BASINA ve KAMUOYUNA 01/05/2018

Bu gün 1 Mayıs! 132 yıldır işçilerin, emekçilerin talepleri ile sokağa çıktığı, yeni bir dünya özlemini dillendirdiği, sermayeye ve onun hükümetlerine karşı dünyanın tüm alanlarında birlik, mücadele ve dayanışmayı haykırdığı bu gün! 1 Mayıs; bayramınız, bayramımız kutlu olsun, tertip komitesi adına hepinizi saygı, sevgi ve kardeşçe selamlıyorum.Öncelikle bu bayramın bayram olarak kutlanması emeğin iktidarının sağlanmasıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Yüz yıldan fazla bir zamandır bu uğurda mücadele eden, bir çok bedel ödeyen dünya işçi sınıfının yiğit evlatları olarak bu uğurda yaşamlarını yitiren tüm yoldaşlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ülkemizde de 1 mayıs 77 de, Taksim 1 Mayıs alanında yitirdiğimiz 34 kardeşimizin şahsında, kardeşimizin idealleri, idealimiz diyor, saygıyla yad ediyoruz.  "DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR" Değerli Çanakkaleli işçiler emekçiler; Çanakkale'nin yağmaya açıldığı, verimli tarım arazilerinin, altıncılara, rantçılara peşkeş çekildiği bu günlerde, Atikhisar Baraj Gölü havzasının bile siyanürcülere verilmek istendiği, Bozcaada, Gökçeada ve Tarihi Yarımadanın bile rant uğruna, turizm adı altında yağmalanmak istendiği, yapımı süren otoyol ve köprü ile, sanayi havzasına dönüştürülmek istenen Güney Marmara ile, termik santrallerle donatılacak Biga yarımadası ile, yaşanılamaz hale getirilmek istenen Çanakkale'nin işçileri ve emekçileri, bizler, el ele kardeşçe şehrimize, toprağımıza, suyumuza, doğamıza, emeğimize sahip çıkacağız. Demokrasi, özgürlük, adalet ve laiklik için omuz omuza barışın kenti Çanakkale de hep birlikte barış türkülerini söylediğimiz bu 1 Mayısta, bu kenti yağmalatmayacağımızı, kaz dağlarının üstünün altından daha değerli olduğunu dosta da düşmana da gösteriyoruz, göstereceğiz. Kadın cinayetleri, tecavüz ve çocuk istismarlarının her geçen gün arttığı bu günlerde hadım tartışmalarıyla istismarın, tecavüzün, cinayetin gerçek nedenleri perdelenmek isteniyor. Vatandaşı, sosyal medya hesaplarına kadar inceleyip, ceza yağdıranlar, kadınları ve çocukları koruma konusunda ne hikmetse elleri kolları bağlı olarak seyirci kalıyor. KHK larla yüzbinlerce emekçinin işten atıldığı bu günün AKPli Türkiyesinde işinden edilen emekçiler açlıkla terbiye edilmek istenmektedir. Kamuda KHK larla iş güvenligi fiili olarak yok edilmiş, işinden edilenlerin göreve dönmeleri hukuksuz bir şekilde engellenmektedir.Günlerin bugün getirdiği baskı, zulüm ve kandır; ancak bu böyle gitmez diyenler, hoşgeldiniz Yepyeni bir güneş doğacak bizle ve her yerde diyenler, hoşgeldiniz!Zorbalar kalmaz gider, güzel günler göreceğiz diyenler, hoşgeldiniz! Bu meydanı ve ülkenin dört bir yanındaki 1 Mayıs meydanlarını birlik için, mücadele için, dayanışma için dolduranlar… Hoşgeldiniz!Demokrasiden, eşitlikten, barıştan, adaletten, özgürlükten yana olanlar,1 Mayıs Birliktir, Mücadeledir, Dayanışmadır. 1 Mayıs Kemal Türkler’dir, Abdullah Baştürk’tür. 1 Mayıs 1977’de, ’89’da, ’96’da yitirdiğimiz canlarımızdır. Haziran İsyanı’nda toprağa verdiğimiz evlatlarımızdır. Buradan bir kere daha ilan ediyoruz ki, 1 Mayıs alanı Taksim’dir. Değerli mücadele arkadaşlarım, Biz Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğuyuz. Biz ülkenin dörtte üçü, yani ücret geliriyle yaşamaya çalışanlarız. Biz bu ülkede üretilen tüm değerlerin, tüm güzelliklerin esas sahibiyiz. Biz Türkiye işçi sınıfıyız. Biz “Cumhur”un büyük çoğunluğu olarak, ülkemizde kurulmak istenen yeni rejimde yok sayılıyoruz.Bu düzenin hangi sınıfların çıkarına, hangi sınıfların zararına olduğuna, Olağanüstü Hal’in ilan edildiği 20 Temmuz 2016’dan beri tanığız. Bu düzen, “OHAL’den istifade” grevlerin yasaklandığı, sendikal hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı bir düzendir. Bu düzen, yasalarla değil fermanlarla yönetilen, Anayasa’nın Kanun Hükmünde Kararnameler ile çiğnenebildiği bir düzendir.Bu düzen taşerona kadro gibi milyonları ilgilendiren, darbe ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konunun bile KHK ile düzenlendiği, böylece ayrımcılığa ve hak kayıplarına neden olan, hak aramayı sınırlandıran bir düzendir.Bu düzen, sayısı 6 milyona ulaşan işsizlerin “geçinemiyoruz, açız” çığlıkları yükselirken, işsizlik fonundaki paraların KHK ile patronlara aktarıldığı bir düzendir. Bu düzen, iş güvencesinin devlet eliyle yok edildiği, tek imzayla, tek emirle, herkesin ama herkesin işsiz kalabildiği bir düzendir. Bu düzen, salon toplantılarından yürüyüşlere, imza toplamaktan mahkemeye başvurmaya kadar her türlü demokratik hak arayışının keyfi biçimde kısıtlandığı/engellendiği bir düzendir.Bu düzen sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının, üniversitelerin, gazetelerin, televizyonların tek bir kişinin tahakkümü altına alınmaya çalışıldığı bir düzendir. Bu düzen işçi sınıfı başta olmak üzere toplumun neredeyse tamamına “sana verilenle yetin” denilen bir düzendir. Bu düzen emeğin, doğanın, kentlerin, tarımın, şeker fabrikalarının, eğitimden sağlığa tüm temel hakların sermayeye, sınırsız kar ve rant arzusuna teslim edildiği bir düzendir.Bu düzen, Soma’dan, Ermenek’ten ders çıkarmayan, işçi sağlığı ve iş güvenliğini sermayenin kar hırsına terk eden, bir yılda 2006 işçinin çalışırken öldüğü bir düzendir. Bu düzen hukukun yerini fermanların, sosyal hakların yerini ulufenin, diyaloğun yerini çatışmanın, liyakatin yerini sadakatin aldığı bir düzendir. Bu düzen seçilmişlerin, halkın temsilcilerinin 18 Martlarda statlarda yuhalandığı, milletvekillerinin cezaevlerine gönderildiği, görevden alındığı bir düzendir. Bu düzen Kayyumlar düzenidir.  Bu düzen cumhuriyetin laiklik ve demokrasi gibi temel nitelikleriyle, “Yurtta Barış Dünyada Barış” gibi temel kurucu ilkeleriyle ve temel yurttaşlık haklarıyla çatışan bir düzendir.Bu düzende, demokrasi, adalet, laiklik, toplumsal barış ve kardeşlik tek adam iktidarına kurban edilmek istenmektedir.Böylesi bir ortamda işçi sınıfının haklarını savunmak giderek güçleşmektedir. Bir kişinin hem meclis, hem hükümet, hem de mahkeme olduğu yerde hiçbir hakkımız güvencede olmaz. Ama biz bu düzenden güçlüyüz. Biz bu düzene itirazı olan, ülkenin geleceğine dair endişe duyan, demokrasiye, barışa ve adalete hasret milyonlarız.Türkiye kritik bir eşikteyken işçi sınıfı olarak sesimizi yükseltme zamanıdır. Biz bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonların buluştuğu 1 Mayıs meydanlarından emeğin demokrasi seferberliğini ilan ediyoruz.Biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız! Bu memleket bizim! Ve bu meydandan söz veriyoruz! Karanlık bir rejimin kurulmasını durduracak, emekçi ellerimizle ülkemizi yeniden kuracağız! İnanıyor ve söz veriyoruz! Güzel günler göreceğiz!  "YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI"Bizler alanları bu bayram gününde dolduran işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler; kurduğumuz kardeşlik sofrasında; hep bir ağızdan; Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ BİRLİK, MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜYAŞASIN 1 MAYISYAŞASIN 1 MAYISYAŞASIN 1 MAYIS

  1. saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

  1 Mayıs Tertip Komitesi Adına  Metin ACAR