YAŞASIN 1 MAYIS.....

Bu gün 1 Mayıs! 131 yıldır; işçilerin, emekçilerin talepleri ile sokağa çıktığı, yeni bir dünya özlemini dillendirdiği, sermayeye ve onun hükümetlerine karşı dünyanın tüm alanlarında birlik, mücadele ve dayanışmayı haykırdığı bu gün! 127.si kutlanan 1 Mayıs; bayramınız, bayramımız kutlu olsun, tertip komitesi adına hepinizi saygı, sevgi ve kardeşlikle selamlıyorum. Öncelikle bu bayramın bayram olarak kutlanmasının, emeğin iktidarının sağlanmasıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Yüz yıldan fazla bir zamandır, bu uğurda mücadele eden, birçok bedel ödeyen, dünya işçi sınıfının yiğit evlatları olarak, bu uğurda yaşamlarını yitiren, tüm yoldaşlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ülkemizde de 1 mayıs 77 de, Taksim 1 Mayıs alanında yitirdiğimiz 34 kardeşimizi, 89 1 mayısında yitirdiğimiz Mehmet Akif Dalcı'nın şahsında, kardeşimizin idealleri, idealimiz diyor, saygıyla yad ediyoruz. 1 Mayıs Taksim meydanı, bu yıl da yasaklı meydan olarak kaldı. AKP'nin bu yasakçı zihniyetini buradan kınıyoruz. Meydanları işçilere, emekçilere yasaklayanların meydanlardan akacak işçi emekçi selli ile tarihe gömülecekleri günler yakındır. İşçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayısı, ülkemiz emekçileri olarak, yaşamımızı ve ülkenin geleceğini belirleyen, Referandumun ardından kutluyoruz. Tek adam rejimiyle, tek parti diktatörlüğü ile, OHAL'i Kanun hükmünde kararnameleriyle, işçilerin emekçilerin yaşamları zapturapt altına alınmak istenmektedir. Her türlü devlet imkanıyla, medyasıyla, yapılan propagandaya rağmen, millet vekillerinin tutuklandığı, genel başkanların içeriye atıldığı, sokaklara çıkanların linç edildiği, hayır diyen her kesimin terörist ilan edildiği bir süreçte; sandıktan EVET çıkaramayan AKP, Yüksek Seçim Kurulu marifetiyle HAYIR'ımızı çalmıştır.   12 Eylül askeri faşist darbesi ürünü anayasa değişmemiş, halen tüm uygulamalarıyla daha da gericileşerek orta yerde durmaktadır. Demokratik, özgürlükçü, katılımcı, bir arada kardeşçe yaşayacağımız yeni bir anayasa, toplumsal barışı sağlayacak anayasa talebi, daha güncel olarak önümüzde, yarının görevi olarak durmaktadır. Yeni bir anayasa, ancak işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, ötekileştirilenlerin sokaklara çıkmasıyla talepleri etrafında örgütlenerek haykırmasıyla ete kemiğe dönüşecektir. Türkiye halkları ve işçi sınıfı, emekçiler ülkemizin Tek adam rejimiyle, tek parti diktatörlüğü ile yönetilmesine razı olacak mı? 2002 den beri iktidarda olan AKP, sermayenin her dediğini harfiyen yapan, ülkenin tüm kaynaklarını teşvik paketleriyle sermayeye aktaran, işten atılan, sendikasızlaştırılan, grevleri her fırsatta yasaklanan, yandaş sendikaları örgütleyip sermaye için dikensiz gül bahçeleri oluşturan, işsizlik fonunda biriken işçinin alın terini sermayeye peşkeş çeken, kıdem tazminatı fonuna göz koyan, 657 sayılı kamu emekçilerinin iş güvencesini sağlayan yasayı da değiştirerek, sözleşmeli, performansa dayalı, esnek kuralsız, işten atmaların önünü açan yeni uygulamalarla sahnededir.  İşsizlik rakamları rekor üstüne rekor kırarken, işçiler emekçiler, gençler işsizliğin pençesinde açlığa yoksulluğa terk edilmiş durumdadır. Enflasyon tekrar iki haneli rakamları görmüş, emekçiler, emekliler ay sonlarını  nasıl getireceklerinin hesabını dahi yapamaz duruma getirilmiştir. Tarım çökertilmiş, çiftçi üretemez noktaya getirilmiştir. Bölgemizde savaş tamtamları her geçen gün daha yüksek sesle duyulmakta, ülkemizin gençleri her gün üçer, beşer, onar toprağa düşmektedir.    Mülteciler ucuz iş gücü olarak patronların insafına terk edilmiştir. Patronlara, sermayeye yeni sanayi bölgesi diye Güney Marmara, Bursa- Çanakkale hattı gösterilerek verimli tarım alanlarımızın yok edilmesinin, havamızın, suyumuzun, toprağımızın kirletilmesinin önü açılmıştır.  Kazdağları altın madencilerine havale edilerek yok edilmek istenmektedir.  Ülkemiz, OHAL ile  KHK'larla sürgit  yönetilmek istenmektedir. Kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşımlar, muktedirlerin diline pelesenk olmuş, kadın cinayetleri, kadın ve çocuk istismarı, tecavüz olağanlaştırılmak istenirken; toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşerek devam ettirilmiştir.  2017 1 Mayısını kutlayan bizleri bekleyen tablo budur. Biz Çanakkaleli işçiler emekçiler bu tabloya razı olacak mıyız? Biz yeni bir yaşamın mümkün olduğunu biliyoruz. Biz yarının, yaşanılası bir kentin, ülkenin, dünyanın özlemini çekenler…. Bunun için hep beraber BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM diyoruz. Aynı fabrikada, aynı madende, aynı işletmede, aynı okulda, aynı hastanede, büroda, mağazada, çalışanlar, aynı koşullar altında üretmeye çalışan çiftçiler kısacası çalışan emeğini satan bizler, işçiler, emekçiler sermayenin, patronların, AKP'nin bizleri bölmek, parçalamak için kullandığı din istismarcılığına, milliyetçiliğe, mezhepçiliğe prim vermeden, sınıf kardeşleri olarak birleşmeliyiz. Biz birleşirsek yarınımızın umudu çocuklarımıza daha yaşanılası bir ülke armağan edebiliriz. Biz birleşirsek kardeşlik olur, eşitlik olur, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü tesis edilir. Biz birleşirsek OHAL'siz, KHK'sız  TEK ADAMsız, Diktatörsüz yarınlar olur. Biz birleşirsek  barış  olur, çocuklarımız, gençlerimiz ölmez, anaların göz yaşı diner, yaşam olur, umut olur. Biz birleşirsek  dünya yerinden oynar..Bizler; Ne ABD'nin ne Rusya'nın ne de başka emperyal güçlerin  çıkarları için, Neo Osmanlıcılık adı altında bölge halklarıyla düşmanlaştırılmamıza izin vermemeliyiz. İşid, Nusra gibi çetelerin bölgeyi kana bulayan mezhepçiliklerine pirim verenlerin kimler olduğunu biliyoruz. Arabıyla, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Süryanisi, Ezidisi, Ermenisi, Türkmeniyle, Sünnisi, Şiisi, Alevisi, ve her inaçtan Anadolu halkları ve inanç gurupları, bizler kardeşlik, eşitlik, birlik, beraberlik demeye devam edeceğiz. Bizler dünya işçi sınıfının bir parçası olarak, yüreğimiz Asya'da da,  Amerika'da da Avrupa'da da, Afrika'da da velhasıl yedi anakaranın tamamında,  aynı coşkunlukta atmakta, yarına dair umutlarımızı hep beraber bir ağızdan çıkmışçasına farklı dillerde dillendirmekteyiz.Bizler alanları bu bayram gününde dolduran işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler;·        Taşeron çalıştırılmanın yasaklanması, kiralık işçilik başta olmak üzere her türlü esnek kuralsız, sendikasız, sigortasız çalıştırılmanın yasaklanmasını istiyoruz.·        Bütün iş kollarında güvenceli kadrolu istihdam ve işten atmaların son bulmasını istiyoruz.·        Grev ertelemelerinin yasaklarının son bulmasını, grev ve toplu sözleşme düzeninin anayasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz.·        Kıdem tazimatının fona devredilerek sermayeye, patronlara peşkeş çekilmesi girişimlerinin son bulmasını, bütün işçilerin kıdem tazimatından yararlanacağı yasal alt yapının oluşturulmasını istiyoruz.·        Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmak isteyen AKP nin bu adımdan vazgeçmesini, kamu emekçilerine grevli toplu sözleşmeli sendika hakkının tanınmasını istiyoruz.·        Asgari ücretin insanca yaşanacak bir düzeye çıkarılmasını istiyoruz.·        İş cinayetlerinin sona ermesi için gerekli adımların atılmasını, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işçilerce koordine edilecek bir bağımsız kurullarca verilmesini istiyoruz.·        İşsizliğin kader olmadığını, tüm emekçilerin yaşamlarını sürdürecekleri, üretime katıldıkları, güvenceli bir çalışma yaşamı istiyoruz.·        Kadın cinayetleriyle, tecavüzle kadınların anılmadığı, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde evde, sokakta, iş yerinde kadın olmaktan kaynaklı sorunlarının çözülmesini istiyoruz. Toplumun yarısı kadın ise, hayatın yarısı da kadınların olmalıdır. Kadınların erkek egemen sistemin kölesi olmamasını, insan olmaktan, kadın olmaktan doğan haklarının teslim edilmesini istiyoruz.. ·        Parasız, laik, bilimsel, demokratik eğitimin tesis edilerek; çocuklarımızın geleceklerinin karartılmaması, sınavlar cenderesinde geleceklerinin yok edilmemesi, kindar, dindar zihniyetten bağımsız özgür düşünen, eleştiren, sorgulayan nesiller olarak yetiştirilmesini istiyoruz.·        Gençlerimizin yeteneklerini sergileyecekleri akademik, bilimsel, özerk üniversitelerde kendilerini gerçekleştirmelerini istiyoruz.·        Akademinin üzerindeki Demokles’in kılıcı gibi sallanan YÖK ün kaldırılmasını ve   bilimsel demokratik, özerk üniversite istiyoruz.·        Barış istediler diye KHK lar ile işten atılan, suçlu muamelesi gören akademisyenlerin itibarlarının iade edilmesi, kürsülerine, akademilerine dönmelerini istiyoruz.·        Sağlığın temel bir hak olduğu gerçeğinden hareketle tüm halkımıza eşit, parasız, nitelikli bir sağlık hizmetinin verilmesini istiyoruz. ·        Sorgusuz sualsiz, eğitim hakkını savunan, halkımızın kamusal sağlık ve kamusal hizmet alması için mücadele eden, direnen kamu emekçilerinin KHK ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açığa alınmaları, ihraç edilmelerini kınıyoruz. Çanakkale’de sosyal medya paylaşımlarından dolayı ceza alan, açıkta bekletilen arkadaşlarımızın ivedilikle görevlerine dönmelerini istiyoruz. Çanakkale Valisi Orhan TAVLI’ya açık çağrıda bulunuyoruz. İlimizde yaşanan bu hukuksuzluklara derhal son verilmesini talep ediyoruz. İşçiler emekçiler, gençler, kadınlar,Emeği ile dünyayı var eden bizler, baskının, sömürünün olamadığı, insanın insan gibi değer gördüğü yarınları el birliği ile inşa edebiliriz. Bunun için bu gün 1 Mayıs alanlarını dolduran milyonlar olarak yüreklerimizdeki umut eksik olmasın. Büyük üstadın, şairin dediği gibi; Umuda bin kurşun sıksa da ölüm,Unutma.Umuda kurşun işlemez gülüm. Umutla kalın, sağlıcakla kalın, sağ olun var olun. Yoldaşça kalın.. Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslar Arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma GünüYaşasın 1 Mayıs