Çarpıtma Ve İftiralarla Sendikacılık Yapanlar Gerçeklerin Üzerini Örtemezler!

Gerçekleri olduğundan farklı göstermeye çalışmak, karşısındakini aldatmak, kandırmak ya da kafasını karıştırmak için en çok başvurulan yöntem gerçekleri çarpıtarak yansıtmaktır. Yıllardır geniş toplum kesimlerini kandırmak ve onları kendi politikalarına yedeklemek açısından çarpıtmayı etkili bir siyasi söylem tarzı olarak benimseyenlerin sendikal uzantıları gerçek dışı söylemlerini arttırarak sürdürmektedir.

 

Yıllardır en açık gerçekleri bile çarpıtıp, ters yüz ederek kamuoyuna sunanlar bir kez daha eğitim emekçilerinin tek gerçek sendikası olan Eğitim Sen’i yıpratmak amacıyla hedef almış bulunmaktadır. 10 Haziran 2016 tarihinde, havuz medyasında ve bazı internet sitelerinde, iktidarın “memur kolları” olarak bilinen, Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın sendikamıza yönelik tamamen gerçek dışı ve iftiralarla dolu açıklamaları “Terörü Destekleyen Eğitim Sen’den Kaçış” başlığıyla haberleştirilerek suç işlenmiştir.

2002 yılında sadece 18 bin üyesi olan, AKP iktidarı döneminde sağlanan yoğun “siyasi destek” üye sayısını 22 kattan fazla arttırarak bu alanda bir dünya rekoru kıran, varlığını iktidara hizmete borcu olan “hizmet sendikası” Eğitim Bir Sen Başkanı; Eğitim Sen’in üye sayısındaki düşüşü iktidarın üyelerimize yönelik baskı, tehdit ve yıldırma girişimlerini yok sayarak, gerçekçi olmayan söylemlerle açıklamaya çalışmıştır.

Eğitim Sen’in üye sayısındaki sınırlı düşüş, sendikamızdan istifa eden üyelerin Eğitim Sen’e olan ilgilerinin azalması nedeniyle değil, kamuoyu tarafından da bilinen üyelerimize yönelik baskılar, yıldırma ve sindirme politikalarının artması ile doğrudan bağlantılıdır. Varlığını ve konumunu iktidarın hizmetinde olmaya adamış olanların sendikamızın savunduğu değerleri ve iktidar karşısındaki biat etmeyen tutumunu “suç” olarak algılaması, iktidarın dışladığı ve ötekileştirmeye çalıştığı herkesi, her kurumu “hain” ya da “terörist” olarak görmesi elbette şaşırtıcı değildir.

Ali Yalçın’ın Eğitim Sen’e yönelik açıklamalarının hiçbirisi gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki, devlet yetkililerinin verdiği resmi izinle kamu hastanelerinde tedavi gören, giderleri resmi makamlarca karşılanan, Eğitim Sen misafirhanesinde geçici süreli olarak kalan Suriyeliler, yüzlerce polisin medya destekli operasyonuyla gözaltına alınıp serbest bırakılmış, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hakkımızda “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermiş, böylece sendikamıza yönelik bir karalama kampanyası daha boşa çıkarılmıştır.

Özellikle son bir yıldır emek mücadelesinin önemli ve etkili bir parçası olan, iktidardan ve sermayede bağımsız hareket eden Eğitim Sen gibi mücadeleci sendikalar, iktidar ve onlara “hizmet sendikacılığı” yapan sendikaların işyerlerindeki uzantılarının yoğun baskı, tehdit ve şantajlarına maruz kalmıştır. Örneğin; okul/kurum yöneticisi olarak görevlendirilmek isteyen öğretmenlerde kariyer ve liyakat yerine aranan tek ölçüt “yandaş sendikaya” üye olmaktır. Eğitim Sen’den istifa etmeleri için her üyemizin fiili Eğitim Bir Sen’li yöneticilerce soruşturmaya konu edilmekte, sendika üyeleri en temel sendikal eylemleri, özellikle de sosyal medya paylaşımları üzerinden suç işlemiş gibi ihbar edilmektedir. Aday öğretmenlere adaylıklarının kaldırılması için göreve başlayış yazısı ile birlikte Eğitim Bir Sen üyelik formunu imzalatıldığı, “Eğitim Bir Sen’e üye olmazsanız adaylığını kalkmaz” gibi tehditlerle Eğitim Bir Sen’e üye olmaya zorlandıkları bilinmektedir.

Eğitim Sen, 100 yılı aşan örgütlü mücadelesi ve tüzüksel amaçları başta olmak üzere, savunduğu ilke ve değerler gereği her türden ayrımcılığı ve şiddeti reddetmekte, insanlığın ortak evrensel değerleri ile bağdaşmayan söylem ve eylemlerin karşısında durmaktadır. Eğitim Sen’in en temel demokratik tepkilerini bile “terör” kavramı içine sığdıracak kadar seviye düşüklüğü yaşayanlara, iktidarın ağzıyla “kara propaganda” yaparak sendikacılık yaptıklarını sananlara söylenecek söz bulmakta güçlük çektiğimizin bilinmesini istiyoruz.

Demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü ayrımcı, ırkçı ya da hoşgörüsüzlük anlamına gelecek fikirleri açıklama, gerçek dışı beyan ve iftira üzerinden suçlama ve hedef gösterme özgürlüğünü içermez. Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve onun gerçek dışı açıklamalarını haberleştirerek iftiralarına ortak olan gazete ve televizyonlarla ilgili gerekli hukuki girişimler sendikamız tarafından başlatılmış bulunmaktadır.

Türkiye kamuoyu Memur Sen’in ve Eğitim Bir Sen’in kimlerin çıkarlarını temsil ettiğini, kimler adına sendikacılık yaptıklarını ve üye sayısını nasıl ve hangi yöntemlerle arttırdıklarını çok iyi bilmektedir. Sendikacılığı çarpıtma ve iftira üzerine inşa etmiş, kendisinden olmayan herkesi düşman gören ve tasfiye etmeye çalışan bir zihniyetin, eğitim emekçilerine ve bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yoktur.

Eğitim Sen’in örgütlenme ve mücadele sürecini yakından bilenler, Eğitim Sen’in eğitim ve bilim emekçilerini birilerinin yaptığı gibi dini inanç, etnik kimlik ve siyasi görüşlerine göre ayırmak için değil birleştirmek için çalıştığını, iktidarın değil eğitim emekçilerinin çıkarları için mücadele ettiğini çok iyi bilmektedir.

Eğitim Sen, kökleri yüz yılı aşan mücadele birikimine dayanan, devletten, sermayeden ve hükümetten bağımsız bir sendikadır. Eğitimde ve ülkemizde yaşanan her türlü dayatma, baskı ve zulmün karşısında olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Eğitim Sen’i karalamaya çalışanlara, iftira atarak kendi yanlışlarının üzerini örtmek isteyenlere, attığı her adımda üyelerinin değil, iktidarın çıkarlarını gözetenler gerçeklerin üzerini asla örtemeyeceklerini bilmelidir.