SİVAS KATLİAMI’NIN ACISI 24 YILDIR YÜREĞİMİZİ YAKIYOR!

2 Temmuz 1993 tarihi, insanlık tarihine büyük bir utanç, yüreğimizi yakan bir ateş olarak düşmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Sivas katliamı, 24 yıldır en temel insani değerlerini yitirmemiş herkesin yüreğinde kanamaya devam eden derin bir yara olmayı sürdürmektedir.Katliamda aktif rol oynayan katillerin avukatlarından bazıları sonraki yıllarda AKP’den milletvekili seçilmiş, bazıları bakan yapılmış, hatta Anayasa Mahkemesi üyesi olarak atanarak ödüllendirilmiştir. Katillerin cezalandırılmaması için adeta seferber olan siyasi iktidar, Sivas katliamı davasının ‘zamanaşımı’na uğratılması için elinden geleni yaparak, katillerin cezasız kalmasında önemli rol oynamıştır.Sivas katliamı, tıpkı 1 Mayıs 77 katliamı, Malatya, Maraş, Çorum, Gazi Mahallesi katliamları gibi bilinçli bir şekilde karanlıkta bırakılarak unutturulmak istenmiş, siyasi sorumlular hesap vermemiş, katliamın arkasındaki karanlık güçler bilinçli olarak açığa çıkarılmamıştır.Türkiye’de, 12 Eylül darbe sürecinden itibaren benimsenen Türk-İslam sentezi politikalar ve onun üzerinden yükselen ırkçı, şoven ve gerici düşüncelerin sürekli beslenmesinin en acı sonuçlarından birisi 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği ve bu şenliğe katılanlar hedef alınmıştır. Sivas katliamının hedefi, tıpkı geçmişteki benzer katliamlarda olduğu gibi, egemen inanç sisteminin dışında kalan Aleviler, yıllarca ezilen, sömürülen ve yok sayılanlar olmuştur. Saldırganların engellenmeyerek katliama çanak tutulması, ardından yaşanan trajedinin üzerinin örtülmesi için iktidarın nasıl seferber olduğunu unutmamız mümkün değildir.Türkiye’de yaşayan çeşitli inanç ve mezheplerden halklarımızın umudu ve aydınlık geleceği olan aydın, yazar ve sanatçılarımızın da içinde olduğu 35 insanımız ırkçı-gerici güçler tarafından katledilmiştir. Aradan 24 yıl geçmiş olmasına rağmen, katliamının yarattığı acılar tazeliğini bugün de korumaktadır. Sivas katliamı her ne kadar zamanaşımı üzerinden unutturulmak istense de, insanlık suçlarında zamanaşımı yoktur. Sivas katliamını gerçekleştiren gerici güçler ve onların avukatlığı yapanların bugün adalet talebiyle alanlara çıkan, kitlesel yürüyüşler yapanlara yönelik tehditleri ve hakaretleri, katliamcı zihniyetin bugün de varlığını sürdüğünü göstermektedir.Türkiye’de geçmişte halkları birbirine karşı kışkırtarak, kitlesel katliamlara ve cinayetlere zemin hazırlayanlar, bugün ısrarla ayrımcı, tekçi, ırkçı ve gerici politikalarını sürdürerek halkların barış içinde bir arada yaşama iradesini engellemek adına tehlikeli adımlar atmakta, ülkenin içinde bulunduğu OHAL koşullarını da kullanarak hukuksuz uygulamalarına devam etmektedir.Toplumsal barışı tehdit eden her türlü saldırı ve katliamlara rağmen, Türkiye’de farklı inançların, farklı kimlik ve kültürlerinin barış içinde ve kardeşçe bir arada yaşama isteğindeki ısrarını sürdürmesi önemlidir. Ne yaşadığımız katliamları, ne de iktidarın bu katliamlar karşısında takındığı siyasi tavırları unutmamız elbette mümkün değildir. İnsanlık, kendisine karşı işlenmiş suçları, bu suçları işleyenleri ve yaşananlara sessiz kalanları asla unutmamıştır ve unutmayacaktır.Eğitim Sen olarak, 24 yıl önce Sivas katliamında, Sivas katliamı öncesinde ve sonrasında yaşanan bütün katliamlara hayatını kaybeden canlarımızı saygıyla anıyoruz. 2 Temmuz 1993 tarihi, insanlık tarihine büyük bir utanç, yüreğimizi yakan bir ateş olarak düşmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Sivas katliamı, 24 yıldır en temel insani değerlerini yitirmemiş herkesin yüreğinde kanamaya devam eden derin bir yara olmayı sürdürmektedir.Katliamda aktif rol oynayan katillerin avukatlarından bazıları sonraki yıllarda AKP’den milletvekili seçilmiş, bazıları bakan yapılmış, hatta Anayasa Mahkemesi üyesi olarak atanarak ödüllendirilmiştir. Katillerin cezalandırılmaması için adeta seferber olan siyasi iktidar, Sivas katliamı davasının ‘zamanaşımı’na uğratılması için elinden geleni yaparak, katillerin cezasız kalmasında önemli rol oynamıştır.Sivas katliamı, tıpkı 1 Mayıs 77 katliamı, Malatya, Maraş, Çorum, Gazi Mahallesi katliamları gibi bilinçli bir şekilde karanlıkta bırakılarak unutturulmak istenmiş, siyasi sorumlular hesap vermemiş, katliamın arkasındaki karanlık güçler bilinçli olarak açığa çıkarılmamıştır.Türkiye’de, 12 Eylül darbe sürecinden itibaren benimsenen Türk-İslam sentezi politikalar ve onun üzerinden yükselen ırkçı, şoven ve gerici düşüncelerin sürekli beslenmesinin en acı sonuçlarından birisi 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği ve bu şenliğe katılanlar hedef alınmıştır. Sivas katliamının hedefi, tıpkı geçmişteki benzer katliamlarda olduğu gibi, egemen inanç sisteminin dışında kalan Aleviler, yıllarca ezilen, sömürülen ve yok sayılanlar olmuştur. Saldırganların engellenmeyerek katliama çanak tutulması, ardından yaşanan trajedinin üzerinin örtülmesi için iktidarın nasıl seferber olduğunu unutmamız mümkün değildir.Türkiye’de yaşayan çeşitli inanç ve mezheplerden halklarımızın umudu ve aydınlık geleceği olan aydın, yazar ve sanatçılarımızın da içinde olduğu 35 insanımız ırkçı-gerici güçler tarafından katledilmiştir. Aradan 24 yıl geçmiş olmasına rağmen, katliamının yarattığı acılar tazeliğini bugün de korumaktadır. Sivas katliamı her ne kadar zamanaşımı üzerinden unutturulmak istense de, insanlık suçlarında zamanaşımı yoktur. Sivas katliamını gerçekleştiren gerici güçler ve onların avukatlığı yapanların bugün adalet talebiyle alanlara çıkan, kitlesel yürüyüşler yapanlara yönelik tehditleri ve hakaretleri, katliamcı zihniyetin bugün de varlığını sürdüğünü göstermektedir.Türkiye’de geçmişte halkları birbirine karşı kışkırtarak, kitlesel katliamlara ve cinayetlere zemin hazırlayanlar, bugün ısrarla ayrımcı, tekçi, ırkçı ve gerici politikalarını sürdürerek halkların barış içinde bir arada yaşama iradesini engellemek adına tehlikeli adımlar atmakta, ülkenin içinde bulunduğu OHAL koşullarını da kullanarak hukuksuz uygulamalarına devam etmektedir.Toplumsal barışı tehdit eden her türlü saldırı ve katliamlara rağmen, Türkiye’de farklı inançların, farklı kimlik ve kültürlerinin barış içinde ve kardeşçe bir arada yaşama isteğindeki ısrarını sürdürmesi önemlidir. Ne yaşadığımız katliamları, ne de iktidarın bu katliamlar karşısında takındığı siyasi tavırları unutmamız elbette mümkün değildir. İnsanlık, kendisine karşı işlenmiş suçları, bu suçları işleyenleri ve yaşananlara sessiz kalanları asla unutmamıştır ve unutmayacaktır.Eğitim Sen olarak, 24 yıl önce Sivas katliamında, Sivas katliamı öncesinde ve sonrasında yaşanan bütün katliamlara hayatını kaybeden canlarımızı saygıyla anıyoruz.