyar 529 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bütçe rakamları içinde en kapsamlı ve en yaygın kamu hizmetleri içinde yer alan eğitime ayrılan pay, hükümetin eğitim hedeflerini gerçekleştirmek bir tarafa, mevcut ihtiyaçları bile karşılayabilecek seviyede değildir.MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4,57’ye kadar gerilemiştir. 4+4+4 sonrasında zorunlu olarak kısmen de olsa artışa geçen eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe oranı, 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır. 2018 yılı itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay sadece ve sadece yüzde 8,36’dır. MEB kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak yerine devlet okullarına ihtiyacı kadar kaynak ayırmalıdır. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokoller iptal edilmelidir. Öğretmenler sadece kadrolu istihdam edilmeli, eğitimde her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına derhal son verilmelidir.    MÜFREDAT VE SINAV SİSTEMLERİ DEĞİŞTİ!DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY AKP’NİN TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ!   v Yeni müfredat/öğretim programı, pilot uygulama yapılmadan, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan uygulanmaya başlanmıştır.… v İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, İHL'lerde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı müfredat programı tamamen yenilenmiştir…v Yeni müfredat/öğretim programı, ülkedeki kültürel ve dilsel çeşitliliği ve zenginliği yok sayan, farklı inanç ve kimlikleri dışlayan, ‘birey’i ve ‘bireyciliği’ öne çıkaran, tekçi, cins ayrımcı ve hemen her derste ‘dini’ ve ‘milli’ değerleri temel alan, farklılıkları ötekileştiren bir içerikte hazırlanmıştır… v Bireycilikle, milliyetçilikle, dini değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden sığ, dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur…      Bütçe planlamasından, eğitim emekçilerinin esnek ve güvencesiz istihdamına dair yürütülen uygulamalara; 4+4+4 sisteminden, özel okul sayısındaki muazzam artışa kadar AKP her adımıyla eğitim hizmetini içinden çıkılmaz bir sorunlar yumağına çevirmiştir.Eğitim politikalarının belirlenmesinde hiçbir etkili demokratik katılım mekanizması işletilmemekte, tüm politikalar bir dayatmayla hayata geçirilmektedir.MEB, müfredat değişikliği için 185 bin kurum ve kişiden görüş alındığını belirtmiş, ancak bu görüşlerin akıbetine dair en küçük bir bilgi yoktur. AKP ve MEB uyguladığı bu “karadelik” yöntemiyle, toplumun farklı kesimlerinden eleştiri ve görüş alıyor gibi yaparak bu görüşlerin kaybolup gittiği bir karanlık yaratmaktadır. AKP’nin ve MEB’in daha nitelikli bir eğitim sistemi yaratmak gibi bir derdinin olmadığı görülmektedir Hazırlanan öğretim programları bilimsel değildir, tekçidir, cinsiyetçidir ve sermaye yanlısıdır. Eğitim Sen olarak MEB’e çağrımız, yeni müfredatın uygulanmasının derhal durdurulması, bilimsel yöntemlerle yeni bir müfredat oluşturulmasıdır.

  1. sistemimiz, geleneksel erkek egemen kültür içinde, muhafazakâr ve piyasacı müdahalelerle, eğitimde var olan cinsiyet eşitsizliğini ve cins ayrımcı uygulamaları arttırmakta, çocuk evliliği gibi uygulamaların önüne geçilmeyerek kız çocukları okullardan uzaklaştırılmaktadır. Müfredatın eril mantıkla hazırlanması, bazı okullarda karma eğitim uygulamalarına son verilmekte, karma sosyallik alanları kadın bedeni hedef alınarak düzenlenmektedir.

Ayrıca TEOG yerine getirilecek sistemle ilgili her gün yeni bir model kamuoyuna sunulmaktadır. Başta öğrenciler olmak üzere toplumda ciddi kafa karışıklıklarına yol açmıştır.Böylesi bir uygulamaya gidilmeden önce konunun uzmanları, sendikalar, akademisyenler tarafından etraflıca tartışılma yürütülmesi gerektiği ortadadır. Ancak belli ki AKP bu konuda da “Ben yaptım oldu” tavrını sürdürecektir. Belirtilen nedenlerle MEB ve YÖK’e bu öğretim yılı bu sınavların uygulanmamasını ve konunun tüm paydaşlarla bir araya gelerek yeniden değerlendirilmesini öneriyoruz. OKUL ÖNCESİNDE ‘DİNİ EĞİTİM’ ÇOCUKLARIMIZA BÜYÜK ZARARLAR VERECEKTİR! Uygulan gerici eğitim uygulamaları çocuklarımızı olumsuz etkilemeye devam etmektedir. MEB’in resmi verilerinde “toplum temelli kurumlar” adını verdiği ve aslında 4-6 yaş arasındaki çocuklara “Kur’an Kursu” olarak hizmet sunan 1.552 sıbyan mektebi bulunmakta, burada 51 bin 327 çocuğa kurs verilmektedir. Belirtmek isteriz ki soyut kavramları idrak etme yeteneği gelişmemiş bu çocuklara MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokolle verilen bu kurslar, çocuk haklarını yok saymakta ve çocukları AKP’nin ideolojik seferberliğinin nesnesi haline getirmektedir. Okul öncesinde “dini eğitim” çocukların sağlıklı zihinsel gelişimi ve pedagojik açıdan son derece sakıncalı bir durumdur. Somut ve soyut düşünce evresini tamamlamamış çocuklara, hangi gerekçeyle olursa olsun, dini eğitim verilmesi, çocukların yaşamının sonraki evrelerini olumsuz etkileyecektir. Soyut kavramları idrak etme yeteneği gelişmemiş bu çocuklara MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokolle verilen bu kurslar çocukların yararına değildir ve çocuk hakları sözleşmesine açıkça aykırıdır.     SÜREKLİ YAZ SAATİ UYGULAMASINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİDİR! İktidarın toplumsal yaşam ve eğitim alanındaki dayatmacı tavrının öğrenciler ve toplumun sağlığı üzerinde olumsuz etki eden son örneği ise kış saati uygulamasıdır. Türk Tabipler Birliği’nin kamuoyuyla paylaştığı açıklamada da ayrıntılı biçimde ifade edildiği üzere biyolojik saatimizi alt üst eden ve toplum sağlığını olumsuz etkileyen bu uygulamanın, yargı kararıyla hukuksuzluğu tespit edilmesine rağmen sürdürülmesi kabul edilemez. Eğitim Sen olarak siyasi iktidarı sürekli yaz saati uygulamasından vazgeçmeye çağırıyoruz. Sonuç AKP, 15 yıllık iktidarı boyunca eğitim politikaları konusunda her dönem başarısız olmuş ve her başarısız olduğunda sistem değişikliği yaparak, kendi başarısızlığının üzerini örtmeye çalışmıştır. Ancak yapılan her sistem değişikliği, öğrenci ve velilerde büyük endişe yaratmaktan başka bir sonuç ortaya çıkarmamaktadır. AKP’ye oy verenler dahil, ülke nüfusunun çok büyük bölümünü genel olarak eğitimde yaşanan olumsuzluklardan ve sürekli sistem değiştirilmesinden son derece rahatsızdır. Eğitim sistemi neresinden tutsak elimizde kalan bir hale dönüştürülmüştür. Böylesi bir durumda alelacele yapılan her değişiklik sorunun içinden çıkılmasını güçleştirmekte, sonuçların daha ağır olmasına neden olmaktadır. Acil yapılması gerekenler, v ÖĞRETMENİN MESLEKİ ÖZERKLİĞİ KORUNMALI, TÜM EĞİTİM EMEKÇİLERİ KADROLU İSTİHDAM EDİLMELİDİR. v İSTİHDAMDA MÜLAKAT DEĞİL, LİYAKAT ESAS ALINMALIDIR! HUKUKSUZ İHRAÇLAR GÖREVİNE İADE EDİLMELİDİR! (Eğitim felsefesi, bilim felsefesi, insan hakları, etik dersleri öğretmen yetiştirme programlarında esas alınmalıdır.)v EĞİTİM YATIRIMLARINA BÜTÇE;MEB BÜTÇESİNDEN EĞİTİM YATIRIMLARINA AYRILAN PAY MUTLAK ANLAMDA ARTTIRILMALI, EĞİTİMİ TİCARİLEŞTİRMEYİ HEDEFLEYEN ÖZEL SEKTÖR, DİNİ VAKIF VE CEMAATLERLE YAPILAN YA DA YAPILACAK OLAN HER TÜRLÜ ORTAK PROJE VE PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİ, BÜTÜN OKULLARA EŞİT OLANAKLAR SAĞLANMALIDIR…v YENİ MÜFREDAT’IN UYGULANMASI DERHAL DURDURULMALIDIR! MEB, YENİ MÜFREDATIN UYGULANMASINI DERHAL DURDURMALI, BİLİMSEL YÖNTEMLERLE YENİ BİR MÜFREDAT OLUŞTURULMALIDIR! v TÜM ÇOCUKLAR İÇİN OKUL ÖNCESİ ÜCRETSİZ,ZORUNLU,ULAŞILABİLİR,NİTELİKLİ OLMALIDIR!v SINAV DEĞİŞİKLİKLERİ BU SENE UYGULANMAMALIDIR!Hâlihazırdaki toplum mühendisliği mantığının ortadan kaldırılması, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir yönetim aklıyla sorunların ele alınarak köklü çözümler üretilmelidir.