İstenen; Öğretmensiz Eğitim ve Hukuksuz Yaşamdır

 

Eğitim ve bilim emekçilerinin emek, demokrasi ve barış mücadelesi, öncesi kuruluşlar ile devamında Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasında (Eğitim Sen) yüz yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Eğitim Sen, eğitim ve bilim sürecinde ilerlemenin, özelde ülkenin genelde insanlığın çağdaş uygarlığa ulaşmada önünü aydınlattığı bilinci ile hareket etmektedir. Bu bakış açısı aynı zaman “Sorgulayıcı akıl ve bilimin yol göstericiliğini” esas cumhuriyetin ilkelerine sahip çıkmaktır.

 

 

 

Köy Enstitülü Öğretmenler geçmişimizden de çok iyi bilindiği gibi eğitim ve bilim üretimi çalışmalarımız hep yalnızca itiraz eden değil olması gerekeni de ortaya koyan bir tarz ile oldu. Bu kapsamda Köy Enstitüleri örneğindeki gibi bütün dünyaya örnek uygulamaların belirleyicisi ve taşıyıcısı olma çabasında olduk. Ülkemiz ve toplumumuz

 

 

 

            Emek, demokrasi ve barış mücadelemiz boyunca katliamlara varan saldırılar ile karşı karşıya kaldık. Bununla birlikte her saldırıdan sendika olarak daha da güçlenerek çıkmasını bildik. Son yıllarda eğitim ve bilim yöneticilerin temel hedefi olmuştur. 12 Eylül mantığında olduğu gibi ülkenin bütün sorunlarının nedeni olarak eğitimli insanlar ve hatta eğitim seviyesinin yükselmesi gösterilebilmektedir. Devlet görevlilerinden de Milli Eğitim Bakanından başlayarak bütün devlet görevlileri şu ya da bu şekilde eğitim ve bilim çalışanlarını hedef almıştır.

 

 

 

Yıllardır uygulanan yanlış politikalar sonucunda yakın geçmişe kadar geçerli olan “eğitim ile kazanılabilecek bir gelecek” fikri yoksul, emekçi aileler açısından giderek belirsizleşmiş, eğitimin özellikle alt sınıflar için toplumsal hareketlilik rolü her geçen yıl belirgin bir şekilde azalmaya başlamıştır.

 

 

 

Türkiye’de eğitim sistemi, ilkokuldan başlayarak üniversite sonrasına kadar, kelimenin tam anlamıyla sınav merkezli hale gelmiştir. Eğitim sistemimiz, öğrencileri eğitmek, onların çok yönlü olarak gelişmelerini sağlamak yerine her yıl milyonlarca öğrencinin girdiği merkezi sınavlara hazırlayan bir yapıya bürünmüştür. Toplumun büyük çoğunluğu ise içeriği boşaltılmış, bireye nitelik sağlamayan, çağın ihtiyaçlarını karşılayamayan, yetersiz eğitim sürecinden geçirilmektedir.

 

 

 

            Mücadele tarihimizin her döneminde eğitim ve bilimde yaşanan sorunları haykırdık. Bu kapsamda çalınan sorular ile palazlandırılan cemaatleri de 4+4+4 ile eğitimin bitirilme sürecini de bütün bilimsel, pedagojik ve hukuksal verileri ile kanıtladık. Bununla birlikte bizi dinleyip dikkate alarak hatadan vazgeçen olmadı.

 

 

 

            Bizim en temel sorunumuz Eğitim Sen olarak ileri sürdüğümüz konularda haklı çıkmamızdır. Biz haklı çıkmak değil eğitim ve bilim sorunlarına çözüm üretmek istiyoruz.

 

 

 

            Bütün bu gerçeklere rağmen eğitim ve bilime yapılan saldırı daha da yoğunlaşarak genelde eğitim ve bilim çalışanlarını özelde öğretmeni itibarsızlaştırma, niteliksizleştirme, güvencesizleştirme, yoksullaştırma şeklinde devam etti. Bütün bu süreçte yaşanan sorunlar yetmiyormuş gibi OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile hukuk dışı uygulamalar yoğunlaşmıştır. Türkiye’de yaşanan her sorunun merkezine yerleştirilen öğretmenler 15 Temmuz darbesi sürecinin esas mağduru haline getirilmiştir.  İlan edilen OHAL ve KHK’ler sorunu çözmek yerine hukuksuzlukları arttırmıştır. Eğitim Sen olarak Türkiye genelinde açığa alınan öğretmenlerimizden büyük kısmı göreve döndürülmüş ve öğrencilerine kavuşmuştur.

 

 

 

            Türkiye genelinde olduğu gibi Çanakkale’de üyelerimize yönelik akıl, mantık ve hukuk dışı uygulamalar gündemdedir. Türkiye’de laik eğitim ve yaşam mücadelesinin ana eksenini oluşturan Eğitim Sen üyelerinin FETÖ/PDY zanlısı olarak açığa alınması tam bir kara mizah örneğidir. Süreçte Çanakkale’de Eğitim Sen üyesi olarak sendikamız hukuk sekreteri Barış Demir ve disiplin kurulu üyesi Muhittin Tut’un halen göreve başlatılmaması tam bir hukuksuzluk örneğidir. Bu durum aynı zamanda sendikamızın kurumsal olarak hedef alındığını da göstermektedir.

 

 

 

            Bizler, bir çalışma içinde olacaksak bunun öğrencilerimizle birlikte eğitim ve bilim süreci ile ilgili olmasını isteriz. Bununla birlikte her iki üyemize yöneltilen suçlamaları incelediğimizde; delil diye sunulanların hukuksuzluğu, uydurmalığı, delil olma niteliğinin olmaması, delil diye gündeme getirilmesinin suç olması, dosyaların hukuki temeli olmadan kasıtlı hazırlanmış olması gibi özellikler ile karşılaşmış bulunmaktayız. Bu durum öğretmenlerimiz göreve dönse dahi suç duyurularını ve hatta tazminat davalarını gündeme getirmektedir.

 

 

 

            Bizler zamanımızı ve enerjimizi öğrencilerimizle birlikte eğitim ve bilime harcamak istiyoruz. Bu nedenle yetkilileri bir an önce ve hata daha da büyümeden bu hatadan dönmeye davet ediyoruz.

 

 

 

            Laik eğitime ve bilime önem verilmemesi, öğretmenin hedef haline getirilmesi ülkemizin kan gölüne dönmesini, katliamları, suikastları, eğitimsizliği, çökmüş ekonomiyi hazırlayan temel etmendir. Yetkilileri öğretmenleri hedef almak yerine halkın güvenliği, huzuru, mutluluğu ile ilgi görevlerini yapmaya davet ediyoruz.

 

 

 

Türkiye’yi eğitim ile ilgili araştırmalarda son sıralardan kurtaracak olan öğretmenlerin haklar ve özgürlükler bakımından güçlendirilmesidir. Öğretmenlerin özgürleşmesi ve niteliğinin artması ülkenin kurtuluşu demektir. Bu onurlu ve haklı mücadelemizde yanımızda olan Çanakkale Halkına teşekkür ediyoruz.

 

 

 

Birleşe birleşe kazanacağız…

 

 

 

Öğretmensiz eğitim, hukuksuz yaşam olmaz…

 

 

 

 

 

 

 

Çanakkale Eğitim Sen Yürütme Kurulu