AMACINIZ NE SİZİN?ÇOCUKLARIMZIN VE ÜLKEMİZİN GELECEĞİ BU ŞEKİLDE Mİ AYDINLANACAK?

Eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunları 2015-2016 eğitim-öğretim yılının güz yarıyı süresince de katlanarak artmış, Milli Eğitim Bakanlığı’nın çözüm üretmekten çok, yeni sorunlar yaratan politika ve uygulamaları nedeniyle eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler sürekli mağdur edilmiştir.

 

AKP hükümetinin, tüm yurtta olduğu gibi ilimiz Çanakkale’de de, eğitim sistemini piyasacı projeler, angarya çalışma uygulamaları ve eğitim biliminin en temel ilkelerine meydan okuyarak hayata geçirdiği gerici eğitim sistemi, gerici kadrolaşma gibi derinleştirdiği sorunlarla 2015-2016 eğitim-öğretim yılına her gün yeni bir skandal ile damgasını vurarak devam etmektedir.

2015-2016 eğitim-öğretim yılında eğitimin çözüm bekleyen en temel sorunlarını çözme noktasında yeterince adım atılmamış atılmadığı gibi dönem içinde eğitimin mevcut sorunları artmış ve ilimizde yaşadığımız bir takım olaylara bakınca önümüzdeki günlerin başka skandallara da gebe oldu açık bir biçimde ortadadır. Bu kapsamda Türkiye geneli için açıkladığımız değerlendirme raporu sonrasında Çanakkale yereli ile ilgili raporumuzu açıklıyoruz.

 

ÇANAKKALE’DE EĞİTİMDEN MANZARALAR

İlimize bağlı Bayramiç ilçesinde faaliyet gösteren Mustafa-Gülşen Çınaroğlu Anadolu Lisesi Müdürü Ahmet Yıldırım’ın, okulda düzenlenen bir tören sırasında öğrencilere hakaret ederek, “Okula kendinizi satmaya mı geliyorsunuz?” dediği iddia edilmiştir.

Mustafa-Gülşen Çınaroğlu Anadolu Lisesi’ne 2015-2016 öğretim dönemi başında müdür olarak atanan Ahmet Yıldırım’ın, okulda düzenlenen bir tören sırasında öğrencilerine yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu iddia edildi. Okul Müdürü Ahmet Yıldırım, okulda düzenlenen tören sırasında öğrencilerine,"Erkek öğrenciler dar pantolon giymeyecek, bol pantolon giyeceksiniz. Kızların etek boyları diz kapaklarının altında olmazsa okula almam”dediği iddia edilmektedir.

Törende yaptığı konuşmasında özellikle kız öğrencileri hedef alan Ahmet Yıldırım, “Siz buraya koca bulmaya mı geliyorsunuz? Okula kendinizi satmaya mı geliyorsunuz?"gibi çirkin ifadelerde bulunduğu okula, kendisinin istediği gibi gelmeyen öğrencilerin okula alınmayacağını belirttiği iddia edilen Yıldırım, öğrenci ve veliler arasında tepki toplamıştır. İddia konusu olay basına yansıdıktan sonra kız öğrencilere yönelik bu tip uyarıların Okul Müdürü tarafından değil okuldaki kadın öğretmenler tarafından yapılmaya başlanması dikkat çekmektedir.

Yine Bayramiç’te bir okulda görev yapan bir Eğitim-Sen üyesi öğretmen sosyal medyada ‘AK Troller’ olarak bilinen iktidar yandaşı bir hesap tarafından tehdit edilmiş ve ‘AK Trol’, öğretmenin açık adresini bildiğini söyleyerek, öğretmenin adresini paylaşmıştır.

Üyemiz AKP’li Trollere ait bir facebook sayfasında yorum paylaşınca, sosyal medyada iktidar yanlısı paylaşım ve tartışmaları ile dikkat çeken ve bu alanda ‘AK Trol’ olarak tanımlanan bir hesap tarafından tehdit edilmiştir. Yaptığı paylaşımın ardından tanımadığı bir kişiden Facebook’tan mesaj aldığını söyleyen üyemiz, bir süre tartışma yaşandığını ve söz konusu ‘AK Trol’ hesabının, babasının ismini vererek; ‘babana söyle, bizi çoluk çocukla uğraştırmasın’ dediğini belirtmiştir. Tartışma uzayınca AK Trol, öğretmenin adresini bildiği tehdidinde bulunarak, öğretmenin açık adresini paylaşmış, Eğitim-Sen üyesi olan öğretmen, bu durumun rahatsız verici olduğunu belirterek, ikamet adreslerine bu kişilerin nasıl ulaştığını merak ettiğini söylemiştir.

            Bir süre önce, Çanakkale’de sahnelenen Çanakkale Destanı adlı oyunda baştan sona kadar gerici ifadeler kullanılmış savaş oyunu izleyen gençlere olumlu bir kavram olarak sunulmuş Çanakkale Savaşındaki önemi tüm dünya tarafından bilinen ve takdir edilen Mustafa Kemal’den neredeyse hiç bahsedilmemiş hal böyle olunca oyunu izleyen bir öğretmen bu duruma önce tepki göstermiş ardından da salonu terk etmiştir. Ancak bu olay burada bitmemiş öğretmenimiz hakkında hem kendi kurumu tarafından soruşturma açılmış hem de emniyete ifade vermek zorunda bırakılmıştır.

            Ezine’ye bağlı Dalyan Köyü İlkokulu’nda geçtiğimiz Haziran ayından bu yana yaşanan soruşturma komedileri dizisi de ilimizde eğitimin iflasını gözler önüne sermiştir.

            15 Haziran 2015 tarihli bir yazıyla hakkında usulsüz kermes düzenlemek ve Cumhurbaşkanına hakaret etmek iddialarıyla soruşturma açılmış ancak soruşturma sonucunda her iki durumunda gerçek dışı olduğu açık bir biçimde ortada olduğu halde üyemiz Kübra Güneş Türkyılmaz evinden 146 km uzaklıkta ve toplu taşıma ulaşımının mümkün olamayacağı bir beldeye atanmıştır. Ancak bu komedi burada da bitmemektedir. Kübra öğretmenden sonra okula herhangi bir başka öğretmen bulmayı beceremeyen Çanakkale ve Ezine Milli Eğitim Müdürlükleri çareyi sekiz (8) ilkokul öğrencisini bir ticari taksi ile her türlü usulü ayaklar altına alıp çocukların yaşamını hiçe sayarak Geyikli beldesine taşımakta bulma gibi dâhiyane bir çözüm (!) ile bulmuştur. Bu konuda komedinin finalini dâhiyane bir şekilde sonlandıran milli eğitim Ezine Dalyan İlkokulu kapatmıştır.

            İlimizdeki okullarda bir başka önemli sorun ise okul binalarının fiziki durumlarının ya çok kötü durumda olması ya da çok kötü olmasından dolayı yıkım ve tadilat kararı alınan okullarda bu çalışmaların bir türlü başlatılmaması nedeniyle öğrencilerin ikili öğretim gibi çağdışı bir öğretim işkencesi altında eğitim görmeye çalışmasıdır.

            Konuyla ilgili olarak bir sendika ziyaretinde il milli eğitim müdürü Zülküf Memiş’in “İnşaat sektörü birden hemen olmuyor. Bu gün yıkıp, yarın yapamıyorsunuz. Bunun için de yıktığımız zaman, arsalarla ilgili birçok sorunlar çıktı. İşte belediyeyle ilgili mesela sorunlarımız oldu. Sağ olsun belediye başkanımız zaman zaman bu nokta da çok büyük destek verdi. Şimdi en çarpıcı Vali Fahrettin Akkutlu Okulu, yarısı Özel İdarenin, yarısı Milli Emlak’ın. Özel İdare’nin olan yerden bu yola kanalizasyon ücreti alınmıyor, ancak Milli Emlak’ta ödeme yapmanız gerekiyor. Yıktığımız bina da bize, yaklaşık olarak 29 bin lira borç çıktı. Bu giden Valimizin de desteğiyle, belediye başkanı da o noktada destek verdi, ne yapabiliriz diye. Ödememe noktası olmadı, fatura ibraz edilmişti. En son yine biz risk alarak, işi alacak müteahhide bu borcuda ekledik ve böyle bir çözüm yarattık. Yıkmasak daha iyiymiş, ama şuanda bizim yıkılan sadece bu okullarımız yok. 9 tane okulumuz yıkıldı, 2 tanesinin ihalesi yapıldı. Biri 3 Kasım, biri 6 Kasım’da olmak üzere hepsi ihaleye çıkacak. Bu aşamaya getirildi. Bizim için kambur olan bu 3 okulumuzun da ihalesi, Kasım ayı içerisinde yapılmış olacak” demesi basına yansımıştır. Burada Eğitim Sen olarak bizim için iki önemli nokta bulunmaktadır. Birincisi, inşaatı hemen yıkıp yapamayan Zülküf Memiş’in eğitim emekçilerinin aile birliği ve düzenlerini bir çırpıda yıkabilmesi nasıl mümkün olabiliyor? İkincisi neden Zülküf Memiş ilimizdeki iki sendikayı ziyaret ediyor da diğer sendikaları ziyaret etmiyor ve biz bu bilgileri basın aracılığıyla öğrenmek durumunda kalıyoruz. Çanakkale Milli eğitim Müdürlüğünden Çanakkale Eğitim Sen olarak randevu taleplerimize yanıt gelmemektedir. Çanakkale Milli Eğitim Müdürü sendikalar ve bundan hareketle eğitim ve bilim çalışanları arasında ayrım yaparak tarafsızlığını yitirmiştir. Çanakkale Milli Eğitim Müdürü için makbul ve makbul olmayan sendikalar mı var?

            Kübra Türkyılmaz öğretmeni siyasi paylaşımlarda bulundu diyerek evinden kopararak İlin bir ucundan diğerine gönderen zihniyet “100 kaset de çıksa Erdoğan hırsız değil” şeklinde paylaşımda bulunan, hem de bunları telefon mesajı yoluyla öğrencileriyle paylaşan Çanakkale İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Meral Hazır’ı nereye göndermeyi düşünüyor? Tüm Eğitim Emekçileri adına bu sorunun cevabını kendisinden duymak istiyoruz. Basına yansıyan haberlere göre yandaş müdür yardımcımızın durumunu hiç de parlak değil.

Mesajlarda, okulda AKP yöneticisi gibi çalışan müdür yardımcısının öğrencilere "100 tane de kaset çıksa bilin ki Recep Tayyip Erdoğan bir hırsız değil aksine bu ülkeye dışardan para getirmiş kaybetmeye tahammülümüzün olmayacağı, yerini asla kimsenin dolduramayacağı tek liderdir. Gelecek nesiller için sahip çıkalım" dediği görülüyor. Öte yandan müdür yardımcısı "Tayyip Erdoğan’ı diktatör, terörist, hırsız gibi yalanlarla halkın gözünden düşürüp, eyalet valisi gibi yönetecekleri yeni bir başbakan bulmak için düğmeye bastılar. Gezi olayları, 17-25 Aralık operasyonları, Mit tırlarına yapılan operasyonlar hep bu sebepten idi" diyerek de Haziran Direnişi'nin "dış mihraklar ürünü" olduğunu söylüyor. Meral Hazır'ın paylaştığı mesajın sonundaki "bu metni şu anda yurdun dört Bir köşesine yaymak için harekete geçtik" ifadesi de yapılanın "bilinçli" ve "koordineli" olduğunu gösteriyor.

Müdür Yardımcısı, mesajın ilerleyen kısımlarında Türkiye'nin kasasının sürekli açık verdiği halde nasıl batmadığını anlatıyor. 11 Eylül sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Uluslararası kuruluşlar birçok Arap iş adamını El-Kaideye yardım ve yataklık yapmakla suçladı. Bu iş adamları 2’ye ayrılıyordu" diyen fanatik öğretmen, "Birinci grup Amerika ve İngiltere'nin sözünden çıkmayan ve bu tehditlerden korkarak yelkenleri indiren ve bu 2 ülkeye teslim olup haklarındaki bütün suçlamaları düşüren Arap Şeyhleri. İkinci grup ise suçlamaları kabul etmeyerek davalarla tek tek mücadele edip masumiyetini kanıtlayan samimi Arap iş adamları diyor. Bu "samimi iş adamlarına" örnek olarak da Yasin El Kadı ile Rıza Sarraf'ı gösteriyor.

Bundan daha fazla nasıl siyasi paylaşım yapılabilir?

            Bir okul yöneticisinden çok AKP sözcüsüne benzeyen bu kişi ile ilgili yapılacak tüm işlemleri adım adım takip ettiğimizin bilinmesini istiyoruz.

            Yine bir başka skandalda ise Milli Eğitim Şube Müdürü Işıl Korkmaz’ın Anaokulu öğretmenlerine hitaben :“Derslerde sadece Bilfen Yayınevinin kitaplarını kullanacaksınız. Bazı PKK’li ve Fethullahçı Terör Örgütüne bağlı öğretmenler var ve bu öğretmenler kendi emellerine yönelik öğrenci yetiştirmek maksadıyla bu terör örgütlerinin propagandasını yapan kitaplar kullanıyor. Bilfen Yayınları dışında kitap kullanan öğretmen olursa hakkında soruşturma açılacak” şeklinde konuşarak öğretmenleri tehdit ettiği bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Kendisi ile yürütülen hukuki süreci de adım adım takip ettiğimiz bilinmelidir. Bil Fen yayınevinin pazarlama müdürlüğünü yapmak İl Milli Eğitim Şube Müdürüne mi kalmıştır bu soruya yanıt bekliyoruz.

            Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Murat Büyük’ün Facebook sayfasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçimlerde kullandığı logoyu kullanması Devlet Memurluğu Kanununa uygun mudur değil midir? Bu sorunun yanıtını da İl Milli Eğitim Müdürünün sessizliğine hayret ediyoruz. Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü üyemiz Kübra Güneş Türkyılmaz’ı hukuki hiçbir gerekçe olmadan sürgün ederken somut suç işleyenleri neden kollamaktadır? Burada “Çanakkale Milli eğitim Müdürlüğünü kim yönetiyor?” demekten kendimizi alamıyoruz. Yoksa Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü AKP’nin eğitim komisyonu olarak mı çalışmaya başladı?

           Geyikli Çok Programlı Lisesi eski müdürü üyemiz Nurten Çolak’ın sırf okulundaki imkânsızlıklardan dolayı okulunu denetlemeye gelen teftiş ekibine oturmaları için sandalye vermesi teftiş ekibi üyeleri tarafından hakaret olarak algılanmış ve bu hakaretin (!) cezası da üyemizi hak ederek geldiği müdürlük görevinden alınması olmuştur. Anlaşılan bundan sonra muhalif müdürler Teftiş Ekiplerinin koltuk takıntılarını tatmin etmeden görevde kalamayacaklardır. Üyemizin görevden alınmasının nedeni gereksiz Akıllı Tahta takılmasına engel olarak devleti zarara uğratmak istememesi olabilir mi?

           Bir diğer konu kordonda yer alan Öğretmen Evi konusudur. Bu konuda Çanakkale Eğitim Sen olarak defalarca girişimde bulunmamıza rağmen Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hem sendikamıza hem de kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmamıştır. 2016 yılını yaşadığımız bir süreçte bu tip işlerin hem eğitim ve bilim emekçileri hem de kamuoyu bilgi ve denetimi doğrultusunda yapılmasını hatırlatmaya bile gerek yoktur. Bu işin altından da bir çeşit özelleştirmenin çıkmaması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyoruz. Öğretmen evleri emekli ve çalışan öğretmenlerin öz kaynakları ile yapılmış kurumlardır.

           Çanakkale Milli Eğitim de sorunlar saymakla bitmiyor. Bir başka sorun da Merkez Ortaokulu sorunudur. Merkez Ortaokulunun yerinin başka amaçlarla kullanılmaya başlaması üzerine Çanakkale Müdürü tarafından konunun bir yıl içinde çözüleceği ve bir yıl sora Merkez Ortaokulunun eğitime başlayacağı sözü verilmişti. Bu sözün verilmesi üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen bu konu unutturulmaya çalışılıyor.

           Seminer döneminde öğretmenlerin siyasi kurumlarda seminer alması uygulaması ise bir başka tuhaflığı oluşturmaktadır.

Norm Kadro Fazlası olarak adlandırılan öğretmenlerin aile birliği ve bütünlüğü sürekli tehdit altındadır. Ne bakanlık ne de il milli eğitim müdürlüğünün bu konuda yeterli çaba gösterdiğini söyleyebiliriz. Hatta ve hatta yapılan yanlış uygulamalarla, maddi hatalarla durum daha da kötü bir hale sürüklenmiştir. Üyemiz Sinem Güner Şarlayan Okulu’nda kadrolu Anadolu Lisesi Öğretmeni olduğu halde hukuk çiğnenerek Norm Kadro Fazlası Öğretmen olarak gösterilmiştir.

Yine üyemiz Gülcan Bakır Korkutal yolculuk yapmasının sakıncalı olduğunu net bir şekilde bildiren doktor raporlarına rağmen Çanakkale Merkez İlçede bir okula atanması konusunda karşısına sürekli engeller çıkarılmış ve hala da sorunu çözülememiştir.

 

Başta AKP Hükümeti, Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere onların Çanakkale yerelinde gölgesi durumunda olan İl Milli Eğitim Müdürlüğü eğitimdeki kaosun ve mevcut karanlık tablonun öncelikli sorumlusudur.

MEB, yıllardır yaptığı akıl dışı uygulamalarla öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirememiştir.

Taşımalı Eğitim Kapsamındaki öğrencilerin hem taşınması konusunda hem de öğle yemekleri konusunda yaşanan sorunlar bir türlü çözülememiş bu konuda yaptığımız uyarılar da dikkate alınmamaktadır.

Her sene olduğu gibi bu sene de okulların en önemli ihtiyaçları velilerden bağış adı altında zorla toplanan paralarla çözülmektedir.

Bizim görebildiğimiz kadarı ile Çanakkale Milli Eğitimde de;

Keyfi yönetim anlayışı,

Ben yaptım oldu bakış açısı,

Hak ve özgürlüklerin kullanımı karşısında tahammülsüzlük,

Özelleştirme,

Gericileştirme,

Tektipleştirme

     yaklaşımlarını büyük bir maharetle uygulanmaktadır.

 

Eğitim Sen olarak, Milli Eğitim Müdürlüğüne çağrımız Çanakkale’deki tüm öğrencilerin geleceğini doğrudan olumsuz etkileyecek politika ve uygulamalara derhal son verilmesidir. Bunun için eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel, demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, zaten kaos içerisinde olan eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim varken bunları çözmek bir yana ilimizde bu sorunlara her gün yeni birini ekleme konusunda can atılan zihniyet terk edilmelidir. Talebimiz ilimizde çözüm bekleyen bu sorunların daha devasa boyutlara ulaşmadan derhal çözüme kavuşturulmasıdır.

Eğitim Sen Çanakkale Şubesi olarak tüm sorunların çözüme kavuşturulacağı güne kadar İl Milli Eğitim Müdürlüğünün takipçisi olacağımızı bildiriyoruz. Çanakkale halkını bu konularda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

 

 

Çanakkale Eğitim Sen Yürütme Kurulu