10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde Türkiye’nin İnsan Hakları Tablosu Karanlık!

 

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 67. yılı kutlanıyor. İnsan hakları konusunda uluslararası hukukta en önemli belge olarak nitelendirilen “Evrensel Bildirge”nin kabul edilişinin 67. yılında Türkiye, insan hak ve özgürlükleri alanında bugüne kadar ortaya çıkan en karanlık günleri yaşıyor.

 

2. Dünya Savaşı’nın acılarını silmek için hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 67. yıl dönümünde, içeride ve dışarıda yürütülen savaş ve şiddet politikaları sonucunda ülke resmen kan gölüne çevrilmiş, baskı, şiddet, korku ve kaos ortamında en temel hak ve özgürlükler askıya alınmaya başlanmıştır. Sadece son 5 ay içinde yüzlerce insan yaşamını yitirmiş, tarihi mekanlar ve okullar yaratılan çatışma ve şiddet ortamından zarar görmeye başlamıştır.

Türkiye, Evrensel Bildirge’yi kabul edilişinden bir yıl sonra imzalamasına rağmen, bildirgede yer alan haklar, sadece metin üzerinde kalmıştır. Türkiye, yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere, işkence ve kötü muamele, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, örgütlenme özgürlüğü gibi geniş bir alanda yaşanan hak ihlalleri nedeniyle karanlık bir tabloyla karşı karşıyadır.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün, 10 Ekim Ankara katliamının ikinci ayına denk gelmesi anlamlıdır. 10 Ekim’de Ankara’nın orta yerinde, yakın tarihimizin an acı, en vahşi cinayetlerinden birisi işlenmiş, “Artık kimse ölmesin” diyerek ülkenin dört bir yanından barış umudu taşıyan, türkülerle ve halaylarla yola çıkan barış savunucuları, göz göre göre gelen vahşi bir katliamın kurbanları olmuşlardır.

Reyhanlı’da, Roboski’de, Diyarbakır’da ve Suruç’ta yaşanan saldırıların katilleri ve sorumluları ile ilgili tek bir somut adım atmayanlar, 10 Ekim’de Ankara’nın orta yerinde, yakın tarihimizin en vahşi katliamının yaşanmasına göz yumarak 102 insanımızın yaşam hakkının ellerinden alınmasına neden olmuşlardır.

Türkiye’de yıllardır en temel insan hakkı olan “yaşam hakkı” bizzat siyasi iktidar tarafından ihlal edilmekte, yaşanan katliamların ve siyasi cinayetlerinin faillerinin bulunmaması için özel bir çaba harcanmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin yıl dönümünde, insan hak ve özgürlükleri açısından bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de ciddi bir geriye gidiş yaşanmaktadır. Artarak devam eden çatışmalar nedeniyle uzunca bir süredir bazı il ve ilçelerde fiili OHAL uygulamalarının hayata geçirilmesi ve çatışmaların artarak sürmesi nedeniyle eğitim-öğretim durma noktasına gelmiştir. Okullarda öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer eğitim emekçilerinin can güvenliğinin olmadığı, ülkenin bir bölümünde fiilen sıkıyönetim koşullarının yaşandığı bir ortamda, hem yaşam hakkı, hem de eğitim hakkı ciddi bir tehdit altındadır.

Özgür ve muhalif basına yönelik baskı, sansür ve tutuklamaların artması, KESK’e bağlı sendikaların üyelerine yönelik baskı, sürgün ve soruşturmalar, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin keyfi olarak yasaklanması, hızla artan kadın cinayetleri, işkence ve kötü muamelenin sürmesi, seçilmiş belediye başkanlarının ve sendikacıların siyasi operasyonlarla gözaltına alınması ve tutuklanması gibi pek çok konuda ağır insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır.

Eğitim Sen olarak, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle, dünyada ve Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğine inanıyor, toplumun tüm kesimlerini haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

 

ŞUBE YÜRÜTME KURULU