BASINA VE KAMOYUNA 16/10/2017

17 yaşındaki lise öğrencisi Helin Palandöken okuldan çıkarken Mustafa Yetgin tarafından katledildi.İki lise öğrenciside yaralandı. Neredeyse her gün bir kadının erkek şiddetine maruz kaldığı ve ne yazık ki yaşamını yitirdiği bir ülke gerçekliğinde Helin’in yaşamını yitirmesinde de diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi yetkililerin gerkli önlemleri almadığı görülmektedir. Cinayetin ardından Helin Palandöken’in sosyal medya hesabından yaşadıklarını anlatıp Murat Yetgin’in tehditlerinden ötürü ‘Gizli bir platonik sapığım var. Sokağa çıkmaya korkuyorum’ şeklinde paylaşımlarda bulunduğu bilgisi de ortaya çıkmıştır. Murat Yetgin’in Helin Palandöken’i rahatsız ettiği ve bu nedenle Helin’in sokağa çıkmaya dahi korktuğu bilinmektedir. Ne yazık ki Helin’in yaşadığı dram daha evvel de yaşanmış başka kadınlar da bu cinayet ve saldırıların mağduru olmuştur. Helin Palandöken’i pompalı tüfekle öldüren, 2 arkadaşını da yaralayan Mustafa Yetgin olay günü teslim aldığı tüfeğin, yurtdışından internet üzerinden sipariş verilerek getirildiği ve ruhsatsız olduğu edinilen bilgiler arasındadır. Buda gösteriyor ki isteyen istediği silahı çok rahatlıkla temin edebiliyor. Helin Palandöken’in sokağa dahi çıkmaya korktuğu bir ortamın oluşması, kadınların erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirmesi, erkeklerin kadına karşı şiddetinin yeterli cezai yaptırıma maruz kalmıyor olmasından kaynaklandığını düşünmeye gerk bile yok. Biz biliyoruz ki yine kravat takmakla iyi halle ceza indirimleriyle katiller Salı verilecektir. Kadın cinayetleri ile ilgili Özgecan Aslan cinayeti bir simgeye dönüşmüş olup aradan geçen zamana rağmen hiçbir yasal düzenleme yapılmamıştır. Evet bir yasal düzenleme var. AKP hükümeti tarafından, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören yasa tasarısı geçen haftalarda Meclis’e sunuldu.Tasarıda var olan iki nokta kadın ve çocuklar için oldukça vahim sonuçlar doğurma tehlikesi barındırıyor. Birincisi; tasarı ile Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 22. maddesinde düzenlenen Evlendirme Yetkisine sahip olanlar arasında il ve ilçe müftülükleri de eklendi. Tasarının yasalaşması halinde İçişleri Bakanlığı’nca yetkilendirilen il ve ilçe müftüleri resmi nikah kıyabilecek. İkincisi ise; bundan böyle sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak. Doğum bildirimi; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılacak. Beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılacak. Nikah Memurları ve Belediyelerin resmi nikah kıyma noktasında herhangi bir yetersizlikleri söz konusu değilken ”Müftülüklere ve gerekirse Müftülerin görevlendireceği imamlara” resmi nikah kıyma yetkisi verecek olan yasa tasarısında amaçlananın Hükümet yetkililerinin söylediği gibi ”kadınları ve kız çocuklarını korumak” yada ”laikliğin gereği” olmadığı çok açıktır. AKP, çok eşliliğinin önünü açmak, kadınları boşanma ve miras hukukunun dışına itmek, kız çocuklarının tecavüz sonrası hamileliklerinde istismarcıların korunmasını ve cezasız kalmasını sağlamak, doğumlarda anne ve bebek sağlığını riske atmak gibi kadın bedenini ve iradesini denetlemek istemektedir. Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların bildirimi nüfus memurlarına sözlü olarak yapılabilecek olması, kız çocuklarının istismardan kaynaklanan hamileliklerinin ve yaptıkları doğumların bildirilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak, böylece yaşanan istismarların kayıt altına alınması zorlaşacak ve kız çocuğunu hamile bırakan istismarcının tespiti ile bu kişilerin yargılanmasının önü kapatılmış olacaktır. Sözlü beyan, kız çocuklarının doğum yapmalarının takibini de ortadan kaldıracaktır. Tasarı, kadınların temel hak ve özgürlüklerine yönelik bir saldırı olduğu kadar çocuk istismarını da teşvik etmektedir. Bu yasa tasarısı öncelikle Medeni Kanun ile düzenlenmiş alanların, dini bakış açısı ile yeniden şekillendirilmeye çalışılmasına, kadınlar ile çocukların kanun tarafından korunan haklarının gasp edilmesine ve çocuk hakları sözleşmesine açık bir saldırı niteliğindedir. Fetvalarla kadınların ve çocukların hedef gösterildiği dolayısıyla da cinsel istismarın ve kadına yönelik şiddetin sürekli kılındığı bir süreçte, AKP hükümetinin kadınlara düşman politika üretme ve yasa yapma süreçlerinin devamı olarak gündeme getirdiği bu tasarının yasalaşmasına karşı, yaşam tarzımız ve inancımız ne olursa olsun tüm kadınları kadın düşmanlığına karşı birleşmeye çağırıyoruz. Daha önce kürtaj, istismar ve boşanma yasa tasarılarında olduğu gibi bu tasarının da yasalaşmasına izin vermeyeceğiz.