BASINA VE KAMUOYUNA 9 Ağustos 2016

 

Olağanüstü günlerden geçtiğimiz bir dönemde, toplumda 15 Temmuz darbesi karşısında alınan ortak tutum demokrasiye olan özlemi ortaya koyarken, siyasi iktidarın ilan ettiği 3 aylık olağanüstü hal toplumun  tüm  kesimleri üzerinde    temel  hak  ve  özgürlüklerin  ortadan  kaldırılmasına  ve  baskının giderek artmasına yönelik kaygıyı artırmıştır.

Öncelikle;

·        

12 Eylül askeri darbesinin namluların gölgesinde halka dayattığı 1982 Anayasasını, bunun yarattığı anti demokratik yasaları ve kurumları bu güne kadar değiştirmeyenler,

·        

Darbelerin panzehirinin demokratikleşme ve gerçek demokrasinin inşası olduğundan hareketle demokratikleşmenin önünde engel oluşturanlar,

·        

Emek, barış ve demokrasi taleplerine kulaklarını tıkayanlar,

·        

7 Haziran Genel Seçimleri sonrasında ortaya çıkan halk iradesini yok sayarak, kutuplaştırma siyaseti izleyenler o tarihten bu yana yaşananlardan sorumludurlar.

15 Temmuz kanlı darbe girişimi sonrası yaşananlar kamuda paralel yapılanma olarak adlandırılan kadrolaşmanın boyutlarını gözler önüne sermiş ve kamu personel rejimi tartışmasını beraberinde getirmiştir. Siyasi iktidar çıkardığı 667 Sayılı KHK ile 60.000 kamu emekçisini açığa almıştır. Önceden yapılan fişlemelerle oluşturulduğu açık olan listelerin uygulamaya konulmasıyla başlatılan sürecin derinleşerek devam edeceği görülmekle birlikte; cadı avına dönüşen kitlesel kamu emekçisi kıyımına gitmemelidir.

Ne yazık ki ülke tarihimizde sıklıkla karşımıza çıkan darbelerin en büyük mağdurlarından biri Sendikamız ve kamu emekçileri hareketi olmuştur. 15 Temmuz kanlı darbe girişiminde sorumluluğu olanların yargılanması ve hak ettikleri cezalara çarptırılması hepimizin beklentisidir. Düne kadar darbecilerin yargılanması için nasıl mücadele ettiysek, bugün ve bugünden sonrasında da aynı mücadeleyi sürdürmek demokratikleşmenin ana gereklerindendir.

Kamuda yaşanan paralel yapılanmanın birinci sorumlusu: Sendikamızın taleplerine kulaklarını tıkayan, kadrolaşmaya karşı uyarılarımız ile liyakate dayalı yönetim taleplerimizi dikkate almayan siyasi iktidarlar olmuştur. Bugün için yapılması gereken 15 Temmuz kanlı darbe girişimi ile bağlantısı olan kamu emekçilerinin kamudan ayıklanması ve haklarında hukuki süreçlerin bir an önce başlatılmasıdır.

 

Ortada herhangi bir fiil olmaksızın toptancı bir yaklaşımla yapılacak kamu emekçisi kıyımına, sendikamızın üye ve yöneticilerinin cadı avına dönüşen asılsız ihbar ve ithamlarla mağdur edilmesine, toplum önünde küçük düşürülmesine sessiz kalmayacağımız gibi bireysel kinleri nedeniyle durumu fırsatçılığa dönüştürme heveslisi kurum, kuruluş ve kişiler nezdinde de gerekli her türlü girişimde bulunacağız.

Zira kısa bir süre önce Sendikamızın Bursa Şubesi üyesi Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde çalışmakta olan Mustafa Uğurtan UZUNÖZ evinde arama yapılarak telefon ve depolama araçlarına el konulmuş, aramada hiçbir şey bulunmamasına rağmen daha sonra gözaltına alınarak, 2 gün gözaltında tutulmuştur. Bugün itibariyle arkadaşımız Cumhuriyet Savcılığınca Mahkemeye sevk edilmeksizin salıverilmiştir. Arkadaşımız büyük bir mağduriyet yaşamış, toplum önünde itibarı sarsılmıştır. Sendikamızın amaç ve ilkeleri doğrultusunda hareket eden, darbeler konusunda sendikamızın tutumu dışında herhangi bir tutumu asla ortaya koymayacak kişi olduğu gerek sendikamızca gerekse işyerlerindeki kamu emekçileri tarafından bilinmektedir. Kurunun yanında yaşın da yanmaması için adil soruşturma süreçlerinin başlatılması gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan uygulamalar toplum vicdanında tartışmalı hale gelecektir. Hukuki bir zeminde yürütülmeyen toptancı bir yaklaşım emekçilerin ekmeği ile oynamaktan öte bir şey olmayacaktır.

Buradan soruyoruz

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında darbeci olarak Tarım Orkam –Sen’in üyelerini mi gördünüz?
            Yoksa birileri panikle kendilerini gizlemeye mi çalışmakta, kendini koruma güdüsüyle kurban mı vermek istemektedir?
             Kamuda emekleri ile çalışan her zaman demokratik, özgür ve aydınlık bir gelecekten yana olan arkadaşlarımızı hedef göstererek alelacele açığa alınma gerçekleştirilirken kamuoyuna yansıyan idareci ve kişiler görevlerine neden devam etmektedir?
             Herkes şunu bilmeli ki gerek sendikamız, gerekse mağdur edilmek istenen emekçi arkadaşlarımız her zaman olduğu gibi kendinden emin, Emek ve Demokrasi mücadelesini her koşulda sürdürecektir.
             Bu yalan-yanlış yönelimler ve ithamlar, yapanların elinde kalacaktır. Bu listeleri hazırlarken usulsüz yöntemlere başvuranların kin ve düşmanca yaklaşımlarına karşı her koşulda demokratik yollardan mücadelemizi sürdüreceğiz.
            Alınan keyfi kararları eninde sonunda mücadelemizle aşacağız. Nitelikli emek üreten arkadaşlarımıza yönelik bu yanlış uygulamalar bir an önce iptal edilmelidir. Bütün bu olanlardan hedeflenen şey herkesi sindirme, zapturapt altına alma ve sendikamızı hedef göstermek ise; biz Tarım ve Orman emekçileri dayanışma içinde, güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bizler hiç kimsenin kurbanlıkları değiliz ve olmayacağız.

            Buradan gerek İktidara gerek İl Valilerine gerekse Bakanlık yetkililerine bu keyfi ve hukuksuz kamu emekçisi kıyımına son vererek üyelerimizin tekrar görevlerine başlatılmaları hususunda çağrımızı yapıyoruz. Aksi taktirde bütün hukuki girişimlerde bulunacağımızı ve mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi yineliyoruz.
            Dün ne dediysek bugün de aynısını söylüyoruz: Yaşasın Emek ve Demokrasi mücadelemiz! 09.08.2016 

                                                 TARIM ORKAM-SEN BURSA ŞUBESİ

                                                            Şube Başkanı Fikret Gizir