Demokrasinin Son Kırıntılarına Bir Darbe Daha İndirildi!

body: 

Tek adam rejimiyle birlikte demokrasinin temel kurum ve ilkeleri bir bir ortadan kaldırılırken demokratik değerlere yönelik adeta bir inançsızlaştırma operasyonu yürütülmeye başlandı.
Son birkaç yıldır Meclis’e, adalete, yargıya, basına, sendikalara ve daha birçok kuruma karşı vatandaşların inancını yitirmesi için sistematik bir yönelim yaşanıyor. Devlet/AKP yıllardır planlı ve örgütlü olarak kurumları güdümüne sokacak politikalar hayata geçirdi. Güdümüne giren kurumlar ise asıl misyonlarını, var oluş gerekçelerini bir yana bırakarak AKP’nin şubeleri gibi çalıştı, çalışıyor. Birçok kuruma inanç ve güven yitimi uygulanan bu politika nedeniyledir.
Geldiğimiz aşamada uygulanan tekçi ve faşizan politikaların sonucu olarak halkın ezici çoğunluğunun Meclis’e, yargıya, adalete, basına inancı ve güveni oldukça zayıflamıştır.
Buna paralel olarak güdüme girmeyen, yandaş olmayan, muhalif kurumlar ise demokrasinin asgari kuralları dahi rafa kaldırılarak etkisizleştirilmeye, bastırılmaya ve kriminalize edilmeye çalışılıyor. En son Türk-İş başkanı örneğinde olduğu gibi muhalif ses ve eleştirilere anında “hain, terörist” damgası yapıştırılıyor.
Şimdi de seçimleri anlamsızlaştırmak, ortadan kaldırmak ve böylece umutsuzluğu hâkim hale getirerek tek adam rejimine teslim olmamızı hedefliyorlar.
19 Ağustos’ta, Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları’nın görevden alınarak yerlerine valilerin kayyum olarak atanması, meclis üyelerinin tümünün gözaltına alınması tam da bu amaçla yapılmaktadır. Seçilmeleri üzerinden henüz dört ay geçmemiş iken, daha geçmiş dönemin bilançosunu çıkartmakla uğraşırlar iken, büyük bir gürültü ve binlerce polisin operasyonuyla görevden alınmalarının hukuki bir dayanağının olmadığı görülüyor. Öne sürülen gerekçelerin hiçbiri inandırıcı olmadığı gibi seçimlerden önce “gerekirse yine kayyum atayacağız” denildiğini de unutmuş değiliz. Benzer bir tehdidin İstanbul seçimleri sürecinde de yapıldığını göz önüne aldığımızda kayyum politikasının genişleyerek devam edeceğini düşünmekteyiz.
Halkın seçtiği temsilcilerin mahkeme kararı olmaksızın görevden uzaklaştırılıp yerlerine atanmış kişilerin konulması halk iradesinin açıkça hiçe sayılmasıdır. Üç büyükşehir belediye başkanının da %50’lerin çok üzerinde oy aldığı düşünüldüğünde vahim bir siyasal darbe ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.
Biliyoruz ki kayyum politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Bu durum rejimin temel bir özelliği haline gelse de demokrasiye yapılan darbeleri kabul etmedik, etmeyeceğiz. Alışmadık, alışmayacağız, alıştıramayacaklar!
Bu hukuksuz, bu antidemokratik zihniyete karşı, tüm kutuplaştırma ve düşmanlaştırma çabalarını aşarak, demokratik bir ülkeyi inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz.
KESK YÜRÜTME KURULU