Cuma Namazı Düzenlemesi Kamusal Alanda Ayrımcılığı Derinleştirecektir

 

AKP hükümeti programına bakıldığında demokratikleşmeye, özgürlüklere dair en ufak bir vurgu bulunmaz iken kıdem tazminatının kaldırılmasından tutalım, esnek ve taşeron çalışmanın yaygınlaştırılmasına, kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen düzenlemelere kadar çalışma yaşamında yeni saldırı dalgasının gerçekleştirileceği açıkça belirtilmektedir.

 

Öte yandan mevcut anayasayı da rafa kaldıran, uluslararası hukuku hiçe sayan sokağa çıkma yasaklarıyla, tank, top ve ağır silahlarla ilçelerin yaşanamaz hale geldiği çatışmalar sonucu her gün sivil insanlar, çocuklar, kadınlar yaşamını yitirmekte, cenazeler sokaklarda çürümekte, sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetleri tümüyle ortadan kaldırılmaktadır. Buralarda çalışan üyelerimizin can güvenliğinin olmadığının son acı örnekleri SES temsilcimiz Aziz Yural’ın yaralı bir kadına müdahale ederken hedef gözetilerek keskin nişancı tarafından katledilmesi, EĞİTİM SEN Diyarbakır 2 Nolu şube üyesi Mevlüde Ketani'nin 8. kattaki evinin penceresinden seken kurşunun başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanması  olmuştur.

Her açıdan hak ve özgürlüklerin buzdolabına kaldırıldığı böylesi bir süreçte Başbakan tarafından açıklanan ve bir genelge ile hayata geçirilecek olan kamu çalışanlarının Cuma günü mesai düzenlemesinin Cuma namazına göre ayarlanması AKP algı operasyonlarının, gündem saptırmasının, fırsatçılığının ve mezhepçi anlayışının bir başka tezahürüdür.

Kamu emekçilerinin acil ve öncelikli sorununun Cuma namazı düzenlemesiymiş gibi sunulması ve TİS görüşmelerinde üzerinde mutabakata varılan konu gibi açıklanması da tam bir çarpıtmadır.

AKP her zaman olduğu gibi kendi ihtiyaçlarını yandaş konfederasyon üzerinden dile getirmekte, hayata geçirmektedir. Oysa defalarca açıkladığımız üzere bırakalım temel taleplerimizi, TİS masasında ve KPDK toplantılarında üzerinde uzlaşılan onlarca sorunun hiçbirinde bugüne kadar bir adım dahi atılmamıştır. Satış sözleşmeleriyle reva görülen sadaka zamları enflasyon karşısında hızla erirken, reel kayıplar her geçen yıl artmıştır. Nitekim en son asgari ücrette yapılan artış daha bir haftasını doldurmadan elektriğe, doğalgaza, vergilere vs yapılan zamlarla uçup gitmiştir.

Dolaysıyla cuma namazı düzenlemesinin TİS masasına bağlanması en basit deyimiyle samimiyetsizliktir, ikiyüzlülüktür. AKP’nin TİS masasını araçsallaştırdığı bu vesileyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Düzenlemenin 2016 yılı başına getirilmesi de manidardır. Çünkü yandaş konfederasyonla yapılan satış sözleşmesi ile kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarının nasıl peşkeş çekildiği ortaya çıkmaya başlamışken düzenleme ile işin özü manipüle edilerek, satış sözleşmesinin üstü örtülmek istenmektedir.

Başbakanın “Düzenleme inanç özgürlüğünü bozmayacak şekilde hayata geçirilecektir” şeklindeki açıklamasının tepkileri minimalize etme ve kamuoyunu yanıltma çabasından başka bir karşılığı bulunmamaktadır. Ortadoğu’da izlediği mezhepçi ve dini referanslı politikalarının ülkemizi getirdiği nokta ortada iken bu tür açıklamaların bir inandırıcılığının olmayacağı açıktır.

Tam tersine uygulama ile kamu emekçileri arasında ayrımcılığın ve gerilimin artacağı endişesi taşımaktayız. Okullarda, hastanelerde, kısacası kamu hizmetlerinin yürütüldüğü tüm alanlarda Cuma namazına gitmiş olmak ya da olmamak yeni bir kayırma ya da dışlanma konusu olacaktır. Çalışma yaşamındaki ayrımcılıkta temel ölçü haline gelecektir. AKP’nin diğer inançlara yaklaşımı ve kadrolaşma konusundaki 14 yıllık pratiği ortadadır ve kaygımızı haklı kılmaktadır.

En önemlisi de, kamu hizmetlerinin dini kurallara göre düzenlenmesi laikliğe ve anayasadaki eşitlik ilkesine aykırıdır. Çalışma yaşamında yapılacak düzenlemelerde evrensel hukuk normları ve demokratik ilkeler esas alınmak zorundadır.

Kamu emekçilerinin acil sorunu ayrımcılığı derinleştirecek bir düzenleme değil, insanca yaşanacak bir ücret, güvenceli çalışma ve sendikal hak ve özgürlükler önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Ülkemizde barış ve kardeşliğin tesis edilmesidir.  

AKP ne inanç özgürlüğünde ne de emekçilere yaklaşımında samimi değildir.  Yine bir aldatmaca ve gündem saptırmasıyla, toplumsal mühendislikle, mezhepçi politika ile karşı karşıyayız.

YÜRÜTME KURULU