Savaş marifet değildir!

 



Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Barış gününü kutluyoruz çünkü barış, insanlığın en kadim ve en

büyük arzusudur. O yüzden selamımız barış, inancımız barış, umudumuz barıştır. O yüzden Birleşmiş Milletler “gezegenimizde yaşayan halkların kutsal barış hakları bulunduğu” nu kabul ve ilan etmiştir.

 

 

 

 

Çünkü herkes bilir ki savaş; kan, gözyaşı, tecavüz, yoksulluk ve aklın iflası demektir. Savaş varsa insan hakları, geleceğe umutla bakmak, huzur ve güvenlik içinde yaşam yoktur. Halkların boğazlaşması anlamında savaş, asla yüceltilecek bir şey değildir. Yüceltilmesi gereken sadece insan hayatı ve insan haklarıdır.

 

 

 

Savaşı kim ister? Yeni pazarlar kazanmak için emperyalistler, bir de aklını ve vicdanını yitirmiş ırkçılar, gericiler ister. İnsana ve hayata değer veren kimse savaş istemez.

 

 

 

Yaşadığımız bu şehir, tarihte Truva ve Çanakkale savaşları gibi iki büyük trajedi yaşadı. O yüzden “Barışın Şehri” unvanını fazlasıyla hak ediyor. Ve bizler, “Barışın Şehri”nin barışçı sakinleri, tarihin ve vicdanlarımızın bize yüklediği görevi biliyoruz: Yurtta ve dünyada barış istiyoruz. Çünkü Türkiye barışa mecburdur!

 

 

 

Bugün sarayın ve hükümetin barışı değil savaşı tercih etmesini, memleketi bir yangın yerine çevirmesini, halklarımızı kutuplaştırıp karşı karşıya getiren ayrımcı politikalarını, en ufak demokrasi talebini zalimce bastırmasını, gerici cemaatlerle paralel paralel elbirliğiyle getirdikleri bu uçurum kenarını kabul etmiyoruz.

 

 

 

Ortadoğu’da girdiğiniz maceracı siyaseti, Emevi Camii’nde namaz kılma hevesinizi, Osmanlıcı hayallerinizi, bu hayaller uğruna emperyalizmle ve kafa kesen çetelerle girdiğiniz karanlık ilişkileri reddediyoruz.

 

 

 

Yıllarca “barış getireceğiz” diye oyalayıp, iktidarınızı kaybetmemek için devirdiğiniz çözüm ve müzakere masalarını, öldürdüğünüz ve ölüme sürdüğünüz gençlerimizi unutmuyoruz.

 

 

 

Bu gerilim ve istikrarsızlık ortamını fırsat bilip darbeye yeltenenlere, bu toz dumanı “Allah’ın lütfu” olarak görüp OHAL’e sarılan iktidarın memleketi darbe yasalarıyla yönetmeye başlamasına, içine girdiğimiz ve bütün toplumu dehşete düşüren şiddet sarmalına alışmayacağız.

 

 

 

Bugüne kadar gerçekleştirilen ve sivillerin hedef alındığı bombalı intihar saldırıları, kirli savaşın devamı niteliğinde iç savaş çıkartma provalarıdır. Bu insanlık dışı saldırılarda hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

 

 

 

AKP hükümetinin ısrarla sürdürdüğü politikalar memleketi içsavaşa sürüklemektedir. Bunun en vahim göstergesi de, Anamuhalefet partisi liderinin saldırıya maruz kalmasıdır. CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’ na geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Savaşları ve sivillere yönelik şiddeti kınıyoruz.

 

 

 

Çanakkale’ de OHAL kapsamında görevlerinden haksız yere uzaklaştırılan, adli ve idari soruşturmalara maruz bırakılan kamu emekçilerinin yanında olduğumuzu, mesleklerine bir an önce dönmeleri için hep birlikte mücadeleye devam ettiğimizi bir kez daha yineliyoruz.

 

 

 

Bizler; savaşın, şiddetin, ırkçılığın, ayrımcılığın, eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin dünyasına karşı, barışın hüküm sürdüğü, farklı halkların ve inançların eşit ve demokratik bir ortamda yaşadıkları bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Çocukların ve gençlerin ölmediği, kadınların şiddetin her türüne maruz kalarak mağdur olmadığı, katliamların yaşanmadığı, kimsenin yerinden yurdundan göç etmek zorunda bırakılmadığı, ırkçı politikalara geçit verilmediği bir dünya, bölge ve ülke için mücadele ediyoruz.

 

 

 

Bunun için hükümete ve savaş politikaları yürütenlere çağrımızdır:

 

 

 

1-      Bu ülke barışa muhtaç. İç barış olmadan ne gelişme olur ne de rahat ve huzur. Sorunlarımız sadece diyalog ve uzlaşmayla çözülebilir. Sorunu daha da kangren hale getiren yıkım ve tenkil siyasetinden vazgeçin. Derhal barış için siyasi bir adım atın.

 

2-      Başta IŞİD olmak üzere cihatçı çetelere verilen gizli-açık bütün desteğinizi çekin. Suriye, Suriye halklarınındır. Suriye’den çıkın! Maceracı Osmanlı hayallerinden bize ve bölgeye asla hayır gelmez. Unutun bunu!

 

3-      Siz Suriyeli sığınmacılara kucak açmadınız. Onların evlerinin başlarına yıkılmasına destek verdiniz. Batıya, Suriye rejimine karşı ve iç siyasette insanların hayatını siyasi malzeme olarak kullanmayın, daha fazla insanın ölümüne sebep olmayın. Sığınmacılara gerçek bir hayat verin.

 

4-      Darbeyi bahane edip darbe yapmayın. Bu uyanıklığı “Milli Birlik” kılıfıyla gizleyemezsiniz. OHAL’ i kaldırın. Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülkeyi yönetmeyi bırakın. Siyaset dikensiz gül bahçesinde yapılmaz. Kendinizi demokrasiye hazırlayın.

 

 

 

Çanakkale’yi karıştırmakla memur AKP milletvekiline çağrımızdır:

 

 

 

Bu kentin tarihi istila ve ele geçirme hamleleriyle doludur. Bizim bütün renklerimizle barış içinde, bir arada yaşama irademizi kırabilen bir güç asla var olmamıştır. Sen de geçici heves ve sevdalarından vazgeç, nifak ve gerilimden medet ummayı bırak ve Barışın Şehrinin ruhuna teslim ol…

 

 

 

Bütün siyasilere, medyaya, STK’ lara ve kentlilerimize çağrımızdır:

 

 

 

1-      Ortalık yalandan geçilmiyor. Öncelikle vicdanımızın sesini dinleyelim. Hamasi kışkırtmalara kapılmayalım. Akan kanın gerçek nedenini öğrenmeye çalışalım.

 

2-      Nefretten hayır doğmaz. Her zaman nefret diline karşı çıkalım. Barış dilini kullanalım.

 

3-      Herkes birbirinden farklıdır ama herkes birbiriyle eşittir. Farklılık tehdit değil, zenginliktir. Eşitlik barışın ruhudur. Eşitliğe inanalım.  

 

4-      Laiklik ve demokrasi, bir arada yaşam ve barışın ön şartıdır. Laikliğe ve demokrasiye sahip çıkalım.

 

5-      Hiç bir savaş sonsuza kadar sürmez. Kendimize ve çevremize “nereye kadar?”, “peki ya sonra?” diye soralım.

 

6-      Barış istiyorsak bunu dile getirmekten korkmayalım. Çünkü savaş suskunluktan beslenir.

 

7-      Silaha, şiddete, savaş kışkırtıcılığına, ırkçılığa, ayrımcılığa dur diyelim.

 

8-      Barış temenniyle gelmez. Emekle inşa edilir, ilmek ilmek örülür. Barış için emek verelim.

 

 

 

 

 

1 Eylül 2016

 

Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri