Anımsanacağı üzere, Anayasanın 90. maddenin son fıkrasına 2004 yılında “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalarla kanunların, aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşmalar esas alınır” cümlesi ilave edilmişti. Yapılan bu değişiklik gereğince; 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nın uluslar arası sözleşmelere aykırı hükümleri yerine, Türkiye’nin de onayladığı uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınan, toplu sözleşme ve grev hakkına ilişkin hükümlerin uygulanması anayasal bir zorunluluk haline gelmişti.
Ülkemizin de altında imzası bulunan, özellikle 87 ve 98 Sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı; sendikal hakları bir bütün olarak kabul etmekte ve bu hakların bölünmezliğini temel almaktadır. “Toplu pazarlık ve grev hakkı”nın; sendikal özgürlüğün ayrılmaz parçaları olarak değerlendirilmesi, bu anlaşma ve sözleşmelerin ortak noktasıdır.
Ülkemizde ise bugüne kadar Kamu emekçilerinin temel haklarını, örgütlenme özgürlüğünü genişleten değil, tam tersine daraltan düzenlemeler yapılmıştır. Yıllarca bu konuda hiçbir girişimde bulunmayan AKP Hükümeti, 12 Eylül 2010 referandumu sonucunda, memurlara “toplu sözleşme hakkını” düzenleyen yasa tasarısını 1 yılı aşkın bir sürenin sonunda Meclis’e getirmiştir.
T.B.M.M.’de bugün görüşülmeye başlanacak olan 4688 Sayılı “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Hazırlanan Yasa Tasarısı”nda da emeğe yönelik “yasakçı anlayış” aşılamamış, aksine bazı düzenlemelerle daha da ağırlaştırılmıştır. Söz konusu yasa tasarısında;
- Sendikal hak ve özgürlüklerimizin temel dayanağı olan, özgür toplu sözleşme ve grev hakkımızı kullanmamızın önündeki engeller varlığını korumaktadır. Ayrıca 4688 Sayılı Yasanın 15. Maddesinde belirtilen, sayısı on binlerle ifade edilen kamu emekçisinin örgütlenme özgürlüğü engellenerek, sendika üyesi olması yasağı sürdürülmektedir.
- Toplu sözleşmede 2 milyondan fazla kamu emekçisini temsil edecek olan Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti’nin salt çoğunluğu ve başkanlığı tamamen anti demokratik bir yöntemle en çok üyeye sahip konfederasyona verilirken, diğer konfederasyonların temsili sınırlanmaktadır.
- Belediyelerle yıllardır yapılan Toplu Sözleşmeler, tasarıdaki sınırlamalar nedeniyle artık imkânsız hale getirilmektedir.
- 4688 Sayılı Yasa’nın, sendikaların tüzüklerine yasakçı bir anlayışla müdahale edilmesine olanak sağlayan içeriği, söz konusu tasarıda da korunmaktadır.
- “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu” adı ile oluşturulan yapıya zorunlu tahkim hakkı verilerek, dolaylı olarak grev hakkımız yasaklanmak istenmektedir. Toplu sözleşmede yaşanacak uyuşmazlık durumunda vereceği karar bağlayıcı olacak olan söz konusu kurulun bir kanadı; tümüyle hükümete bağlı olarak çalışan bürokratlardan oluşmakta olup, buna karşın sendika temsilcilerinin sayısı bürokratlardan daha az tutulmaktadır. Amacı ve yapısı tamamen anti demokratik olarak belirlenen kurulun “hakemlik” görevini nasıl yerine getireceği şüphelidir. Yasa tasarısının hazırlanması sırasında Memur Konfederasyonları’yla yaptığı müzakerelerde hükümet; toplu sözleşme hakkının kullanılabilmesi için kritik önemdeki “Hakem Heyeti”nin bağımsız olmasını kabul etmemiş ancak üzerinde uzlaşılan kimi düzenlemeler yapılması kararlaştırılmıştı. Tasarıya göre toplu sözleşme süreci sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, konu 3 gün içinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na götürülecektir. Hakem Kurulu’nun kimlerden oluşacağı ise tasarıda detaylarıyla belirlenmiştir. Buna göre 11 kişilik Hakem Heyeti’nin başkanı da dahil 3 üyesi; Bakanlar Kurulu tarafından, 4’ü de Bakanlar tarafından seçilmiş olurken, sadece kalan 4 üye Hükümetten bağımsız belirlenecektir. Hakem Kurulu, en az 8 üyenin katılımıyla toplanarak, başvuru tarihinden itibaren 5 gün içinde kararını verecektir. Kurul, toplantıya katılanların çoğunluğuyla karar alacak ve üyeler çekimser oy kullanamayacaktır. Oylamada eşitlik halinde başkanın oyu belirleyici olacaktır. Kurul’un kararları kesin olacak ve toplu sözleşme hükmünde sayılacaktır.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız düzenlemelere yer veren yasa tasarısının özüne ve ruhuna, yasakçı mantığın egemen olduğu görülmektedir. Biz kamu emekçilerinin ise evrensel normların güvencesinde, sendikal hak ve özgürlükler ışığında düzenlenecek gerçek bir yasaya ihtiyacı vardır. Bunun için grevli toplu sözleşme hakkımız güvence altına alınmalı, örgütlenmemizin önündeki yasal ve fiili engeller bir an önce kaldırılmalıdır. Her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesinin önü açılmalıdır.
Ülkemiz, uluslararası düzlemde, kendi kamu emekçisinin sendikal hak ve özgürlüklerini yasaklayan, sınırlayan bir ülke olarak anılmanın utancını yaşamayı hak etmemektedir. Bu duruma son vermenin zamanı çoktan gelmiştir. Bu amaçla bütünlüklü olarak sendikal haklara ilişkin uluslararası hukuk çerçevesinde hazırlanarak, Toplu Sözleşme ve Grev hakkımızı yasal teminat altına alan yeni bir yasa talep ediyoruz. Amacımızı gerçekleştirene dek örgütlü mücadelemizi sürdürmeye kararlı olduğumuzu tüm Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu bileşenleri adına bir kez daha haykırıyoruz.
Eftal YILDIRIM
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Çanakkale Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü
26 Ocak 2012
Etiketler :
orhan kardeş seni ve eşini kutluyorum.analı babalı büyüsün bebişiniz.ömrü uzun ve mutlu olsun.
Sevgili kankimiz Orhan'ı ailesiyle birlikte mutluluklar diliyoruz.Hoş geldin bebe inşallah bu dünyayı çok beğenirsin çok mutlu bir hayat sürersin...
Kafa ailesine mutluluklar diliyorum. Değerli Sendika çalışanımız Orhan'ın örnek, iyi, bir baba olacağını biliyorum.
Kafa Ailesine kızları ile birlikte ömür boyu sağlıklı ve mutlu günler dilerim.
Değerli Emekçi arkadaşımız ve sendika çalışanımız Orhan seni ve eşini kutluyor kızınla mutlu ve sağlıklı günler geçirmenizi dilerim



















