YÖK’ü Yormadık, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Röntgenini Biz Çektik! Üniversitelerde Keyfiyet, Hukuksuzluk ve Aymazlık Salgını Var!

body: 

Barış imzacısı akademisyenlere yönelik yürütülen nefret, linç, işten atma, yargı tehdidine mahkum etme ve sindirme kampanyasında her geçen gün yeni hukuksuzluklara ve skandallara tanık oluyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 27 Haziran 2017 tarihinde barış imzacısı olmaları nedeniyle haklarında yürütülen idari soruşturma gerekçe gösterilerek görevlerinden uzaklaştırılan akademisyen üyelerimiz, şimdi de “oldubitti”ye getirilerek cezalandırılmak isteniyor.
Üyelerimizden haklarında soruşturma açıldığı tarihten, yani 15 Ocak 2016 tarihinden 23 ay sonra, açığa alınmalarından ise 6 ay sonra ifadelerinin istenmiş olması ve ifadeleri alacak soruşturma komisyonuna da barış talep eden akademisyenleri “hain” olarak niteleyen bir bildirinin imzacısı olan iki akademisyenin görevlendirilmiş olması nasıl bir husumet güdüldüğünü göstermektedir.
Yaklaşık iki yılda yaşananlar daha yakından irdelendiğinde ise barış talebinden “suç” yaratma çabasının nasıl bir keyfiyet ve hukuksuzlukla motive edildiği tüm ayrıntılarıyla karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşık iki yıldır 3 farklı rektöre, 4 farklı komisyona ve 12 farklı soruşturmacıya sahne olmuş, sürekli bir talimat ilişkisi içinde ve vesayet altında akademik özerkliğini kaybetmiş bir üniversite yönetimi tarafından yürütülmeye çalışılmaktadır. Şöyle ki;

  • 11 Ocak 2016 tarihli “Bu Suça Ortak Olmayacağız!’’ başlıklı Barış için Akademisyenler imzalı Bildiri nedeniyle 13 Ocak 2016 tarihli YÖK Başkanlığı’ndan gönderilen talimat üzerine, Rektörlük tarafından 15 Ocak 2016 tarihinde soruşturma emri verilmiş; Prof. Dr. Veli Özer Özbek başkanlığında, Prof. Dr. Meltem Kutlu Gürsel ile Prof. Dr. Yusuf Karakoç’tan oluşan soruşturma komisyonu oluşturulmuş ve yapılan işlem YÖK Başkanlığına bildirilmiştir.
  • Görevlendirmeden 3 gün sonra Prof. Dr Veli Özer Özbek, akademik ve idari görevlerinin yoğunluğu nedeniyle; Prof. Dr Yusuf Karakoç ailevi sebepler, ikamet değişikliği ve de Disiplin ve Ceza Hukuku alanında çalışan öğretim üyelerinin komisyonda yer alması gerektiği şeklindeki nedenlerle 18 Ocak 2016 tarihinde soruşturmacı görevini iade etmişlerdir.
  • Bu iadeler üzerine 29 Ocak 2016 tarihinde yeni soruşturmacılar olarak; Prof. Dr Melda Sur ve Prof. Dr. Oğuz Sancakdar atanmışlardır. Ancak, Prof. Dr. Melda Sur, söz konusu imza metni konusunda politik olarak karşı bir dünya görüşüne sahip olması nedeniyle soruşturmacı olarak objektif olamayacağını; Prof Dr. Oğuz Sancakdar ise akademik ve idari işlerinin yoğunluğu nedeniyle soruşturmacı görevlerinden çekilmişlerdir.
  • Tüm bu görevlendirme iadelerine rağmen aldığı talimatı yerine getirme konusunda geri adım atmayan Rektörlük 26 Şubat 2016 tarihinde Prof. Dr. Meltem Kutlu Gürsel’i tek başına soruşturmacı olarak görevlendirmiş, bu durum aynı gün YÖK Başkanlığına bildirilmiştir.
  • Dr. Meltem Kutlu Gürsel 1 Mart 2016 tarihinde hazırladığı rapor ile bu soruşturmanın sürdürülemeyeceğini, soruşturma konusu eylem üniversite açısından düşünce ve ifade hürriyeti, akademik özgürlük kapsamında olup savcılık tarafından yürütülen ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiği şeklinde görüş bildirmiştir. Bu süreç ve devamında yürütülen idari işlemlere ilişkin üyelerimize herhangi bir bilgi verilmemiş ve tebligat da yapılmamıştır.
  • Bu tarihten yaklaşık 4 ay sonra 23 Haziran 2016 tarihinde YÖK tarafından disiplin soruşturmasının ceza soruşturmasından ayrık yürüyebileceği, bu nedenle barış akademisyenleri hakkında soruşturma başlatılmasına engel olmadığı şeklinde yeni bir talimat yazısı gönderilmiştir. Bu yazı üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, Meltem Kutlu Gürsel’den yeniden değerlendirme istemiş ve Prof. Gürsel yukarıdaki görüşünü tekrar ederek yazıyı 26 Temmuz 2016 tarihinde rektörlüğe teslim etmiştir. Fakat bu yazı YÖK’e iletilmemiştir.
  • Bu arada Dokuz Eylül Üniversitesi rektörü değişmiş ve Prof. Dr. Adnan Kasman rektörlüğe atanmıştır. Yeni yönetim, Prof. Gürsel’in 26 Temmuz 2016’da teslim ettiği görüşünü “dosyanın rektörlüğümüzde bekletildiği anlaşıldı” diyerek 7 Eylül 2016 tarihinde YÖK’e göndermiştir.
  • Soruşturmayı yürüten Prof. Dr. Meltem Kutlu Gürsel ise 08.12.2016 tarihinde soruşturmacı görevinden çekilmiştir.
  • Rektörlük bir kez daha soruşturma komisyonu belirlemiş ve 28 Nisan 2017 tarihli yazısı ile aynı disiplin soruşturması komisyonu için bu kez Prof. Dr. Pınar Süral Özer, Prof. Dr. Hale Gören ile daha önce görevi iade eden Prof. Dr. Oğuz Sancakdar’ı görevlendirmiştir.
  • 13 Haziran 2017 tarihinde söz konusu komisyon barış imzacısı akademisyenlerin görevden uzaklaştırılmalarını talep etmiştir. Rektörlüğün de aynı gün karar vermesiyle imzacı akademisyenlerden 6 kişi görevinden uzaklaştırılmıştır. Bu karardan bir gün sonra ise soruşturma komisyonunda görev yapan Prof. Dr. Oğuz Sancakdar tekrar görevinden çekilmiştir. Ardından komisyon eksik üyesi olmasına rağmen geriye kalan akademisyenlerin de 20 Temmuz 2017 tarihinde görevden uzaklaştırılmalarına karar vermiştir.
  • Söz konusu açığa alma kararlarına karşı yargıya başvurulana kadar, haklarındaki açığa alma kararı dışında hiçbir idari işlem, söz konusu disiplin soruşturmasında hangi disiplin mevzuatı ve hangi disiplin suçu ile soruşturma yürütüldüğü akademisyenlere bildirilmemiştir.
  • Son olarak Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Banu Esra Arslanertik, Soruşturma Komisyonu Başkanı olduğunu iddia etmiş ancak ilgili üyelerimize soruşturma emrine ilişkin resmi görevlendirme yazısını ibraz etmemiştir.
  • 22 Aralık 2017 tarihinde akademisyenlerin avukatları soruşturma dosyasını görmek istemiş ancak kendilerine dosyalar çeşitli bahanelerle gösterilmemiştir. 11 Ocak 2018 tarihinde yazılı başvuru yapılmasına rağmen “rektörün makamında bulunmaması”, “soruşturma dosyasındaki gizlilik” gibi gerekçelerle dosyalar bir kez daha hakkında soruşturma yürütülen kişilerden saklanmıştır.
  • Gelinen aşamada ise Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Banu Esra Arslanertik başkanlığında yeniden kurulan komisyonun da değiştiğini, yeni komisyon üyelerinin ikisinin Prof. Dr. Recep Kök (İİBF, İktisat Bölümü) ve Prof. Dr. Himmet Konur (İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü) olduğunu belirtmiştir.
  • Dr. Recep Kök ve Prof. Dr. Himmet Konur “Vatansever Türk Aydınları Bildirisi” başlığıyla ilan edilen ve barış imzacılarına “hain” diyen bir metnin imzacısı olmuştur. Dolayısıyla her iki komisyon üyesinin de soruşturmayı adil ve tarafsız yürütemeyeceği ayan beyan ortadadır.

Üyelerimizin Özlük Hakları Gasp Edildi!
Sürece hakim olan keyfiyet ve hukuksuzluğun boyutları sadece disiplin soruşturmasının işleyişinde ortaya çıkmamıştır. Akademisyenlerin özlük hakları da keyfi biçimde gasp edilmiştir.
Geçmiş dönemlerde şubemiz yöneticiliği yapmış, halen de Genel Merkez Yükseköğretim Bürosu üyeliğini yürüten Ar. Gör. Aydın Arı’nın görevine yeniden atanması gerekirken, talimatla maaşı kesilmiş ve ataması yenilenmemiştir.
Diğer taraftan, Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki ve Edebiyat Fakültesindeki tüm ÖYP/50/d’li araştırma görevlilerinin kadrolarının 33/a’ya geçirilmesine ve kendisi de bu geçiş hakkına sahip olmasına rağmen Ar. Gör. Özer Yersüren’in işlemleri de şimdiye kadar yapılmamıştır. Aynı şekilde Ar. Gör. Dilek Karabulut’un yeniden atanma işlemleri ise dekanlık aşamasında bekletilerek benzeri bir hukuksuzluğun muhatabı olacağı hissettirilmektedir.
Bu Keyfiyete, Hukuksuzluğa ve Aymazlığa Derhal Son Verilmelidir!
Bugüne kadar imzacı akademisyenler hakkında her türlü kirli oyunu çevirmiş, aldıkları siyasi pozisyonlarla soruşturmaya gerek kalmaksızın hükmü vermiş insanların, üyelerimiz hakkındaki soruşturmayı yürütmek üzere atanmasının akılla, hukukla açıklanabilir hiçbir yanı yoktur!
Yaşanan bu olayda açıklanabilir tek şey, başta üniversite yönetimi olmak üzere bu oyunun sahnelenmesini sağlayanların kişisel ikbal arayışlarıdır!
İnsanlığın ağır bedeller ödeyerek değerini anladığı barış talebinden suç yaratmaya çalışanların, kendi konforları ve küçük çıkarları pahasına yaşamlarımızı küle çevirecek bir yangını körüklediği unutulmamalıdır. Halbuki ihtiyacımız olan, silahların sustuğu, ölümün değil yaşamın değerli kılındığı, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve adil bir yaşamdır. Böylesi hayati bir ihtiyaca sırtını dönenlerin, hukuk devletini, temel hak ve özgürlükleri katledenlerin yarınlarımızı daha fazla karanlığa çevireceği unutulmamalıdır.
Eğitim Sen olarak, Dokuz Eylül Üniversitesi yönetimine sesleniyor ve bu keyfiyete, hukuksuzluğa ve aymazlığa derhal son verilmesini istiyoruz! Hiçbir üyemizin hakkını, hukukunu sahnelenen iktidara yaranma oyununa feda etmeyeceğimizin, bu konuda gerek ulusal gerekse uluslararası alanda her türlü adımı atacağımızın bilinmesini istiyoruz! Bugün bu kirli oyunun parçası olanların yarın hukuka ihtiyaç duyduklarında yalnız kalacaklarını akıllarından çıkarmamalarını hatırlatıyoruz!
Talebimiz açık ve nettir! Soruşturma komisyonunu lağvedilmesini, üyelerimizin ve imzacı akademisyenlerin suçsuzluğunun teyit edilmesini, özlük haklarının kendilerine iade edilerek işlerine geri dönmelerini istiyoruz!